Sözlükte "sınıf" ne demek?

1. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri; takımlardan oluşan birlik, dalların altbölümü.
2. Ders okutulan yer, derslik, dershane; önemlerine, niteliklerine göre kişi ya da nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri.

Cümle içinde kullanımı

Birinci sınıf öğrencileri.

Sınıf kelimesinin ingilizcesi

n. class, classroom, schoolroom, sort, category, grade, branch, circle, denomination, estate, form, genus, order, race, rank, rate, sphere, States
Köken: Arapça

Sınıf nedir? (Felsefe)

1) Toplumsal Sınıflar:

Maddeci tarih anlayışının temel kavramı.

Tarihsel bakımdan sınırlan belli bir «toplumsal üretim sistemi içinde bulundukları yerler, üretim araçlarıyla olan -çoğu kez yasalarla saptanmış ve pekiştirilmiş- ilişkileri, toplumsal organizasyonunda oynadıkları roller ve dolayısıyla, toplumsal zenginlikten pay alma tarzları ve aldıkları payların büyüklüğü bakımından birbirlerinden farklı durumda bulunan büyük insan kümelerine sınıf adı verilir. Sınıflar, belirli bir sosyo-ekonomik sistem içindeki yerlerinin farklı olması nedeniyle, diğerinin emeğini kendine maleden insan guruplarıdır.»(Lenin) Bir sınıfı belirleyebilmek için bu ayırd edici özellikleri bütünlükleri içinde ele alıp incelemek gerekir. Her durumda, sınıfların ayırd edilmesine olanak tanıyan temel belirlenim, toplumsal üretim araçları üzerindeki mülkiyettir. Sınıfın, ayır edici diğer özelliklerinin tümü bundan türer.

Bilimsel sınıf teorisi Marks ve Engels tarafından kurulmuş, Lenin tarafından geliştirilmiştir. Sınıfların varlığı ve birbirleriyle savaşımı, Marks’ tan Önce burjuva teorisyenlerinden Thiers, Thierry, Guizot ve burjuva iktisatçıları Smith ve Ricardo tarafından saptanmıştır. Marks’ ın bulduğu ise, «1) Sınıfların varlığının, yalnızca üretimin belirli tarihsel gelişme aşamalarına bağlanmış olduğu; 2) Sınıf savaşımının zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne götürdüğü; 3) Ancak proletarya diktatörlüğünün, tüm sınıfların işlevlerinin son bulmasını ve sınıfsız bir topluma geçişi sağladığıdır(Marks).

Suuflar tarihsel birer fenomendirler; toplumsal gelişme boyunca, üretim araçlarının özel mülkiyeti zemini üzerinde doğarlar ve bu varlık koşullan ortadan kalkınca, komünist toplumda, toplumun tüm üyeleri ile üretim araçlan üzerindeki mülkiyet arasında uyumlu bir ilişki sağlanınca, sınıflar da ortadan kalkacaktır.

İlkel toplumda sınıf diye bir şey yoktu; ilk kez üretim güçleri sömürüyü olanaklı kılan bir düzeye ulaştıktan sonra, özel mülkiyet doğdu ardından da sınıflar oluştu ve böylece sınıf savaşımı başladı. Toplumun sınıflara bölünmesi ve çoğunluğun azınlık tarafından sömürülmesi, toplumsal ilerlemenin koşuluydu; çünkü bu sömürü, üretimin ve devlet işlerinin yönetilmesi, bilimin, sanatın ve hukukun geliştirilmesi vb. tüm toplumu ilgilendiren sorunlarla uğraşacak sınıfın, özgürleşmesine ve bedensel çalışmadan kurtulmasına olanak verdi.

Nihayet, kapitalizmin dev üretim güçleri çalışmanın üretkenliğini öyle bir düzeye ulaştırdılar ki, üretimin bu düzeyi, sınıfların varlığını ve sömürüyü gereksiz kıldı; hatta onları ilerlemenin bir engeli haline getirdi.

İşçi sınıfı, sömürülen sınıfların tarihsel bakımdan sonuncusudur; toplumsal üretim süreci içindeki yeri bakımından, sömürüye son vermekle, -proletarya diktatörlüğünü ve ilk aşaması sosyalist toplum olan komünist toplumu kurarak- sınıfların aşılmasını hazırlamakla, nihayet komünist toplum aşamasında bunu gerçekleştirmekle yükümlü olan sınıftır.

Bir sosyo-ekonomik kuruluşta her sınıf aynı rolü oynamaz; toplumda temel sınıflar ile yan-sınıflar vardır. Bir sosyo-ekonomik kuruluşun —örneğin köleci toplumdaki köle sahipleri ve köleler, feodal toplumdaki feodal beyler ve serfler, kapitalist toplumdaki burjuvazi ile proletarya gibi- temel sınıfları, mevcut uzlaşmaz mülkiyet ilişkilerinin doğrudan sonucudurlar. Yan-sınıflara gelince, bunlar ya aşılmış sosyoekonomik kuruluşlardan arta kalmış mülkiyet biçimlerine dayanan, ya da gelecekteki bir sosyoekonomik kuruluşun filizlerini oluşturan üretim tarzlarına dayanan sınıflardır. Temel ve yan sınıflardan başka, aydınlar gibi, bağımsız bir rol oynayamayan toplumsal katmanlara da rastlanır.

Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin, dolayısıyla sömürünün aşıldığı sosyalist toplumda, sınıf uzlaşmazlıkları bulunmamakla birlikte, sınıflı yapı devam eder. Sosyalist toplumda işçi sınıfı ve kooperatif köylüleri sınıfı, gerçi hala birbirlerinden farklıdırlar ama, bunlar sömürü tanımazlar, aralarında uzlaşmazlık da yoktur; bunlar, işçi sınıfının ve onun partisinin öncülüğünde, sosyalist toplumu ve komünist toplumu birlikte kuran ve bu yolda, kendi aralarındaki farkları yavaş yavaş aşacak olan bağlaşıklık halindeki sınıflardır.

Sosyalist toplumdaki sınıf farkları, sosyalist mülkiyetin farklı biçimlerinden, bu mülkiyet biçimlerinin toplumsal üretimdeki rolünden ve toplumsal zenginlik payının elde ediliş tarzından ileri gelmektedir. İşçi sınıfı, sosyalist devlet mülkiyeti sayesinde, diğer emekçilerle birlikte önemli üretim araçlarının sahibidir; kooperatif üyeleri ise, önemli üretim araçlarını gurup mülkiyeti olarak elde tutarlar; ayrıca tek tük özel mülkiyet sahipleri hala bireysel üretim araçlarına sahiptirler.

Sosyalist toplumdaki sınıflar ve katmanlar, temel toplumsal çıkarları itibariyle birlik gösterirler; bu birliğin temeli üstünde, işçi sınıfının ve onun Marksçı-Leninci parti’ sinin öncülüğünde, halkın politik ve manevi birliği oluşur. Gelişmiş sosyalist toplumda sınıflar ve emekçi katmanlar Marksçı-Leninci ideolojiyle birbirlerine gittikçe daha çok yaklaştılar; bu süreç sınıfsız toplum aşamasına geçildikten sonra, sınıfların işlevinin gitgide son bulmasına yol açar. Burjuva ve revizyonist ideologlar, daima Marksçı-Leninci sınıf teorisini çürütme çabası içinde olmuşlardır. Ne kadar farklı türlerde olurlarsa olsunlar bu çabaların hepsi, uzlaşmaz sınıf karşıtlıklarını gizlemek ve kapitalist toplumda sınıflar arasında uyum sağlama olanağının var olduğu inancını yaymak amacını güderler. Günümüzde, sanayi toplumu teorisinde, bu teorinin içine sokabileceğimiz, toplumsal ortaklık gibi terimlerde, yada aydınların bilimsel-teknik devrim sürecindeki öncü rolünü abartan görüşlerde ve devrimci girişkenliğin işçi sınıfından aydınlara kaydığını öne süren vb. yaklaşımlarda bu ideolojilere rastlarız. Bu çabaları, köhneleşmiş kapitalist toplumu ayakta tutmak isteyen burjuvazinin sınıf çıkarları desteklemekte ve belirlemektedir. Marksçılık-Leninciliğin sınıf teorisi, insanlık tarihinin tüm akışı boyunca kanıtlanmıştır ve toplumsal yapıların analizinde güvenilir bir teorik dayanak sağlar.

2) Mantıksal Sınıflar:

Modem mantığın, her bilimde uygulama alanı bulan temel kavramı; mantıksal sınıf denince: 1) belirgin özellikleri ortak bireylerin topluluğu; 2) böyle bir sınıfın fikirsel imgesi anlaşılır.

Bireyler sınıfının nesnel gerçekteki varlığı, kavramların kurulmasını sağlayan temel dayanaktır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç