Ter ve ter bezleri nedir?

Derinin derin katlarında ve derialtı dokusu içinde bulunan bezler ve bunların salgısı olan sıvıdır. Bezlerin sayısı bütün vücutta 2 - 3 milyonu bulur. Birer kanalla deri üstüne açılırlar. Özellikle avuç içi, taban, koltuk altı ve yüz bölgelerinde çoktur. Vücut 24 saatte 500 - 1.000 santimetre küp ter salgılar. Terin tadı tuzludur. Kokusu bileşimindeki maddelere bağlıdır. Bazen pek tiksindirici de olur. Bileşiminde su, sodyum, potasyum klorür, magnezyum, kalsiyum fosfat, albümin, azotlu maddeler, üre, laktik asit ve yağ asitleri bulunur. Terlemeyen deride damarlar genişler. Ter salgılatan sinirlerin soğancık, omurilik ve vejetatif sistemde merkezleri vardır. Terlemeye sıcak, kanda oksijen azalması, deri tahrişi, beden faaliyetleri ve birçok hastalıklar sebep olur.

Kaç çeşit ter bezi vardır?

Vücudumuza, “ekrin” ve “apokrin” olmak üzere iki grup ter bezi yerleştirilmiştir. Ekrin; avuç içi ve ayak tabanında fazla olmak üzere vücudun her bölgesinde bulunan, “merokrin” salgı yapan (salgı az bir sitoplazma kütlesiyle dışarı verilir) ve sayısı iki milyondan fazla olan ter bezidir. Bu ter bezleri, epidermisten embriyolojik dönemin üçüncü ayından itibaren gelişmeye başlar ve doğumdan birkaç hafta sonra da vazifelerini yapacak hale gelir. Bu bezin salgıladığı terde su, sodyum, potasyum, klor, bikarbonat, üre ve aminoasitler bulunur.

Apokrin ter bezleri (salgı, sitoplazmanın önemli bir kısmıyla dışarı atılır) hamileliğin 4-5. aylarında gelişir. Daha çok koltuk altına, ağız ve meme başı çevresine yerleştirilmiştir. Salgısını genellikle kılın dip kısmındaki soğancığa (folikül) boşaltır. Bakterilerin faaliyeti neticesi kokusunu kazanan renksiz salgı; protein, karbonhidrat, amonyak ve demir ihtiva eder. Her insanın kendine has kokusu, bu maddeler vesilesiyle ortaya çıkar. Köpek ve benzeri bazı hayvanlar da sahiplerini bu kokudan tanır. Hormonal veya hissi uyaranlarla ortaya çıkan salgı, androjenlerin (erkeklik hormonu) salgılanmasına bağlı olarak çalıştığı için ergenlik çağında salınmaya başlar.

Neden terleriz?

Terleme, vücut sıcaklığının istenilen aralıkta kalması ve rahatlığının sağlanabilmesi için, vücuda yerleştirilmiş çeşitli mekanizmalar vasıtasıyla yapılan bir dengeleme faaliyetidir. Terleme, vücuda yerleştirilen bir soğutma mekanizmasıdır. Sıcak bir ortama girildiğinde ısı dengesini sağlamak için vücudun bazı mekanizmaları devreye sokulur ve termostat gibi çalıştırılan sistemle vücut sıcaklığımız dengelenir. Sıhhatli bir insanın vücut sıcaklığı son derece kararlıdır, değişmeler nadiren 0,5 oC’yi aşar. Ortam harareti ne olursa olsun, vücut sıcaklığının belirli dar aralıkta tutulması gerekir.

Hareketsiz bir yetişkinin vücut içi sıcaklığı ortalama 37 oC iken, deri sıcaklığı 31 oC’den 25 oC’ye kadar değişiklik gösterebilir. Vücut sıcaklığının düzenlenmesi vazifesi, hipotalamusa verilmiştir. Hipotalamus, orta beynin bir parçasıdır ve yaklaşık 4 g ağırlığındadır. Hipotalamusun ön kısmına vücudu sıcaklık artışından koruyan, arka kısmına ise sıcaklık düşüşlerinden muhafaza eden birer merkez yerleştirilmiştir. Çevreye istenilen seviyede ısı geçişi olmadığında, meydana gelen sıcaklık artışı dolayısıyla, damar genişletilmesi (vazodilatasyon) ve terleme devreye girer. Derideki kan akışı artırılır ve bu şekilde iç bölgelerden dış dokulara ısı geçişinde iki, üç kat artış olur. Yetişkin bir insanın derisinde normal şartlarda ve istirahat durumunda kalb debisinin % 5-10’u kadar kan bulunur.

Sıcaklığın aşırı artması halinde kalbdeki kan debisinin % 50-60’ı deriye gönderilir. Eğer buna rağmen vücut içi sıcaklığı hala artmaya devam ediyorsa, vücutta ter salgılanarak ısı geçişi devreye sokulur. Ancak suyun buharlaşmasını engelleyen elbiseler, ortamdaki su buharının kısmi basıncının artması ve hava dolaşımının azalması gibi dış unsurlar önemli bir soğutma şekli olan terlemeye tesir eder. Vücut sıcaklığında 1 oC’lik artış, kalbin dakikada 18 defa daha fazla atmasına sebep olur. Vücut ısısının dengeli bir şekilde korunması ve sürekliliğinin sağlanması için Allah vücuda yerleştirdiği mekanizmalara koordine bazı vazifeler yaptırır. Bu durumda insan elbise giyme, hareketi azaltma veya daha serin ortam şartlarını arama meyli gösterir.

Vücuttan buharlaşan her bir gram suyla 0,58 kilokalori ısı kaybedilir. Kişinin terlemediğini zannettiği zamanlarda bile, deri ve akciğerlerden yaklaşık 450–600 ml/gün nispetinde su buharlaşır. Derideki ısı, çevredekinden fazla olduğu sürece, radyasyon (ışıma: kızılötesi ısı ışınlarıyla kayıp) ve iletim (kondüksiyon: cisimlere ve havaya temas veya ısı iletilmesi yoluyla ısı kaybedilmesi) ile kaybedilir. Ancak, çevre ısısı deriden daha yüksek olduğu zaman, radyasyon ve iletim ile ısı kaybedilmez, aksine kazanılır. Bu şartlarda, vücudun ısıdan kurtulması için tek yol buharlaşmadır ve bunun için her zaman ısı kaybedilir; bu da soğutma tesiri ortaya çıkarır. Gerektiğinden fazla ısınan vücudumuz bu sayede normal ısı seviyesine getirilir. Halkımız karpuz soğutmada bu metodu kullanır.

Vücudun küçük böbrekleri olarak ter bezleri

Vücudumuzda metabolizma neticesi meydana gelen ürik asit, üre, tuz ve diğer zararlı maddeler ter vasıtasıyla da atılır. Bu açıdan bakıldığında ter bezlerine kanın temizlenmesi için böbrek vazifesi de verilmiştir denebilir. Ter bezleri hafifçe uyarıldığı zaman, ter sıvısı kanaldan çok yavaş akar. Bu sıvıyla beraber çıkan sodyum ve klor iyonlarının bir kısmı tekrar emilir (Bu, vücut için faydalı bir durumdur; zira vücudun bu maddelere ihtiyacı vardır). Aksi durumda vücudun elektrolit dengesi bozulur, sinir ve kas problemleri ortaya çıkar, daha sık tuz alma ihtiyacı doğardı.

Fiziki aktivite sırasında veya sıcak ortamlarda aşırı terleriz. Hücrelerimiz sodyum, potasyum ve klor gibi iyonları geri emecek zaman bulamaz. Böyle hızlı bir terleme sebebiyle meydana gelen sıvı kaybı, yerine konamaz ise özellikle dolaşım sistemimizde aksamalar başlayabilir. Bu sebeple sıcak zamanlarda yaşlı ve çocukları güneşten korumak ve onların bol sıvı almalarını sağlamak gerekmektedir.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç