Diş nedir?

Sindirim sisteminin, kesmeye, koparmaya yarayan bölümüdür. Dişler, biçimlerine göre İsim alırlar:

Kesici dişler: Alt ve üst çenelerin ön tarafında bulunurlar. Hepsi sekiz tanedir. Alttakiler daha küçük olur. Kunduz gibi hayvanların bu dişleri çok gelişmiştir.

Köpek dişleri: Kesici dişlerin iki yanında birer tane olarak bulunan sivri dişlerdir. Sayıları dört tanedir. Aslan, kedi köpek vb. gibi hayvanlarda bu dişler çok gelişmiştir.

Azı dişleri: Hepsi yirmi tanedir. İlk çıkan azılara «küçük azılar» denir, sayıları 8 tanedir. 12 tane de «büyük azı» vardır. Bunlara öğütücü dişler de denir. At ve sığır gibi hayvanlarda bu dişler çok gelişmiştir. İnsanın bütün dişlerinin çıkması 6 aylıktan başlar ve en geç 30 yaşında tamamlanır.

Dişler üç tabakadan meydana gelir: 1. Fildişi tabakası: Dişlerin büyük bir kısmını meydana getirir. Kalsiyum ve fosfordan meydana gelmiştir. Bu tabakayı taç bölümünde mine, kök bölümünde de seman tabakası kaplar. 2. Mine: Fildişi tabakasını saran çok sert bir tabakadır. % 96'sı anorganik maddelerden meydana gelmiştir. 3. Seman tabakası: Bir kemik çeşididir. Diş köklerini dıştan çevirir ve dişlerin çene kemiğine tutunmasını sağlar. Her diş, üç kısımda incelenir: «Taç» dişlerin, diş etinin dışında kalan kısmıdır. Diş etinin altında kalan bölüm de «kök» tür. Bu iki tabaka arasında hafifçe içerlek olan bölüm de «boyun» dur.

Dişlerin ortasında bir boşluk vardır. Bu kanalda sinirler ve kan damarlar, lenf damarları bulunur. Buraya «diş özü» denir. Buradan kökün ucuna bir kanal gider. Sinir ve damarlar bu kanaldan dişe girerler. Diş bakımında İlk şart, dişlerimizi her yemekten sonra muhakkak fırçalamaktır. Bu sayede dişlerin hem parlaklığı sağlanır, ağız kokuları önlenir, hem de dişlerin çürümesinin önüne geçilmiş olur. İnsanlarda ve hayvanlarda dişlerin başlıca görevi besinleri kesip parçalayarak ve çiğneyerek sindirimi kolaylaştırmaktır. Bazı hayvanların dişleri birbirinin eşidir (yunusbalığı) ama insanda böyle değildir insanın ağzında dört çeşit diş vardır:

diş

• Sekiz tane yassı kesici diş
• Dört tane sivri köpekdişi
• Sekiz küçükazı
• On iki büyükazı

Çocuk doğduğu zaman dişsizdir. Sonra dişler iki aşamada gelişir. Çocuk 5-6 aylık olunca geçici dişler çıkar (süt dişleri) giderek sayısı yirmiyi bulan bu dişler yavaş yavaş düşer (6 ile 12 yaş arasında) yerine daimi ve eksiksiz ikinci dişler çıkar (otuz iki tane). Bunlar düşse de yerine yenisi çıkmaz. Çiğneme sırasında bazı yemek artıkları dişlerin arasında kalabilir; bakteriler bu yemek artıkları içinde gelişir ve dişlerde doku bozukluğuna (çürükler) sebep olabilir bu da bazen çok ciddi bir hal alır ve sancı verir. Bunun için dişleri çok muntazam olarak fırçalamak (her yemekten sonra) ve hiç olmazsa yılda bir defa dişçiye muayene ettirmek kesinlikle gereklidir. Diş bakımında fazla sıcak ve fazla soğuk besinleri ağıza almamanın fındık ceviz gibi meyveleri dişle kırmamanın da önemi vardır.

Süt dişleri

5 yaşına kadar olan çocuklarda ise 20 adet süt dişi bulunur. 6 aylıkken ilk olarak alt ön keser dişlerle başlayan sürme süreci 3 yaşında tamamlanır. 5 yaşına kadar çocukların tüm süt dişleri ağızda mevcuttur. 5 yaşından itibaren süt dişlerinin yerini daimi dişlere bıraktığı karma dişlenme süreci başlar ve bu süreç ortalama 13 yaşında tüm daimi dişlerin ağızda yerini bulması ile son bulur. Süt dişleri, sürekli (daimi) dişlere göre daha zayıf olmasından dolayı çürüğe ve aşınmalara karşı daha dayanıksızdır.

Dişin yapısı

Diş, klinik olarak taç, boyun (kole, collum dentes) ve kök (radix dentes) kısımlarından oluşur. Taç kısım ağızda görünen ve mineyle kaplı bölümdür. Kole yani diş boynu diş etiyle sarılı mine-sement birleşimidir. Kök ise periodontal ligament tarafından kemiğe bağlandığı için çene kemiğinin içinde kalan kısımdır.Mine, dentin,sement dişin sert tabakalarını oluştururken pulpa (diş özü) dişin yumuşak olan tek tabakasıdır. Mine dişin en dış tabakası olup şeffaflığını verir. Mine doğada elmastan sonraki en sert maddedir ve hidroksi apatitten oluşur. Sement ise diş minesi gibi kök yüzeyini örten ince tabakadır. Sement ve minenin altındaki tabaka dentin tabakasıdır. Dentin; pulpanın diş tabakalarında yoğun olarak bulunan ve diş pulpası (özünün) temel hücreleri kabul edilen (odontoblast)'ların uzantılarının yoğunlukta olduğu yarı sert bir tabakadır.

Dişe sarı-koyu rengini verir. Diş yaşlandıkça, dentin miktarı artar mine miktarı azalır bu da dişlerin yaşlandıkça daha sarı görünmesine sebep olur. Dişin iç kısmındaki boşlukta ise pulpa (diş özü) adı verilen damar ve sinirden zengin özelleşmiş bir bağ dokusu vardır. Pulpa; dişin özüdür ve dişin basınçları, termal etkileri algılamasını, kanlanmasını sağlayan kısmıdır. Pulpa temelde bir bağ dokusudur, içinde yaşla ters orantılı olarak azalan Odontoblast, Fibroblast, kılcal damarlar, sinirler ve yaşla doğru orantılı olarak artan bağ dokusu barındırır. Dişlerin ağrıya hassas olmasının en önemli nedeni pulpadaki sinirlerin vücuttaki en hızlı sinirler olmasıdır.

Kapalı çürükler olarak tabir edilen diş çürüklerinde pulpada ödem oluşur, pulpa çevresinde ödemin akacağı veya şişlik oluturacağı kadar alan olmadığı için sinirler basınçtan aşırı etkilenir ve en kötü ağrı olarak tabir edilen diş ağrısını oluşurur. Diş ağrısının geceleri daha fazla hissedilmesinin sebebi vücudun biyolojik saati nedeniyle geceleyin dokulara kan akışının fazla olması ve bu nedenle de pulpadaki hiperemi ve ödemin artmasıdır. Pulpadaki odontoblastlar dentin yapmakla görevlidir. Diş yaşlandıkça dentin miktarının artmasının sebebi odontoblastların hayat boyu süren dentin üretimidir. Diş, çene kemiklerinin "alveol" kısımlarına "periodontal ligament" ile tutunur. Periodontal ligament, diş kökünü saran sementin alveol kemiğe tutunmasını sağlayan farklı yönde ve uzunlukta birçok ligamentin ortak adıdır.

Periodontal ligament ve alveol kemik kaybı periodontitis olarak adlandırılır. Bu dişin mobilitesine (sallanmasına, dental mobilite) sebep olan genelde ağrısız bir hastalıktır. Diş eti (gingiva) çevresinde biriken gıda artıkları diş çevresindeki diş etinde önce gingivitis denen daha hafif bir enfeksiyona neden olur. Diş çevresi temizlenmedikçe olay ilerler ve diş etinin altında bulunan periodontal ligament ve hatta alveol kemiğe kadar ulaşır ve periodontitismeydana gelir. Periodontitis, genelde ağrısız olduğu için hasta tarafından önemsenmez ve bu nedenle çürüklerden daha tehlikeli bir diş kaybı nedenidir. Periodontiumun temel olarak, ağızda bulunan mikroorganizmalara karşı bir bariyer oluşturur ve çiğneme (mastikasyon) esnasında dişe gelen basınçlara süspansiyon sağlayarak amortisör görevi görür.

Periodontium, alveolar kemik, diş eti, sement ve periodontal ligamentten oluşur. Dişler normalde çene kemiğine çakılı (ankiloz) vaziyette değildir. Nadiren ankiloze dişler ile karşılaşılabilir. Çene kemiği ile diş arasında bulunan aralığın yani periodontal aralık adı verilen boşluğun calsifiye olması (kalsifiye veya kireçlenme)nedeniyle diş alveolüne ankiloze olur. Günümüzde dahi dişlerin nasıl veya neden sürdükleri tam olarak açıklanamamaktadır. İnsan vücudunda sadece dişler yumuşak dokuyu yararak çıkan sert organlardır. Bunun haricinde tüm kalsifiye organlarımız yani kemiklerimiz yumuşak dokularla sarılıdır. Diş minesi, elmastan sonra en sert yapıdır. İçinde GBLL adlı bir madde bulunur. Bu madde hem dişe hem de mine ye sertliğini verir. Bilimsel araştırmalara göre GBLL maddesinin dişe beyaz rengini verdiği açıklanmıştır. Ancak bu maddeyi yenilemek için günde en az 2 kere ve yaklaşık 3 dakika fırçalanmalıdır.

Yirmi yaş dişleri

Alt sağ, alt sol ve üst sağ, üst sol olmak üzere toplam 4 adet yirmi yaş dişi vardır. Yirmi yaş dişerinin ağızlarda yer bulamamasının temel nedeni insan neslinin daha yumuşak gıdalarla beslenmesi sonucu çenelerinin küçülmesidir. Bazı ağızlarda konjenital (doğumsal/genetik) olarak yirmi yaş dişleri hiç bulunmaz. Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ancak yer darlığı ve başka nedenlerle sürmez ve çene kemiklerinde gömülü kalırlar.

Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ve yarı yarıya sürerler. Sürme tam olmaz. Buna yarı gömülü yirmi yaş dişi denir. Yarı gömülülük iki tipte olabilir. Birincisinde dişin taç (kron) kısmının üzerinde operkulum (operculum,pericoronium) adı verilen mukoza parçası olabilir. İkinci tipteyse dişin taç kısmının bir bölümü kemik dokuyla örtülüdür. Her iki şekilde de yarı gömülü yirmi yaş dişlerinin etrafında gıda artıklarının birikeceği enfeksiyona (iltihap) elverişli bir alan meydana gelir.

Bazı ağızlarda yimi yaş dişleri diğer azı dişlerinden farksız olarak gayet normal biçimde sürerler. Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri, sürerken önündeki dişleri iteleyerek yer darlığına sebep olurlar. Bunun sonucu olarak da genelde alt keser dişlerde eğrilik meydana gelir. Yine bu "iteleme" esnasında, birbiriyle normal temasını kaybeden bazı dişler de çürüyebilir. Sonuç olarak, kişiler yirmi yaş dişleriyle ilgili sorun yaşamamak için bir diş hekimine başvurmalı ve ağzında yimi yaş dişi var-yok, yirmi yaş dişinin sürebileceği alan var-yok şeklinde ilgili muayenesini yaptırmalıdır.

Sözlükte "diş" ne demek?

1. Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyazımsı organlardan her biri; omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar.
2. Çark, testere, tarak gibi çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri; kimi dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak ya da sivri bölüm.
3. (sarmısak, karanfil gibi dişe benzetilen şeyler için) tane; çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyazımsı organlardan her biri.

Cümle içinde kullanımı

Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı.
- Sait Faik Abasıyanık

Diş kelimesinin ingilizcesi

[Dis-] adj. dental, odontic
n. tooth, cog, jag, clove, knurl, notch
pref. dent

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç