Uygurlar

Bir Türk kavmidir. M.Ö. 1. yüzyıldan, M.S. 13. yüzyıla kadar Orta Asya'da yaşamışlar, çeşitli uygarlıklar kurmuşlardır.

Uygurlar hakkında İki iddia vardır. Bunların birincisine göre Uygurlar, Kuzey Asyalıdır. Moğolistan'dan güneye inmişler ve Çin Türkistanı'na yerleşmişlerdir. İkinci iddiaya göre Uygurlar Çinliler'e bağlı kalan ayrı Türk boylarından türemişlerdir. Esas olan, Uygurlar'ın Türkçe konuştukları ve Türk adı taşıdıklarıdır.

Uygurlar tarih boyunca bir büyük devlet yerine, küçük küçük ayrı devletler kurmuşlar, fakat diğer devletler üzerinde etkileri geniş olmuştur. Uygurlar uzun yıllar Çinliler'e, Köktürk, ve Kutluk devletlerine bağlı olarak yaşamışlar, 745'te ilk bağımsız devletlerini kurmuşlardır. Bu devlet 846'da Tibet ve Kırgız istilası ile yıkılmıştır. 851de kurulan ikinci devletleri ise, 871'de Hiyalar'ın saldırısı ile yıkılmıştır. 873'te ise dağılan boylar yeniden birleşerek bir devlet daha meydana getirmişlerdir.

Başkenti Karabalgasun olan bu devlet de, Cengiz Han devrine kadar yaşamıştır. Daha sonraları doğudakiler «Beşbalık», batıdakiler ise «Karahanlılar» diye ayrılmışlardır. Karahanlılar Müslümanlığı kabul ettikten sonra genişlemeye devam etmişler, II. Aslan Han zamanında ikiye ayrılmışlardır. Cengiz Han'ın hakimiyetine girdikten sonra Uygurlar bir daha toparlanamamışlardır. Bugün Çin Türkistan'ında halkın çoğunluğunu Uygurlar teşkil eder. Uygurlardan kalan en büyük eser, 11. yüzyılda Yusuf Han Hacip tarafından yazılan «Kutadgu Bilik» tir.

Beyleri, Erkin ünvanını taşıyor ve elli bin muharip asker çıkarabiliyorlardı. Göktürklerin zayıflamasıyla, kuvvetlendiler. Erkin yerine İl-teber ünvanını kullanmaya başladılar. İl-teber T’u-mi-tu devrinde, Tola havalisini alıp, güneyde Hoang-ho’ya kadar akınlar tertip ettiler. Uygurlar akınları neticesinde, 646’da Çin İmparatoru tarafından da tanındılar. İl-teber T’u-mi-tu, kendini kağan ilan etti. Uygurlar’ı Göktürkler tarzında teşkilatlandırdı. T’u-mi-tu 648’de Çin’in entrikalarıyla öldürülünce, yerine oğlu P’o-jon geçti. P’o-jon, Çinlilerin on-okların başına kukla kağan yaptığı Ho-lu’yu mağlup ederek, 656’da Taşkent yakınlarına kadar ilerledi.

Uygurlar, Göktürklü Kapağan Kağan (693-716) zamanında Göktürklere bağlandı. Bilahare Uygurlar, Göktürklerin iç mücadelesinden faydalanarak toplandılar. Göktürk Devletini yıktılar. 745’te Ötüken Şehri merkez olmak üzere Uygur Hakanlığını kurdular. Dokuz-Uygur Urugu’ndan birlik haline geldiler. Uruglar Çince kaynaklarda şöyle geçer; Yaglakar (Yaglakır), Hu-tuko (Uturkar), Hu (Kürebir), Mo-ko-sik-i (Bagasıgır), A-vu-çö (Ebirceg), ko-sa (Hazar), Hu-vu-su (Khifuzu), Yo-vu-ku (Yagmurkar), Hi-ye-vu (Ayabire).

Bu uruglardan kurulu Uygur kabilesinin idaresi altındaki Dokuz-Oğuz birliği de; D’u-ku (Buku), Hun (Qun), Pa-ye-ku (Bayırku), T’ung-lu (Tongra), Sse-kie (Sıkar), K’i-pi, A-pu-sse, Ku-lun-vu-ku, A-tie (Ediz)dir. Dokuz Urug’dan meydana gelen Uygur boyu, Dokuz-Oğuz boyunun ilavesiyle boy sayısı ona yükselerek, On-Uygur diye anılan birlik meydana geldi. Basmıl ve Karlık boylarının katılmasıyla birlik sayısı onbire yükseldi. Uygur Hakanlığı, her boyun başına birer bey olmak üzere, on bir vali tarafından idare edilmekteydi.

Uygur Hakanı Kutlug bilge Kül, Orhun kıyısında Ordu-balık şehrini kurup, burayı merkez yaptı. Kutlug Bilge Kül, 747’de ölünce, yerine oğlu Moyen-çor (Bayan-çor, Bilge Kağan) Uygur Kağanı oldu. Moyen-çor (747-759), kuzeyde Kırgızlar batıda Karluklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar ayrıca Sekiz-Oğuz, Dokuz-Tatar veÇikler ile muharebe edip, bunları kendine bağladı. Hakimiyetini Yenisey kaynakları, Çu-Talas havalisi, İç-Asya ve Kerulen’e kadar genişletti. Oğullarını buralara, Yabgu, şad ünvanıyla tayin etti.

Moyen-çor, Çin üzerinde de çok tesirli oldu. Moyen-çor’a bağlı Karluklar, Çinlilerle İslam dinini tebliğ için bölgeye gelen Müslümanlar arasında yapılan Talas Meydan Muharebesinde (751) İslam ordusu tarafını tuttu. Talas Meydan Muharebesinde Çinliler, ağır mağlubiyete uğradı. Tarım Havzası, Uygurlara geçti. Çinliler Orta Asya’dan çekildi. Çin’de büyük hadiseler oldu. Annesi Türk olan An-lu-şan adlı bir kumandan, 200.000 kişilik bir kuvvetle Çin’in merkezi şehirlerinden Lo-yang’ı 756’da, Ç’ang-an’ı 757’de zaptetti. An-lu-şan, kendisini imparator ilan etti.

Çinliler, bu hadiseler üzerine Uygurlardan yardım istemek zorunda kaldı. Moyen-çor, Uygurları yardıma çağıran T’ang İmparatoru Su-tsung’u destekledi. 757’de Lo-yang’ı ve diğer merkezi şehirleri geri aldı.Çin, yılda 20.000 ton ipek vermeyi taahhüt etti. Uygur Hakanı, İmparatorun kızıyla evlendi. Moyen-çor (Bilge Kağan) 759’da ölünce yerine Bögü Kağan (Alp Külüg Bilge Kağan) geçti. Böğü Kağan, Çin’e hakim olmak niyetindeydi. Uygur Ordusu, 762’de Çin’e sefere çıktı. Uygurların gelmesiyle Çin’deki iç mücadele sona erip, birlik oldular. Uygur ileri harekatı durdu. Fakat, Çin’de Uygur nüfusu ve tesiri arttı.

Çin’in merkez ve şehirlerinde pekçok Uygur serbestçe ticaret yapıyor, istedikleri kadar ipekli kumaş alıp, satıyorlardı. Böğü Kağan, Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin’i korumak üzere, Töles asıllı Çin kumandanı P’u-ku Huai-en’in davetiyle, 762’de Lo-yang Seferini yaptı. Lo-yang Seferi, Tibetlilerden Çin’i kurtardıysa da, Türk kültürünün aleyhine oldu. Böğü Kağan, Ötüken’e dönerken, mani dinini Türkler arasında yaymak için dört rahibi de beraberinde getirdi. Böğü Kağan, Manihaizmi kabul edince, bu bozuk din Uygurlar ülkesinde resmi bir mahiyet kazandı. Manihaizm, hayvani gıdalarla beslenmeyi yasakladığından, disiplinli ve cesur bir kavim olan Uygurların muhariplik vasfını zayıflattı.

Böğü Kağan, Kırgızlar üzerinde de zafer kazandı. Çin’e sefer etmek isterken, buna karşı çıkan akrabası Nazır tung Baga Tarkan tarafından 779’da öldürüldü. Tang Bağa Tarkan, alp Kutlug Bilge Kağan ünvanıyla Uygur Hakanı oldu. Alp Kutlug Bilge Kağan (779-789), cesareti, iyi idaresi ve yapmış olduğu kanunlarıyla tanınır. Kırgızları tekrar mağlup etti. Çinli bir prensesle evlenince, Uygur tüccarlarının Çin’de tahakkümlerinden doğan anlaşmazlıklar ortadan kalktı. 789’da ölmesiyle yerine Külüg Bilge Kağan (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Böge (790-795) hakan oldular.

Uygurlar, iktisadi ve kültürel menfaatleri sebebiyle Çin’i eskiden beri taarruzlardan koruyorlardı. Tibetlilerin tekrar Çin’e tecavüz etmeleriyle, yine kuvvet yardımı gönderildiyse de, başarılı olmadı. Kutlug Bilge Kağan bu başarısızlık üzerine 795’te öldürüldü, yerine Alp Kutlug geçti. Alp Kutlug Bilge Kağan (795-805), sevilen bir kumandan ve idare adamıydı.

Külüg Bilge Kağan (805-808) zamanında huzur devri açıldı. İktisadi hayat gelişti. İç-Asya’nın önemli ticaret şehirlerine nüfuz edildi. Alp Bilge Kağan (808-821)’dan sonra hakan olan Küçlüg Bilge Kağan (821-833); Karabalasagun Kitabesini 826’da diktirdi. Küçlüg Bilge Kağan zamanında Türkistan’ın doğusuna inmek isteyen Tibetliler durduruldu. Karlukların başına yeni bir Yabgu tayin edilip, Soğd bölgesine kadar ticari münasebetler geliştirildi. Fakat Uygur ülkesinde huzursuzluk da başladı, hakan öldürüldü. Küçlüg Bilge Kağan’dan sonra yerine geçen Alp Külüg Bilge Kağan (833-839)da nazırının tahrik ettiği isyanda öldürüldü.

Uygurlar, milli vasıflarına ters düşen Manihaizm tesiriyle gittikçe gevşeyince; Yenisey bölgesinde olup, Orhun bölgesini de kontrol altında tutan Kırgızların taarruzuna dayanamadılar. Kırgızlar, kalabalık kuvvetleriyle, 840’ta Uygur topraklarına girdiler. Uygur başşehri Ötüken’i zaptedip, son hakanı öldürdüler. Ötüken’de devletleri yıkılan Uygurlar büyük topluluklar halinde yurtlarını terk ettiler. Karluk ülkesine, Çin hududuna ve daha kesif olarak da, zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya’da Beş-balık, Turfan, Kuça sahasına göçtüler.

Uygurların Ötüken’den göçleri Hakan ailesine mensup, Vu-hi Tegin ve Ngo-nic Tegin adlı iki kardeş tarafından idare edildi. Göçten sonra Uygur tarihinin ikinci safhası başladı. Göçü idare eden kardeşlerden Vu-hi Tegin (841-846), kağan seçildi. Uygurlar, Kırgız ve Çin tarruzlarına maruz kalıp, çok zarar gördüler. Bir kısmı Çin’in tabiiyetine girip, Kan-Çou Uygur Devletini kurdular. Bir kısmı da eski yurtlarına dönüp, Doğu Türkistan (Turfan) Uygur Devletini kurdular. Fakat, bu iki devlet de Bozkır Türk Devletinden farklı vasıf taşıyorlardı. Hakimiyetlerini genişletme idealleri yoktu. Büyük siyasi mücadelelere girmekten sakındılar. Başta, Çin hükümetleri olmak üzere, komşularıyla dostluk ve ticari münasebetlerini devam ettirdiler.

Kan-su bölgesinde kurulan Kan-Çou Uygur Devleti, Çin ile ticari münasebetleri ilerletti. Uygur prensleri, Çin İmparatorlarının kızları ile evlendi. Kan-Çou Uygur Devleti, Uygurların batı kolu olan Tun-huang koluna da 911’de istiklal kazandırdılar. Kan-Çou ve Tun-huang Uygur kolları, 940’tan sonra K’itanlar, 1028’den sonra da Tangutların nüfuzu altına girdi. 1226’da Cengiz Han tarafından Moğol tahakkümü altına alındılar. Sarı Uygurlar da denilen Kan-Çou Uygurları bu adla hala Batı Çin sahasında yaşamaktadır.

Doğu Türkistan (Turfan) Uygur devleti

Uygur göçünü idare edenlerden Ngo-nie Tegin kumandasında Tanrı Dağları, Beş-balık ve Turfan’a gelenler tarafından kuruldu. Ngo-nie Tegin (846-848) kağan seçildi. Turfan Uygur Devletini, Çin tanıdı. İsmen Çin nüfuzu altındaydılar. Bölgedeki askeri valilerin hakimiyetine son verip siyasi bakımdan güçlendiler. Ticaret yolları üzerinde bulunduklarından iktisadi bakımdan da geliştiler. Ticari münasebetler, Manihaizmin bölgede yayılmasına vasıta oluyordu.

Çin’deki T’ang Hanedanının yıkılmasıyla 911’de müstakil devlet haline geldiler. Güneyde Tibet, Batı Türkistan’da Karluk bölgesiyle çevriliydiler. Başlıca şehirleri Turfan, Kaşgar, Beş-balık, Kuça, Hami (Urumçi) olup, sanat, edebiyat ve ticaret sahasında yükseldiler. Budizm de yayılıp, Manihaizmden fazla tutuldu. Budizmle Manihaizm yanında Nasturi Hıristiyanlık ve başlangıçta çok az da İslamiyet yayıldı. Karahanlılar İslamiyeti kabul edince Uygurlarla mücadele ettiler. İslam dini, Uygurlar arasında Karahanlılar vasıtasıyla yayıldı. Çin’e İslamiyet Uygurlar aracılığıyla girdiği için ilk Müslüman Çinlilere Huei-hu (Uygur) denilmiştir. Turfan Uygur Devleti, Cengiz

Han tarafından 1209’da Moğollar’a bağlandı. Uygurların hakimiyeti fiilen bitmesine rağmen Uygur Hanedanından İdi-kutlar, Ming Sülalesi kuruluncaya kadar varlıklarını devam ettirdiler (1368). Ayrıca Moğolların tabiiyeti altında pekçok Uygur sülale mensubu yüksek idari mevkilerde vazife aldı. Uygurlar, diğer Orta Asya Türkleri gibi Ehl-i sünnet Müslüman medeni bir kavim olduklarındanAsya’nın doğusunda ve batısında başta dil ve yazı olmak üzere tesirli oldular.

Uygur alfabesi üç sesli, biri sesli de olabilen on beş sessiz harften meydana geliyordu. Uygur yazısı, önceleri sağdan sola yazılırken, sonraları yukarıdan aşağıya doğru yazılmaya başlandı. Uygur harfleri, İslam harflerinin 15. yüzyılda kabulüne kadar bütünüyle, 18. yüzyıla kadar Uygurların bulundukları bölgede kısmen kullanılmıştır. Uygur Edebiyatı; Taryat, Şine Usu, Karabalasagun, Hoytu Tamir, Gurbalcin abideleri, mabetlerdeki dini metinlerde bulunur.

Uygurca mektuplar, hukuk belgeleri ve halk edebiyatı mahsulleri tarihi bakımdan kıymetlidir. Uygurlar kağıt yapmasını ve baskı makinasını yapıp, kullanmasını bilirlerdi. Uygurlar medeni bir Türk kavmiydiler. Toplu halde yerleşik hayata ilk defaUygurlar geçti. Doğu Türkistan’daki Karabalasagun, Beş-balık, Turfan, Karaşar, Kara Hoça, Kaşgar dahil birçok şehri geliştirdiler. Şehirleri surla çevirdiler. Hayvancılık, ziraat ve ticarete önem verdiler. Su kanalları açıp, sulu ziraat yaparak, toprağın verimini artırdılar. Bezelye, bakla gibi sebzeleri, kavun ve karpuz gibi meyveleri çok yetiştirirlerdi. Bu sebze ve meyveleri Çin’e de tanıttılar. At yılkıları ve koyun sürüleri yetiştirerek komşularına sattılar. Ticarete önem verip, iktisadi seviyelerini yükselttiler.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç