Vird nedir?

Zikir; Allah’ı anmak üzere söylenilmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümü diye tanımlanmaktadır.

Vird; Allah’ı anmak üzere söylenilmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların bir çeşididir. Kısaca bir "zikir çeşididirde" diyebiliriz.

Vird, Müslümanları her gün belli miktarda yapması gereken günlük vazifesini anlatmaktadır.

Nakşibendi tarikatında gizli zikir esasken Kadiri tarikatı açıktan zikri tercih etmiştir. Sadatı Kiram'ın ismini ezberlemeden İhlas suresi zikri yapılır. İsimler ezberlendikten sonra; günde 5.000'den başlayan Kalp zikri, 21.000'den sonra Letaif zikri, 101.000'den sonraysa Nefy u isbat zikrine başlanır yani Lailaheillalah denir. Bazı kollarda nefy u isbat zikrine geçmeden önce, bazılarında ise ondan sonra hatme-i tehlil denilen, "la ilahe illallah" zikri yapılır. Bu zikre genellikle hayat boyu devam edilir. Mürşidlerin vefatlarına kadar günde 30.000, 50.000 gibi yüksek sayılarda hatme-i tehlil yaptığı bilinmektedir.

Virdi kimsenin görmediği yerde ve seher vakitlerinde çekmek tercih edilir. Mecbur kalmadıkça akşam ile yatsı namazları arasında vird çekilmez. Bundan başka her vakit çekilir. Vird yirmidört saat içinde bitmelidir. Bitmezse kazası yoktur. Mürşidin huzurunda vird çekilmez. Vird çekilirken abdestli olunmalıdır. Yüzü kıble tarafına olacaktır. Hatmede ve rabıtada olduğu gibi sağ ayağını sol ayağının altından çıkarıp, sağkalçası üzerine oturulacaktır. Ancak özürü olan kişi ona nasıl kolay geliyorsa o şekilde oturabilir. Vird çekerken gözler kapalı olmalıdır. Üzerine hafif bir örtü atmak, duvara yakın oturmak ve küçük bir yerde yapmak tercih edilir.

Nakşibendilik'te vird

Nakşibendilik yolunda vird, günlük ders olarak yapılan zikirdir. Bu ders, müridin kalbindeki manevi hastalıkları yok etmesi için verilir. Vird, kişiye özel verilen zikir dersidir. 24 saat içinde bir defa yapılır. En azı 5000 defa kalp üzerinde Allah adı zikredilir. 21.000'den sonrası 101.000'e kadar "letaif zikri"adı verilir. Bundan sonra da nefiy ve ispat (kelime-i tevhid zikri) adıyla zikir yapılır. Vird, kalpten Allah’ı zikretmenin adıdır.

Vird ile amaçlanan nedir?

Vird ile amaçlanan kalbin ve nefsin durulmasını sağlamaktır. Çünkü zikir kalbin ve nefsin ilacıdır.

Virdlerin konmasının sebebi nedir?

Virdlerin konmasının esas sebebi , boş vakit geçirmemektir.

Vird hangi vazifeleri kapsar?

1. "Allah", "la ilahe illallah" gibi zikir lafızları

2. Namaz kılmak

3. Kuran okumak

4. Salat u selam

5. Tefekkür

6. Murakabe

7. Rabıta

Vird ne zaman çekilir?

Virde başlama ve bitirme saati çok önemlidir. Mürid bir vakti (sabah, öğlen, ikindi, yatsı) belirleyip ona niyet ederek kendine o vakti adet edinmelidir. Bu kimse arada bir (uyuyakalmış, hasta olmuş, ve benzeri) belirlediği vakte riayet edemezse bir şey olmaz. Efdal olan imsaktan imsağadır. Vird dersi yirmi dört saat içinde tamamlanır. Yukarıda söylediğimiz gibi başlangıç saati ile bitirme saatini herkes kendi durumuna göre ayarlayabilir. Malum; oruç tutarken imsak vakti girince, eski gün de bitmiş oluyor. İmsak vakti başladığında nasıl ki yemek ve içmek sona eriyorsa; aynen bunun gibi, virde başladığımız saatten yirmi dört saat sonrasına kadar zikir yapabiliriz. Ancak 24 saat bitince, yeni günün vazifesi başlamış olur.

Vird nasıl çekilir?

Vird tesbih ile çekilir. tesbihi sağ elimize alırız. Daha önce letaifte tarif ettiğimiz şekilde kalbimizin hemen alt kısmına elimizi koyup dilimizi damağa yapıştırarak her bir tesbih tanesini “kalbimizden” Allah Allah diyerek çeviririz. Bunu söylerken dilimizin damağımıza yapışık olmasına dikkat ederiz. İçimizden söylediğimiz Allah kelimesinin manasını düşünürüz. Kalbin illa o kelimeyi söyleyip söylememesi mühim değildir. O mananın kalbe yerleşmesi lazımdır.
Burada kıymetli olan, kalbin her seferde atışına uygun olarak “Allah… Allah…” demesi değildir. Asıl önemli olan, “Allah” manasının kalbe yerleşmesidir. Bu mana kalbe yerleşince, kalbin devamlı Allah’ı hatırlama kabiliyeti ortaya çıkmış olur.

Mananın kalbe yerleşmesinin anlamı şudur: Diyelim ki yalnız kalbin atışı ile beraber olarak Allah kelimesi söylenmiş olsa; normal bir kalp dakikada altmış kere atar. Biz de dakikada altmış kere “Allah… Allah…” demiş oluruz. Ama mana oraya yerleşirse kesintisiz binlerce kere “Allah… Allah…” diye zikir meydana gelir. Onun için biz, yalnız kelimenin manasını düşünüp bu manayı kalbe yerleştirmeye gayret ederiz. İnsan o manayı kalbe yerleştirdiği zaman artık o kelimeyi söyleyince artık kelimenin anlamına takılıp kalmaz.
Peki, “Allah” kelimesinin manası kalbe yerleşince ne olur? İşte o zaman Peygamber Efendimiz’in (SAV) tarif ettiği “ihsan makamı” elde edilmiş olur. İhsan makamına ulaşan kişi, sanki devamlı Allah Teala’yı görür gibi yaşamaya çalışır.

Vird adabı

1. Sadat-ı Kiram’ın isimlerini ezbere bilen ergenlik çağına gelmiş herkes beş bin kalb zikri alabilir. Onbeş yaşından küçük çocuklara, isterlerse vird dersi verilebilir, onbeş yaşına kadar beş binde devam ettirilir.

2. Zikir abdestli iken yapılır. Zikir sırasında abdest bozulursa yenilenip kaldığı yerden devam edilir veya daha sonra çekilir.

3. Vird kıbleye karşı oturarak çekilir. Mümkünse adap üzere oturulur. Ancak bir hastalık veya sıkıntı halinde vaziyetine uygun bir şekilde oturabilir.

4. Zikre ilk defa başlayan mürid tespihini elli defa döndürür. Bunun için ne kadar vird çektiğini anlamak amacıyla sol elinde ikinci bir tespih kullanır.

5. Yirmi dört saat içinde sadece bir kez vird çekilir. Günün hangi saati virdin ilk başlangıcı olarak tespit edilmişse, mürid ertesi gün o saate kadar virdini tamamlamalıdır.

6. Her müridin, virde başlama-bitirme saatleri farklı olabilir. Ancak virdi her yeni günün sabahından başlayıp o günün yatsı namazının son vaktine kadar bitirmek güzel olur.

7. Kalb zikri olan vird dersi, bu yolda ilerlemek isteyenlere verilir, kimse bu dersi yapmaya zorlanmaz.

8. Kalb zikri beş bin ile başlar. Yirmi bir binde biter. Bundan sonra 23 yirmi üç bin ile letaif zikri başlar, yüz bir (101) bine kadar devam eder.

9. Vird bir oturuşta tamamlanırsa güzel olur. Ancak durumu müsait olmayanlar virdini birkaç oturuşta tamamlayabilir.

10. Ara verilerek devam edilecek ise mutlaka Fatiha sureleri okunmuş, tespih en az birkaç defa döndürülmüş olmalıdır. Bu bir usuldür. Fatihalar okunduktan sonra tesbihe başlanmadan ara verilecek olursa, tekrar oturuşta Fatihalar yeniden okunur

11. Usulüne uygun olarak virde ara verilmiş ise, yeniden başlanacağı vakit artık Fatiha sureleri okunmaz. Sadece yirmi beş defa "estağfirullah" denilerek zikre başlanır.

12. Günün her anı vird çekilebilir. Sadece akşam ile yatsı vakti arasında, rabıtanın önceliği vardır. Mürid namazı kılmış, rabıtasını tamamlamış ve vakti varsa virdini çekebilir. Ancak Sadatlar bunu hiç yapmamışlardır.

13. Vird için sabah ve akşama giriş vakitleri tavsiye edilir.

14. Tesbih taneleri işaret parmağı ile hızlıca tek tek döndürülür, kasıtlı olarak atlanmaz. Ancak kasıtsız olarak aradaki atlamalar için bir şey gerekmez.

15. Zikirden maksat Yüce Allah’ı birlemek ve yüceltmektir. Tesbih tanelerine takılmaya gerek yoktur. Zikir esnasında sayı saymaya değil, kalbi zikirde toplamaya çalışmalıdır.

16. Tesbihi döndürürken, yanlışlıkla meydana gelen şaşırma, atlama gibi durumlar için bir şey gerekmez. Ancak çok uyku, yorgunluk, sinir ve sıkıntı anlarında vird çekmemelidir.

17. Vird çekerken sayı tespihinin neresinde kaldığını karıştıran veya unutan kişi, tahmin ettiği en az sayıdan başlar.

18. Virdini çekemeyen mürid, bu yoldan uzaklaşmış sayılmaz. Ancak zikirle gelecek faydaları kaçırmış olur. Vird, nefsin terbiyesinde ve kalbin temizlenmesinde en başta gelen bir ameldir. Virdi olmayanın varidi/manevi hali ve feyzi olmaz denmiştir. Vird olmadan, gerçek müridlik yapılmış olmaz.

19. Başladıkları dersi artırmak isteyenler, mürşidine veya onun görevlendirdiği kişilere (vekile) müracaat ederler. Vekil, belli bir yere ve sayıya kadar vird artırmaya yardımcı olabilir. Ondan sonrasını mürşide bizzat sormalıdır.

20. Vird, en az dört ay çekildikten sonra artırılmalıdır. Özel bir durum olursa, mürşide danışarak daha önce de artırmak mümkündür.

21. Vekil, kimseyi virdini artırması için zorlayamaz. Kimsenin vird süresini takip etmesi gerekmez. Sofiye vird tavsiye ve teşvik edilir, kendi gönlü ile müracaat edenin virdi usulünce artırılır.

22. Vekil, yirmi bir bine kadar artırabilir. Artış, ikibin ikibin olur. Mürşid ise, gerekli gördüğü kadar artırır.

23. Vird çekerken vücutta meydana gelen ağrı, yanma, batma, bayılma, sızı gibi haller, virdi artırma sebebi olabilir. Ancak vekil, bu tür hallerde virdi bırak diyemez, durumu mürşide bildirir.

24. Şehadet parmağı olmayanlar vird çekemezler, hallerine uygun zikir dersleri alırlar.

25. Gününde çekilememiş olan vird, kaza edilmez. En dar anlarda virdi terk etmek yerine, Fatihaları okuyup hediye etmek ve bir miktar tespih çekmek gerekir. Bunun da feyzi ve faydası vardır.

26. Hareket halindeki araçta vird çekilmez. Yolculuk sırasında mürid vird dersini çekemediği için zarar görmez. Ancak kalben uyanık olmaya ve bir sayı düşünmeden kalbiyle zikretmeye çalışmalıdır. Bunu her durumda yapabilir.

27. Normal şartlarda örtüsüz vird çekilmez. Ancak kişi örtü yerine kullanabileceği herhangi bir şey bulamazsa veya bunaltıcı sıcaklık varsa örtü kullanmayabilir. Bu da izne tabidir.

28. Örtü kullanılmadan vird çekileceği zaman önünü bir duvara veya direğe getirmeli, insanların gelip geçeceği yerlerde virde oturmamalıdır.

29. Mürid hiçbir virdi kendi başına artırıp eksiltemez. Kendi başına mürşidinin verdiği zikirlerin dışında yeni zikir çeşitleri tercih edemez. Ederse ilerleyemez ve şeytanın hilelerinden emin olamaz. Bu işte asıl fayda kamil mürşide itaattedir.

30. Günlük işlerin önünde veya sonunda okunan ve vird hükmünde olmayan dua ve zikirler serbesttir. Onlar o işin ve vaktin sünnetidir, herkes yapabilir, yapmalıdır.

31. Salavat okumayı günlük vird haline getirmek isteyenlerin bunun için izin ve talimat almaları güzel olur. Vird halinde okunacak salavatlar için "Delailü’l-Hayrat" kitabı tavsiye edilir.

32. Herkes günde istediği kadar Kur’an-ı Kerim okuyabilir. Ancak büyükler başlanan bir amelin az da olsa devamlı olmasını tavsiye ediyorlar. Bunun için her gün bir cüz Kur’an okumak ve ayda bir hatim yapmak en güzelidir.

Zikir çeşitleri nelerdir?

1- Dil ile zikir: Allah'ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih etmek, Kur'an okumak, Kur’an’ı dinlemek ve dua etmektir. Dil ile yapılan zikir, kalbi zikre yol açmalıdır.

2- Kalb ile zikir: Kalbi zikir, bedenin zikrine yani ameli zikre zemin hazırlamalıdır. Ameli zikirden kastımız, Allah’ın yapmamızı istediği kulluk vazifeleri, bir başka ifadeyle ibadetlerdir.

Kalb ile zikir, Allah'ı gönülden anmaktır. Bu da üç çeşittir:

a. Allah'ın varlığına delalet eden delilleri düşünmek, O'nun isim ve sıfatlarını tefekkür etmektir. Allah'ın varlığına delalet eden deliller, başta Kur’an ayetleri ve kainattır. Kur’an’da ve kainatta yer alan ayetlerin tümünde, Yüce Yaratıcıya götüren, O’nun varlık ve birliğini haykıran, kuvvet ve kudretini gözler önüne seren sayısız alamet ve deliller mevcuttur.

b. İlahi hükümleri yani Allah'ın emir ve yasaklarını ve kulluk görevlerimizi ve bunlarla ilgili delilleri düşünmek. Yani bir gönül ve vicdan muhasebesi yapmak gerekir. Ne ile mükellefim, neyi ne kadar yapmam gerekir? İlahi teklifler benim için ne ifade ediyor? Sorularının cevaplarına kafa yormak…

c. Benliğimizdeki ve evrendeki varlıkları ve bunların sırlarını tefekkür ederek, her zerrenin, "yücelikler alemi”ne ve Allah'ı gereği gibi bilmeye götüren birer ayna olduğunu görmek, idrak etmektir. Böyle bir zikirden alınacak zevkin bir göz açıp kapamak kadar olan zamanı bile cihanlar değer. İşte bu noktada insan kendinden ve alemden geçer

3- Bedeni zikir: Vücudumuzdaki bütün organların, sorumlu oldukları vazife ile meşgul ve yasaklandıkları şeylerden de kaçınmalarıdır. Bu noktada hem Allah ile ve hem de insanlarla olan muamelemizin dürüst ve samimi olması gerekir. Dolayısıyla yaptığımız her işi, ibadet şuuru içerisinde yapmalı ve aksi durumda hesaba çekileceğimiz endişesini taşımalıyız.

Kalp zikri

Kalp zikrine 5000 lafza-i celal (Allah) diyerek başlanır, belirli zamanlarda 2000 arttırlır. Bu zikirde dil damağa yapıştırılır, sükunet içinde bulunularak ve sessiz olarak "Allah, Allah" denir. Bu zikir yapılırken bazı şartlara riayet etmek gerekir. Bunlar, vukuf-u kalbi (dikkati kalp bölgesinde toplamak), vukuf-u adedi (zikrin sayısına riayet etmek), nigahdaşt-ı havatır (kalbe gelen düşünceleri kovmak) ve baz-ı geşt'tir (her 100 adette bir "ilahi ente maksudi ve rizake matlubi" demek).

Letaif zikri

Letaif, latife (ince, nazik, şeffaf şey) kelimesinin çoğulu olup, tasavvuf ıstılahı olarak insanın hakikatını oluşturan katmanları ifade eder. Bunlara ruhun mertebeleri veya farklı boyutları da denebilir. Bir başka tarife göre letaif, duyu organları ve aklın sağladığı bilgilerin ötesindeki manevi gerçekleri bilmemizi sağlayan hassas bilinçaltı yetenekleridir.

Nefy u isbat zikri

Letaif zikrinde başarılı olan müride Nefy u isbat zikri tarif edilir. Bu zikir, zikirlerin en faziletlisi olan "la ilahe illallah" zikridir. Çekilişinde "la" derken göbekten yukarıya, "ilahe" derken buradan sağ omza, "illallah" derken buradan da kalbe giden bir hat tasavvur edilir, nihayet lafza-i celal kalbe vurulur. Nefy u isbat zikri yaparken bazı hususlara dikkat etmek gerekir, haps-i nefes, vukuf-u adedi bunlardan bazılarıdır...

Sözlükte zikir ne anlama gelmektedir?

1. Anma, söyleme, sözünü etme.

2. Bir tarikata bağlı olanların tanrı'nın adını art arda söylemesi: zikir çekmek

Sözlükte vird ne anlama gelmektedir?

Her vakit ağızda dolaşan söz. Çoğulu evrad ise islami jargonda zikir ile benzer anlamlıdır.

Dış bağlantılar

Zikir nedir?

Hatme nedir?

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç