Sfenks nedir?

Eski Mısırlılar'ın arslan gövdeli, insan başlı tanrılarıdır. Güneşi temsil eder. Kahire yakınında Gize'de Piramitler'in yanı başında ünlü bir Sfenks heykeli bulunur. M.O. 3.000 yıllarında kayaların yontulmasıyla yapılan bu heykelin uzunluğu 39, yüksekliği 17 metredir. Araplar'ın (Ebülhevl» (Korku Babası) adını verdikleri heykelin kumlarla örtülen gövdesi 1817'de yeniden meydana çıkarıldı.

Eski Mısır mitolojisinde sfenksin insanları kötülüklere ve saldırılara karşı koruyan güçlü bir yaratık olduğuna inanılır, tapınaklara kralları ve tanrıları simgeleyen sfenks heykelleri yapılırdı. Mısır'daki en ünlü sfenks heykeli Gize'de, Nil Irmağı kıyısındadır. Eski Krallık döneminden (İÖ 3000-2180) kalma aslan gövdeli bu sfenksin yüzü Kral Kefren'in yüzüne benzetilmiştir. Bir bölümü dev bir kaya kütlesinden yontulmuş, bir bölümü de kesme taştan yapılmış, yaklaşık 21 metre yüksekliğinde ve 73 metre boyundadır. Doğuya, Nil Irmağı üzerinden Kahire'ye doğru bakar.

sfenks

Gize'deki Büyük Sfenks'in ayaklan arasında, doğan güneşe adanmış bir tapınak ve üzerinde 18. hanedandan genç Prens Tutmo-sis'in başından geçen serüvenin kazılı olduğu granit bir yazıt vardır. Yazılanlara göre prens avlanırken yorgun düşer ve sfenksin gölgesinde uykuya dalar. Sfenks düşünde onunla konuşur, kumlara gömülmekte olan heykelini ve tapınağı kurtarırsa, krallığı prense vereceğini söyler. Prens uyanır uyanmaz işe koyulur ve sfenksi örten kumları temizletir. İÖ 1425'te IV. Tutmosis adıyla kral olur. Günümüzde sfenks onu kumdan koruyan bir duvarla çevrilmiştir.

Mısır'da kral başlı, aslan gövdeli daha birçok sfenks heykeli vardır. Luksor yakınlarında Karnak'ta yer alan Amon Tapınağı'na, tanrı Amon'u simgeleyen koç başlı sfenkslerin sıralandığı bir caddeyle ulaşılır. Eski Mısır'daki sfenkslerin tümü erkekti. Oysa İÖ 2000-1300 arasında Anadolu'da hüküm süren Hititler ve Eski Yunanlılar sfenksleri dişi yaratıklar olarak betimlediler. Kalıntılardan anlaşıldığına göre Alacahöyük'te yer alan bir Hitit kentine kadın başlı, aslan gövdeli sfenkslerin beklediği bir kapıdan giriliyordu.

Eski Yunan mitolojisinde Thebai kentinin dişi canavarı olarak anlatılan sfenks, ejderha soyundan Ekhidna ve Typhon'dan doğan Orthos adlı bir köpeğin kızıdır. Sorduğu bilmeceleri bilemeyenleri öldüren bu sfenks, sonunda Eski Yunan'ın ünlü kahramanı Oidipus'un doğru yanıtı vermesi üzerine kendini öldürür.

Yunan sfenksi

Hera ya da Ares sfenksi anavatanı Etiyopya’dan alıp Thebes’in dışında oturmasını ve yoldan geçenlere tarihin en ünlü bulmacasını sormasını emreder. O da emri yerine getirerek gelip geçeni durdurarak onlara bilmeceyi sorar ve bilmeceyi çözemeyenleri boğarak öldürürdü. Sfenksin karşısına Yunan mitolojisinde keskin zekası ve bilgeliği ile tanınan Oidipus çıktı. Canavar Sfenks ona da aynı bilmeceyi sordu: “Hangi varlık sabah dört ayak üstünde, öğlen iki ayak üstünde ve akşam üç ayak üstünde yürür?” Oedipus bulmacayı çözmeyi başarır: “O yaratık insandır.

Çünkü insan bebekliğinde ellerini de ayak gibi kullanarak dört ayak üzerinde emekler, yetişkin halinde iki ayak üzerinde yürür ama yaşlandığında yürüyebilmek için bir de baston kullanır yani üç ayaklı olur.” Yenildiğini anlayan sfenks kendini yüksek bir kayalıktan aşağı atar ve ölür. Hikayenin farklı versiyonlarında kendini hırsla yiyip yuttuğu söylenir. Anadolu’daki insan başlı aslan sfenkslerine Hitit, Lidya ve Frigya uygarlıklarında daha çok heykel olarak rastlanır. Bunlardan en ünlüleri, Alacahöyük kent kapısının iki yanına dikilmiş sfenksler ve Zincirli’de keşfedilen Neo-Hitit sfenksleridir. Eski zaman kalıntılarındaki her insan kafalı hayvana sfenks denilmemektedir.

Sanat tarihinde sfenks

Sanat Tarihinde bilinen en eski sfenks Mısır’da 4.sülalenin 4. firavunu Kefren döneminde (M.Ö. 2558-2532) yapıldığı belirtilen Gize’deki büyük heykeldir. Burada batı-doğu yönünde uzanmış durumda,erkek başlı,kanatsız ve aslan gövdelidir. 70 m uzunlukta ve 20 m yüksekliktedir. Bu anıtsal sfenksin yüzünün firavun Kefren’e ait olduğu sanılmaktadır. Bedeninin aslan olması firavunun gücünü sembolize eder. Heykel Gize platosundan doğal tek bir blok kireçtaşından yontularak yapılmıştır. Ayaklarının altında alabastar mermerden inşa edilmiş bir tapınak bulunur. Sfenks kralın piramidinin yanındadır ve tüm vadiyle, tapınağın süsüdür. Mezarların bekçisi konumundadır.

Doğuya doğru bakan sfenksin başı düz bir başlık ile örtülüdür. Pençelerinin arasında bir hikayenin anlatıldığı bir stel vardır. Bu hikayeye göre 4.Thutmosis kafasına kadar kumlarla örtülü sfenksin üzerinde uyur. Rüyasında sfenks onunla konuşur. Sfenks kendisini bu kumlardan kurtarırsa Thutmosis’in Mısır’ın kralı olacağına dair söz verir. Yapıldığından bu yana defalarca çöl kumları altına gömülen sfenks 18. sülale devrinde, hikayede adı geçen 4.Thutmosis tarafından temizlettirildi. Sfenks sonraki dönemlerde önemsiz tamiratlar geçirdi. En son 1998’de Mısırlılar tarafından 10 yıl süren bir restorasyon yapıldı. Zemine kireçtaşı blokları ilave edildi.

Mısır’da firavun portrelerinin sfenks biçiminde yapılması gelenektir. Sfenkslerin ortaya çıkışı da firavunun gücünün gösterilmesi amaçlıdır. Firavun aslan kadar güçlüdür. “Bununla birlikte 56. sülale zamanında sfenks aslanların adı altında anılır ve Aton ile özdeşleştirilirdi. Yeni imp.lukta 1.Thutmosis zamanında Gize sfenksinin adı yani aynı zamanda dır. Latin metinlerinde sfenks yer altı dünyasının kuzeyinde uzak bir yerde durur ve sihirli peruğun muhafızıdır- Nemes krallığının-. Orta İmp.lukta sfenksler 1.Seostris sarayının kapısında muhafız olarak tasvir edilmiştir. 3.Amenemhat’ın Ugarit’e gönderdiği iki sfenks Baal Tapınağının girişine yerleştirilmiştir”.

Yeni İmparatorluk döneminde de yapılan tapınaklara açılan yolların iki kenarında sfenkslerin dizilmesi adettir. Sfenksler kalın temeller üzerine otururlar. Karnak’taki Amon tapınağının giriş yolundaki sfenksler aslan gövdeli ve koç başlıdır. Sfenkslerin ayaklarının arasında bir tanrının ya da kralın heykeli bulunur. Sfenkslerin tapınağın tanrısını kötü etkilerden koruduğu sanılırdı. Mısır mitolojisinde önemli bir rol oynamasına rağmen sfenks yer altı dünyasının kapılarının gardiyanı gibi düşünülmüştür. Sade, pasif muhafızlar olmaktan kralın düşmanlarını yok edicilere dönüşmüşlerdir. Bir yazıtta sfenks kendini şöyle ifade eder: Mezar şapelini korurum. Mezara ait odanın muhafızıyım. Zorla içeri giren muhafızı uzaklaştırırı. Düşmanları ve silahlarını yere fırlatırım. Mezar şapelinden hainleri kovarım.

Bir yere gizlenmiş düşmanları yok ederim. Gizlenecekleri yerleri kapatırım’. Kahire müzesinde bulunan 4.Thutmosis’in savaş arabası kartal başlı, elinde hayat sembolü ve oraklı, kanatlı tanrı Horus’un düşmanlarını ayakları altında çiğneyen sfenkslerle süslüdür. Mısır’da sfenks heykel olarak tasvirinin yanı sıra böcek şeklinde muskalar,duvar resimleri ve steller üzerinde de yer alır. Mısır’da sfenksler tanrısal varlıkları, gücü ve bilgiyi simgelerler. Tasvirlerinde genellikle uzanmış durumda, erkek başlı, kanatsız ve sakallıdır. Sfenks Mısır etkisiyle Yakın Doğu’da da tanınmıştır ama oradaki anlamı belirsizdir. Suriye ve Fenike sfenksinin Mısır’dakinden en önemli farkı kanatlı olmasıdır.

Başka bir yenilikte M.Ö. 15.yy’da ortaya çıkan dişi sfenkstir. Mühürlerde, fildişi ve metal eşyalar üzerinde, oturmuş ve pençesini kaldırmış olarak çoğu zaman bir aslan, bir grifon ya da başka bir sfenksle canlandırılmıştır. M.Ö.13.yy’da Fenike’de Kral Ahiram lahti üzerinde kral tahtının yanında bir sfenks görülür. Sfenksler cennetin kapılarının muhafızlarıysa buradaki sfenkste kralın ruhunu cennete almak için durur. “Eski Suriye üsluplu mühürler üzerindeki sfenkslerin saçları ya kısa kesilmiş ya da Mısır örneklerini anımsatan bir örtü ile örtülmüştür. Bazı örneklerdeyse iki sfenks arasında bitkisel motifler ya da figürler bulunur. Suriye’de sfenksler karşılıklı iki figür olarak tasvir edilmiştir. Ana konunun yanında ikinci derecede önemli, bezeme amaçlı olarak yer alırlar”.

Sfenksler Suriye sanatında mühürler dışında fildişi eserler üzerinde de vardır. Fildişi bir kutu üzerinde karşılıklı duran, kanatlı sfenkslerin ortasında lotus bitkisi görülür. Megiddo’dan fildişi plakada iki tip sfenks tasvir edilmiştir. Yukarıda oturan sfenksin kanadı tektir ve yüzü profildendir, yüksek konik bir şapkaya sahiptir. Göğsünden bir aslan başı çıkar. Aşağıda ise yüzü cepheden görülen sfenksin hathor lülesi göğsüne iner. Saçı bantlıdır. Kuyruğu arka bacağın altından yukarıya kıvrılır ve oturan Mısır sfenksi tarzında gergindir. İki sfenks arasındaki bitki simetrik olmayan bir şekilde konumlandırılmıştır. Doldurma öğesi olmasından çok bir sembol olması muhtemeldir. Suriye’den fildişi bir mobilya parçası da sfenks şeklinde yapılmıştır. Başı üzerinde ve ayakları altında delikler vardır. Gözleri iri,burnu çıkıntılı, ağzı hafif gülümser bir şekilde oyulmuştur. Saçlarının kıvrımları ve pençeleri belirgindir. Oldukça hoş bir çalışmadır.

Sfenks Suriye’den Mezopotamya’ya da geçmiştir. Sümerlerde İştar tapınağında böyle kanatlı, insan başlı yaratıklar görülür. Erken Sülale Devrinde ve Yeni Babil sanatlarında tasvirlerine rastlanır. Mezopotamya’da mühürler,fildişi eserler ve kabartmalarda gösterilmiştir. Yeni Asur döneminden 2.Asurnasirpal’in (M.Ö. 883-859) Nimrud’daki sarayının kapısında yer alan sfenks aslan gövdesine, kartal kanatlarına ve sakallı, uzun saçlı ve şapkalı bir erkek başına sahiptir. Beş bacaklı bir yaratıktır. Önden iki bacaklı görülür. Profilden bakıldığında arka bacakları ve ortadaki beşinci bacak yürür pozisyondadır. “Gövdesinin arka kısmına doğru geniş bir bant ile bağlıdır ve düğümün püskülü geriye doğru sarkar”.

Yeni Asur döneminde Nimrud’da Asurahaiddin Sarayının bir oda girişinde öndeki çifti büyük, arkadaki ise küçük boyutlu insan başlı, çökmüş kanatlı aslan biçiminde sütun altlıkları vardır. Buradaki sfenksler sakalsızdır. Arslantaş’tan fildişi bir eserde kutsal ağacın iki tarafında karşılıklı duran koçbaşlı,kanatlı sfenksler vücutlarının oyumu ve ön ayakları arasından sarkan giysileriyle ince bir işçilik örneği gösterir.Çift taç takmış sfenkslerin boyunları, tüyleri ve boynuzları ve kutsal ağacın çevresindeki şeritler altındır. Bu yaratıklar giysilerinden dolayı Korsaabat’ta bulunmuş kanatlı sfenkse benzer. Ancak Korsaabattaki sfenks insan başlıdır ve Mısır örneklerindeki gibi başlıklıdır. Samarra ve Nimrud’da fildişi eserler üzerinde de bu şekilde sarkan giysili sfenkslere rastlanır.

Alacahöyük kapı sfenksi

Anadolu’da sfenks ilk olarak Asur Ticaret kolonileri devrinde (M.Ö. 1950-1750) Asur ve Suriye’den ithal edilen silindir mühürleri,Anadolu’ya özgü damga mühürleri ve Kapadokya tabletleri üzerinde mühür baskılarında görülür. Kapadokya mühür baskılarından birinde aynı silindir mühürün iki baskısı vardır. Bu baskılarda pençeleri yumruk yumruğa tüylü bir bitki sapı tutan karşılıklı iki sfenks yer alır. Soldaki sfenks sakalsızdır ve şişkin göğsü vardır.Sağdaki sakallıdır ve tek kanadı görülür. Her iki sfenksin kıvrımlı kuyrukları yukarıya doğrudur. Sfenkslerin aralarında aslan ve üzerinde kuş bulunur.

Ana konu olan sfenkslerin cinsiyetleri belirsizdir. Bu dönemde Anadolu’da mühür kesicileri tarafından Suriye motifi yorumlanmıştır. “Suriye’den ithal edilmiş mühürler üzerinde sfenksler genellikle iki ana pozda yürürken ya da otururken gösterilmiştir. Aslanın sırtına basan şahlanmış sfenks pozu ilginçtir. Bu örneğin en yakın benzeri Ras Sarma- Ugarit kazılarında bulunan ve M.Ö 1400 yıllarına tarihlenen bir fildişi plakadır”. Yerli stilde oyulmuş mühürlerden birinin üzerindeki sfenks sakallı ve kanatsız oluşuyla mısır prototipinin özelliklerini korur. Oturan kanatsız sfenksler Anadolu’da ilk koloni devrinin ikinci safhasında görülürler. Acemhöyük Sarayının fildişi sfenksleri sakalsızdır,dikey ve geriye doğru kalkık kuyrukludur. Geç Hitit heykeline yakın bir stilde yapılmışlardır.

Saç Mısır örneklerindeki gibi göğse düşen Hathor kıvrımlıdır. Yeni Hitit devleti (M.Ö. 1400-1200) döneminde Boğazköy’de bulunan fildişi plakanın ortasında sakalsız bir sfenks figürü bulunur. “Başında bir şapka vardır ve saç kıvrımları Hathor lülesi gibi göğüs üzerine sarkar. Diğer kıvrım yan tarafa doğru Hitit saç örgüsü gibi, sallanır. Sfenksin kanatları ayrı olarak doğal olmayan bir tarzda açıktır. Aynı plakanın kenarındaki sfenksin kanadı tek gibi gösterilmiştir”. Hitit devletinin başkenti Boğazköy’ün sur girişlerinden güneydeki Yerkapı’da kapı geçitlerini koruyan dört sfenks yontusu bulunur. Doğu sfenksi Berlin, Batı sfenksi İstanbul müzesindedir.

Diğer ikisi ise restore edilerek bulundukları kapı girişlerine konmuştur. Dişi sfenks kapıların taştan pervazları içinden iç boyutlu yontu olarak şekillendirilmiştir. Sfenkslerde baş gövdeye egemen bütün yüksekliğin üçte birinden fazlasını kaplar. Gövdeleri dışarıya taşkındır ve detaydan arınmıştır. Kuyrukları yukarı doğrudur ve uçları spiral biçiminde sona erer). Yerkapı sfenksleri 2.binde Anadolu’da benzerleri içinde en önemlilerindendir. Son yıllarda Boğazköy’de yapılan kazılarda bulunan sfenksler tanrısal boynuzlu başlığa sahiptir. İşleniş biçimleri Yerkapı ve Alacahöyük sfenkslerinden farklıdır.

Yüzlerinin tasviri, Hitit tanrılarının konik başlığı ile bu sfenksler Anadolu Hitit sanatı özellikleri gösterir. “Geç Hitit devleti (1200-700) döneminde 8.yy’dan Zincirli’de İçkale’de Hilani 3’den sfenksli sütun kaideleri Arami sanatının özgün çizgilerini taşır. Sfenkslerin başları ve gövdenin ön kısmı, ön bacakların arkasına kadar heykel gibi üç boyutludur.saçları, kulağın önündeki helezon bukleleriyle Arami saç stilinin aynıdır. Ancak yele tüylerinin ve kanatlarının pul pul işlenişi, iki bacak arasındaki kuyruğun püskül biçimli ucu Asur özellikleri gösterir”.Sakçagözü’nde de 8.yy’dan bazalttan çift sfenksli sütun kaidesi bulunur.Saçları ve tüyleri ayrıntılı bir şekilde yontulmuş bu ikiz sfenksler ilginç bir örnektir. Geç Hitit şehirlerinden biri olan Karatepe’de kalenin kapı aslanlarının arkasında yer alan sfenkslerin başları bedenlerine oranla çok daha iri ve heykel gibi üç boyutlu bir görünüme sahiptir.

Bedenleri ise yüksek kabartmadır. Sfenkslerin iri başları, küskün yüzleri, beyaz taş üzerine kakma gözleri ürkütücüdür. Ön kısımlarında yer alan önlük benzeri giysi ve omuzluklar Fenike-Suriye sfenkslerinde görülen bir özelliktir. Bu dönemden ilginç bir diğer örnek Kargamış’tadır. 9.yy’a ait bazalt kabartmalarda insan ve aslan başlı sfenks tasvirleri vardır. İnsan başlı sfenksin göğsünden ağzı açık bir aslan başı çıkar. İnsan başlı sfenksin başında koniye benzer,üzeri yuvarlak olarak biten bir şapka bulunur. Saçı örgülü ve içe doğru kıvrımlıdır.kanadın tüyleri yatay çizgilerle gösterilmiştir. Aslan gövdesi yürür pozisyondadır. Kuyruğu yukarıya kalkık ve dışa dönüktür.

Pers Sanatında da grifon gibi sfenkste kabartma olarak, silindir mühürlerde ve küçük eserlerde tasvir edilmiştir. Persopolis sarayındaki kanatlı sfenkslerde Asur etkileri belirgindir. Bir kabartmada karşılıklı iki sfenksin üzerinde Pers dini Zerdüştte tanrıların tanrısı olan Ahuramazda’nın kanatlı diski yer alır. Sfenksler kanatlıi sakallı ve şapkalıdır. Kanatları içeriye, başları ise yukarıya dönüktür. Anadolu’da Pers satraplığı olan Lidya’nın başkenti Sardes’ten bir mühür üzerinde Lidya yazısı ve iki kral sfenks görülür. Karşılıklı duran sfenksler taçlı ve sakallıdır.

Oturur vaziyettedirler ve ön ayaklarından biri yukarıya kalkıktır. Sardes’ten bir elbise parçası üzerinde altın plakada oturan Pers sfenksleri mühür üzerindeki örneğe benzerler. Sfenkslerin başı üzerinde kanatlı disk vardır. Sfenks Girit’te Zakro mühürleri, minyatür fresklerde ve figürlü dokuma kumaşları üzerinde yer alır. Grifon gibi Suriye’den geldiği ileri sürülmüştür. Girit sfrenksi bazı orijinal özellikler gösterir. Çoğu kez önden tasvir edilir, kelebek gibi kanatları açıktır. Girit sfenksinin saç düzenlemesi farklıdır ve başında taç vardır. Grifon kadar sık kullanılmamıştır. Daha çok dini konuların tasvirinde rastlanır.

Miken’de sfenks ilk kez M.Ö. 16.yy’ın ikinci yarısında kuyu mezarlarından çıkarılan eşyalar üzerinde görülür. Bir fildişi kabartma üzerinde karşı karşıya duran iki sfenks Aslanlı kapı üzerindeki kabartmayı hatırlatır. Attika’dan bir örnekte sfenks yatar durumdadır ve kanatları iki yana açıktır. Saçı göğsüne iner ve başında şapka vardır. Enkomi’den bir Miken vazosunda karşılıklı duran iki sfenksin ortasında bir bitki bulunur. Kanatları sivridir. Baş,göğüs ve kanatların biçimi tipik Miken tarzındadır. Miken sfenksi Asur ve Fenike sfenksleri gibi her zaman kalkık kanatlıdır. Kadın yüzüne sahip olmasına rağmen göğsü kadınsı değildir. Miken sfenksi bezeme amaçlıdır.

Sözlükte "sfenks" ne demek?

1. Yunan mitolojisinde, geçen yolculara birtakım bilmeceler sorarak bilmeyenleri yuttuğuna inanılan efsanevi canavar.
2. Mısır' da eski mısırlılar çağından kalma kadın başlı, aslan vücutlu yontu1.

Cümle içinde kullanımı

Suat, bir sfenks sessizliğiyle herşeyden uzak yaşamayı yeğler görünmektedir.
- A. İlhan

Sfenks kelimesinin ingilizcesi

n. sphinx
Köken: Fransızca

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç