Troya nedir?

Troya veya Truva (Hititçe: Vilusa ya da Truvisa, Yunanca: ?????, Troia veya ?????, İlion, Latince: Troia veya Ilium) Kaz Dağı (Antik İda Dağı) eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer alan tarihi kent. Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada'da bahsi geçen Truva Savaşı'nın gerçekleştiği antik kenttir. 1870'lerde Alman amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından Tevfikiye köyü civarında keşfedilen antik kentte çıkan eserlerin çoğu günümüzde Türkiye, Almanya ve Rusya'dadır. Antik kent, 1988 yılından beri Dünya Miras Listesinde, 1996 yılından beri de Milli Park statüsündedir.

Etimoloji

Fransızcanın etkisiyle antik kentin bu dildeki "Troie" kelimesinin okunuşundan Türkçeye Truva olarak geçmiştir. Kentin adı tarihi ve mitolojik belgelerde ve uluslararası alanda "Troia" olarak bilinir ve çeşitli uzmanlarca bu sözcüğün Türkçe "Troya" olarak translitere edilmesi gerektiği iddia edilir. Bununla birlikte özellikle Türkçe belgelerde Truva adı yaygındır ve Truva Savaşı, Truva Atı örneklerinde olduğu gibi bazı özel adlandırmalarda Truva kullanımı oldukça yaygındır.

Troya kent mevkii

Antik kent, Çanakkale merkez ilçesini bağlı Tevfikiye köyünün batısında, "Hisarlık Tepesi" nde bulunur (39°58'K, 26°13'D). Tepe, 200x150m boyutlarında, 31.2m rakımlı ve aynı zamanda geniş bir kalker tabakasının parçasıdır.

Hisarlık Tepesinde bir antik kentin olduğu uzun süre bilinmesede, tepenin isminden de anlaşılacağı gibi bölgede arkeolojik kalıntıların yüzeye yakın olduğu ve bu yüzden yerel sakinlerince tepeye Hisarlık adı verildiği görüşü savunulabilinir. Ayrıca Troya kentinin kurulduğu zamanlarda Hisarlık Tepesi, Karamenderes ve Dümrek Çaylarının döküldüğü ve Çanakkale Boğazına açılan bir koyun kenarında , şimdikinde denize çok daha yakın bir yerde bulunduğu düşünülür.

Kentin bulunduğu ve adını verdiği, bugün yaklaşık olarak Çanakkale İlinin Asya kıtasında temsil eden tarihsel bölge Troas (yada Troad) olarak adlandırılır.

Tarihçe

İlk olarak Efes ve Milet antik kentleri gibi denize yakın olan kent, Çanakkale Boğazının güneyinde bir liman kenti olarak kurulmuştur. Zamanla Karamenderes nehrinin kent kıyılarına taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış ve önemini yitirmişitir. Bu yüzden yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında yeniden iskan edilmeyip, terk edilmiştir.

Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu'yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (M.Ö. 735-718) dönemine dek yönetmişlerdir. İyonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu'da yayılmış, ardından M.Ö. 546 yılında Pers istilası gelmiştir.

Troya antik kenti, Athena tapınağı ile özdeşleşmiştir. Pers egemenliği sırasında imparator I. Serhas çıktığı Yunanistan seferinde, Çanakkale Boğazını geçmeden önce kentte gelerek bu tapınağa kurban sunduğu, aynı şekilde Büyük İskenderinde Perslere karşı giriştiği mücadele sırasında kenti ziyaret ettiği ve zırhını Athena tapınağına bağışladığı tahrihsel kaynaklarda belirtilir.

1871'de amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarında, ilerleyen zamanlarda gerçekleştirilen kazılar sonucu, aynı yerde yedi kez farklı dönemlerde kent kurulduğu ve farklı dönemlere ait 33 katman olduğu saptanmıştır. Şehrin bu karmaşık tarihsel ve arkeolojik yapısı, daha kolay inceleyebilmek için kent tarihsel dönemlere göre sırayla roma rakamlarıyla ifade edilen 9 ana bölüme ayrılmıştır. Bu ana dönemler ve bazı alt dönemler şu şekildedir;

1- Troya I 3000-2600 (Batı Anadolu EB 1)

2- Troya II 2600-2250 (Batı Anadolu EB 2)

3- Troya III 2250-2100 (Batı Anadolu EB 3)

4- Troya IV 2100-1950 (Batı Anadolu EB 3)

5- Troya V (Batı Anadolu EB 3)

6- Troya VI: M.Ö. 17. yüzyıl – M.Ö. 15. yüzyıl

7- Troya VIh: Geç tunç Çağı M.Ö. 14. yüzyıl

8- Troya VIIa: ca. M.Ö. 1300 – M.Ö. 1190 Homerik Troya dönemi

9- Troya VIIb1: M.Ö. 12. yüzyıl

10- Troya VIIb2: M.Ö. 11. yüzyıl

11- Troya VIIb3: yaklaşık M.Ö. 950

12- Troya VIII: M.Ö. 700 Helenistik Troya

13- Troya IX: Ilium, M.S. 1. yüzyıl Roma Troyası

Kazılar

Troya antik kentinin Hisarlıkta olabiliceğine ilişkin ilk yorumlar, 1922 İskoç Charles Maclaren tarafından yapılmıştır. İlk arkeolojik araştırma, bölgede bir höyüğün olabileceğini tespit eden İngiliz Frank Calvert tarafında 1863-1865 yıllarında yapılmıştır. Fakat bu kentin Troya olduğu görüşünün kesinlik kazanması ve yaygın şekilde tanınması Alman Heinrich Schliemann tarafından yapılan kazılar sonucunda olmuştur.

Heinrich Schliemann

Aslen tüccar olan Heinrich Schliemann, Hisarlıkta ilk geniş kapsamlı kazıları yapan ve "Troya Hazinesi" yada "Priamos Hazinesi" adlı koleksiyonun bulan kişidir. Osmanlı Devletinden kazı izni alarak 1870 yılında tamamlanan sondaj çalışmaları neticesinde, 1971-1974 yılları arasında ilk grup kazıları yapmıştır. Bir dönem sıtma hastalığına yakalanan Schliemann, kazılara ara vermiş ve ilk kazılar kadar yoğun olmamakla beraber 1890'lara kadar kazılara devam etmiştir.

Gerek Schliemann'nin arkeoloji kökenli olmayışı, gerekte arkeoloji biliminin o dönem yeterince gelişmemiş olması dolayısıyla bu dönem yapılan kazılarda çıkan eserler yeterince iyi değerlendirilememiştir ve bir çok başka arkeolojik bulguda tahribata yol açmıştır.

Wilhelm Dörpfeld

Mimar olan ve Schliemann kazılarınada eşlik eden Wilhelm Dörpfeld, Schliemann'nın ölümü sonrası 1893-1894 yıllarında kazıları üstlenir. Kentin katmanlı yapısının tespiti Dörpfeld'e aittir.

Carl W. Blegen

Bir süre ara verilen kazılar Türkiye Cumhuriyeti döneminde Amerikalı arkeolg Carl W. Blegen tarafından tekrar başlatılır. Kazılar Cincinati Üniversitesi desteğiyle 1932-1938 döneminde yapılmıştır. Blegen özellikle Truva Savaşının geçtiği dönem olarak düşünülen Troya VIIa dönemini üzerine çalışmalarıyla özdeşleştirmiştir.

Manfred Korfmann

Yaklaşık yarım asırlık ikinci bir duraklama döneminde Tübingen Üniversitesi adına kazı başkanı olan Alman arkeolog Manfred Korfmann tarafınan 1988 yılında yeniden başlar. Ölümüne yani 2005 yılana kadar kazı başkanlığı görevini sürdüren Korfmann, antik kentin kazı tarihinde önemli bir yere sahiptir. 2003 yılında Türkiye vatandaşı olup, Osman adını ikinci isim olrak almıştır.

Antik kent aynı zamanda önemli bir turistik gezi noktası olduğu için Korfman'nın kazılarına ilk olarak ören yeri düzenleme çalışması ile başlamıştır. Daha sonraki yıllarda hem yaptığı arkeolojik çalışmalar hemde kentin milli park olmasına verdiği destek ve antik kentte turistlere yönelik çalışmalarıyla hatırlanır.

Ernst Pernicka

Pernicka, 2006 yılından beri kazıları yürütmektedir.

Yurtdışındaki eserler

Almanya: Heinrich Schliemann Troya'da bulduğu hazineyi önce Yunanistan'a daha sonrada Almanya'ya kaçırmıştır. II. Dünya Savaşı'ıdan önce Almanya'da olduğu bilinmekte olan hazine 2. Dünya Savaşı sonrası kayıplara karışmıştı. Günümüzde bu Almanyanın elinde hala yaklaşık 480 Troya eseri olduğu sanılmaktadır. Bu eserlerin Berlin'de bulunan Neues Müzesinde 103 ve 104 nolu salonlarda sergilenmektedir fakat Troya koleksiyon 2. Dünya Savaşında kaybolduğu için sergilenen bazı eserler, asıllarının kopyalarıdır.

Türkiye'nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer, 2001 yılında Almanyanın Stuttgart kentinde düzenlenen "Truva, Düşler ve Gerçek" adlı sergi açılışında, dolaylı yoldan eserlerin Türkiye iadesini istemişir. Bunu şu sözlerle dile getirmiştir;

"Burada sergilenen kültür hazinesi, dünya kültür mirasının bir parçasıdır. Bu yapıtlar, ait oldukları uygarlıkların topraklarında daha büyük bir anlam ve zenginlik kazanmaktadırlar"

Rusya: Troya hazinesinin Berlin'de kaybolan kısmının 2. Dünya Savaşı sonunda, müttefik kuvvetlerce işgal edilen Berlin'de, saklandıkları Berlin Hayvanat Bahçesinden Ruslar tarafından alınıp götürüldükleri ortaya çıkmıştır. Uzun süre eserlerin ülkesinde olduğu idaalarını red eden Rusya, 1994 eserlerin ülkesinde olduğunu kabul edip, bunların savaş tazminatı olduğunu belirtmiştir. Eserlerin Türkiye tarafından istenmesine konusunda ise eserler Almanya'dan getirdiği için Türkiye'nin bunları isteme hakkı olmadığı yönündedir. Rusyadaki eserler 1996 yılından beri Moskovada bulunan Puşkin Müzesinden sergilenmektedir.

Mitolojide Troya

Kuruluşu: Mitolojide şehrin kurulduğu tepe, Zeus'u kandırdığı için Zeus tarafından Olympus'tan aşağı atılan tanrıça Ate'nin ilk düştüğü yerdir. Kentin kurucusu Tros'un oğlu İlios'tur. Çanakkale yakınlarındaki Dardanos kenti kralı Dardanos (mitoloji)'un soyundandır.

Frigya Kralının düzenlediği bir yarışmayı kazanır ve ödül olarak verilen siyah boğayı takip ederek, boğanın durduğu yere bir kent kurmaya karar verir. Boğa, tanrıça Ate'nin düştüğü yerde yere çöker ve İlius kentini bu tepeye kurar. Kente kurucusundan dolayı İllion, İlius'un babası Tros'dan dolayıda Troya denir. Kentin Akalar tarafından yıkılmasıyla ise bu tanrıçanın getirdiği kötü şansa bağlanır.

Kral Laomedon: Zeus, tarafından kaçırılan Ganymede'nin babası olan kral, kötü kişiliği ile tanınır. Ganymede'ye karşılık kral özel atlar verir. Zeus' devirmek isteyen Poseidon ve Apollon gibi kimi tanrıların tuağında tanrıça Thetis tarafından kurtulan Zeus, Poseidon ve Apollon'a kentin surlarını yapma cezası verir. Bu görevi tamamlayınca karşılık olarak kral Laomedon, önerdiği altınları vermez. Posidon'da Troya'a bir deniz canavarı saldırtır. Yarı-tanrı Herkül ise kralın atlarına karşılık canavarı öldürür. Kral ise sözünü tutmaya yine yanaşmayınca, Herkül kral Laomedonu öldürür ve kralın oğlu son Troya kralı Priamos tahta geçer.

Truva Savaşı: Truva Savaşı, Kaz Dağındaki sözde tanrıçalar arası güzeelik yarışması sonuçu, dünyanın en güzel kadının aşkını kazanan Priamos'un oğlu Paris, bu evli kadın Hellen'i kaçırmasıyla başlayan ve Troya'nın yıkılmasına yol açan İlyada'yada konu olmuş savaştır.

Truva Atı: Truva atı, savaş bitmesi amacıyla şehre gizlice girmek için yapılan tahta attır. Odysessus'un fikri olan iş boş tahta at Troyalılara hediye gibi sunulur. Atın içine gizlenen askerlerden habersiz Troyalılar anıtı şehre taşır ve kutlamalara başlarlar. Akşam ise askerler dışarı çıkarak şehrin yağmalanmasına başlarlar. truva atı tabiri o kadar yaygınlaşırki deyim olarakta kullanılmaya başlar.

Troyalı ünlüler

Mitolojide bahsi geçen Troyalı ünlü kişiler şunlardır;

1- Laomedon

2- Ganymede

3- Tithonus

4- Priamos

5- Hektor

6- Paris

7- Kassandra

8- Aesacus

9- Corythus

10- Deiphobus

Truva ve Türkler

15. yüzyılda Osmanlı Türkleri'nin Avrupa'da büyük bir güç kazanmaya başlamasıyla birlikte rönesans dönemi hümanist düşünürleri Türklerin soyları hakkında fikir yürütmeye başlamıştı. En büyük görüş ise Türklerin Truvalıların soyundan geldiği iddiasıydı. Birçok rönesans düşünürü eserlerinde Truva şehri Yunanlar tarafından ele geçirildikten sonra Asya'ya kaçan Truvalı bir grubun, yani Türklerin Anadolu'ya geri dönerek Yunanlardan intikam aldığı anlatırlardı. Daha eski tarih olan 12. yüzyılda, Tyreli William, Türklerin göçebe kültüründen geldiklerini belirterek köklerinin Truva'ya dayandığını belirtmişti. İstanbul'un fethinden önce İspanyol Pero Tafur 1437'de Konstantinopolis (İstanbul) şehrine uğradığında insanlar arasında "Türkler Truva'nın intikamını alacaklar" sözünün dolaştığını söyler. 1453’te İstanbul’un muhasarası sırasında kentte bulunan Kardinal İsidore yazdığı bir mektupta Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’ten "Troyalıların Prensi" şeklinde söz etmişti. Fatih Sultan Mehmed'in vakanüvisi Kritovulos, Fatih'in Midilli seferi sırasında Çanakkale'de Truva kalıntılarının bulunduğu bölgeye gelerek burada Truva savaşı kahramanları hakkında hayranlık hislerini belirterek onları methettiğini belirtmiştir. Kritovulos, Fatih'in başını sallayarak Truva medeniyetiyle ilgili şu sözleri sarfettiğini yazmıştır:

"Allah beni bu şehrin ve halkının dostu olarak bugüne kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Yunanlılar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Moralılar ele geçirmişlerdi. Bunların biz Asyalılara karşı kötülüklerini aradan birçok devir ve yıl geçmesine rağmen onların torunlarından aldık."

Aynı şekilde Sabahattin Eyüboğlu ‘Mavi ve Kara’ adlı denemeler kitabında Yunanlılara karşı Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Mustafa Kemal Atatürk’ün yanındaki bir subaya ‘'Dumlupınar’da Truvalıların öcünü aldık’' dediğini iddia eder.

Troya Müzesi

Kültür Bakanlığı tarafından Troya antik kentinde çıkarılan eserlerin esergilenmesi amacıyla bir müze yapılması planlanmaktadır. Bu doğrultuda düzenlenen "Troya Müzesi mimari proje Yarışması", 2011 yılı Mayıs ayı sonunda sonuçlanmıştır. 2011 yılı Troya kazı başkan yardımcısı Doç. Dr. Rüstem Aslan, projenin yaklaşık 15 yıldır, kimi çevreler tarafından dile getirildiğini, müzenin yapılmasıyla dünyada 44 farklı koleksiyon olarak sergilen Troya eserlerinin tek bir yerde sergilenmesine imkan bulunacağını ve müzenin yurtdışındaki Troya kökenli eserlerin, Türkiye'ye iadesinde bir araç olabileceğini belirtmiştir.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç