Santur nedir?

Klasik Türk müziğindeki çalgılardan biridir. Tellerine iki küçük tokmakla vurularak çalınır. Kanun'a benzer. Yalnız perdeleri onun kadar zengin değildir. Ses alanı 3 sekizli kadardır. Santuri Ethem Efendi (1855- 1926) unutulmak üzere olan bu çalgıyı yeniden rağbete kavuşturdu. 1947'de de Ziya Santur, sazın metodunu yazdı. Latince bir kelime olan “kithara”, her biri skalanın belli bir sesini veren ve çok sayıda teli, ses tablasına (göğüs) paralel bir düzlem oluşturan telli çalgıların (kordofonların), ortak adıdır. “Kithara”ların ses kutusu genellikle, göğsü ve sırtı paralel olan bir kasa biçimindedir.

“Kithara”lar, ses kutusunun biçimine göre olduğu gibi, çalınış biçimine göre de sınıflanırlar. Örneğin “kanun”, bir “mızraplı kithara”dır. Anadolu, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarında bazı arp türlerinin, kimi zaman yatay konumda tutulup, tellere vurularak çalındığı bilinmektedir. İşte bu belirlemeyi, belki de “santur” çalgısının oluşumundaki ilk veri olarak niteleyebiliriz. “Mızraplı kithara”ların, tarihsel olarak “vurmalı kithara”lardan önce olabileceği görüşü yaygındır.

santur

Biçim yönünden “Kanun”a benzeyen bu çalgı, Osmanlı müziğinde uzun yıllar kullanılmıştır. Birçok Avrupa ve Asya ülkesinde çok eski yıllardan beri kullanılmaktadır. Ancak Türkiye’de, belki de müzik sistemimize uygun bulunmaması gerekçesiyle bir dönem unutulmuştur. Yirminci yüzyılın başlarından sonra bu çalgıya bir ilgi olmuş ancak bu da oldukça sınırlı kalmıştır.

“Kanun”dan farklı olarak bu çalgının gövdesinin iki tarafı da yamuktur Kısa olan ön tarafından geniş olan arka tarafına doğru eşit biçimde genişler . Santur, tıpkı “kanun” gibi tahtadan yapılmış yamuk bir tekne üzerine gerdirilmiş üçerli tel gruplarından oluşmuştur. Bu tel gruplarının sayısı zaman içinde giderek artmıştır. Böylece bu çalgının ses genişliği de giderek artmıştır. Teller, göğüs üzerine yerleştirilen eşikler yardımıyla duruma göre ikiye ya da üçe bölünmüştür.

“Santur” türünde olan çalgılar da teller, üçlü, dörtlü ya da beşli gruplar halinde akortlanır. “Santur”, uçlarına kauçuk parçaların bağlandığı küçük çekiçlerin tellere vurulması ile çalınmaktadır. Ortaçağ'da “santur”, İran'da çok yaygındı. Öyle ki tarihçiler, bu çalgının, İran' ın doğusundaki ve batısındaki bütün ülkelere bu ülkeden gittiğini kabul ederler. Çin “santu”ru (yangqin) bir yana bırakılacak olursa, Ortaçağ'da ve daha sonra kullanılan “santur” türünden bütün çalgılar ikizkenar yamuk biçimindedir.

Tarihi

Arapça kaynaklarda santurun Sasaniler döneminde kullanıldığı belirtilirse de Farabi ve İbn Sına'nın musiki eserlerinde santur adı geçmez. Buna karşılık Xl. yüzyıldaEndülüs'te santur kullanıldığını gösteren belgeler vardır. İspanya'dan diğer Batı Avrupa ülkelerine geçen ve büyük rağbet gören santur zamanla Avrupa'da piyanoyadoğru gelişim kaydetmiştir. İbn Haldun XIV. yüzyılda Kuzey Afrika Arapları'nın santur kullandığım yazar. Abdülkadir-i Meragl'nin eserlerinde santur adına rastlanmadığıgibi bu dönem İran minyatürlerinde de bu saza yer verilmemiştir.

Buna karşılık çalgı tarihçileri arasında santurun İran kökenli olduğu inancı yaygın olup bu sazın Orta Asya'ya, Hindistan'a ve Uzak doğu'ya iran'dan gittiği kabul edilir. Santur Osmanlı döneminde kullanılan sazlardandır. Ali Mustafa Efendi'nin Mevô.idü'n-nefô.isii kavô.idi'l-mecdlis adlı eserinde santurdan söz etmesine rağmen XVI. yüzyıl Osmanlı minyatürlerinde santura rastlanmaması dikkat çekicidir. Evliya Çelebi Seyahatname'sinde pek çok sazarasında santurdan da söz eder. Ayrıca Osmanlılar'ın XVII. yüzyılda santur kullandığını kanıtlayan belgeler vardır.

Bu bakımdan Ali Ufki Bey'in kendini santuri olaraknitelemesi önemlidir. Onun Mecmi'ıa-i Sôzü Söz'e kaydettiği veya bizzat yazdığı bazı şiirlerde santur adı geçtiği gibi Santuri İbrahim Çelebi adlı musikişinasın bir semaisinide bu eserde kaydetmiştir. Levni'nin Surname-i Vehbi için yaptığı birçok minyatürde santura rastlanır. Bu minyatürlerdeki santurla Hızır Ağa'nın Tefhimü'l-makamat'taresmini verdiği santur hemen hemen aynı yapıdadır. Bugün çoğunluğu Avrupa kütüphanelerinde bulunan, İstanbul'da kimliği bilinmeyen nakkaşlar tarafından yapılmış birçok resimdede santur çalan cariyeler görülür.

XVII. yüzyılın ikinci yarısı ile XVIII. yüzyılın ilk yarısında santur, saray fasıl heyetinin olduğu kadar mehter-i birlin denilen saz takımının da önemli bir sazıydı. lll. Selim vell. Mahmud dönemlerinin gözde sazlarından olan santur. XIX. yüzyılın ikinci yarısında SantQrl Hilmi Bey'in benimsediği Rumen santurunun etkisiyle kromatik biryapı kazanmış, virtüoz Santuri Edhem Efendi'den sonra ise yavaş yavaş kullanımdan düşmüştür. Ünlü santurHer arasında Ziya Santur, Hüsnü Tüzüner ve ZühtüBardakoğlu da sayılabilir. Ziya Santur'un bu sazla ilgili notları Cafer Ergin tarafından yayımlanmıştır.

Ortaçağ'dan itibaren kullanılan santur türünden bütün sazlar Çin santuru dışında ikizkenar yamuk biçimindedir. Günümüzde santur türünden musiki aletlerindeteller üçlü, dörtlü veya beşli gruplar halinde akortlanır. Her santurda en az iki sıra eşik bulunur. Bazı santur türlerinde her tel için küçük, hareketli bir eşikvardır. İcra sırasında farklı makamdan bir eser çalınması gerektiğinde eşiklerden bazıları sağa veya sola kaydınlarak yeni makamın sesleri elde edilir. Bazı santurlardakanununkini andıran birleşik eşik görülür. Bu tür santurlarda tel takımlarından biri eşiğin üstüne basar.

Bir önceki ve bir sonraki tel takımları ise eşikteki delikten geçer; yani bunlar eşiğin üstünden geçen tel takımına göre aşağıda kalır. Eşikteki delikten geçen bu tel takımları karşıdaki eşiğin üstünden geçer; bu durumda hertel takımı sadece bir eşiğin üzerinden geçmektedir. Dolayısıyla teller hafifçe çapraz iki düzlem oluştu rur. Bu düzen tokmakların rahatça vurulabilmesi içindir. Santurdatelierin kanunda olduğu gibi tek bir düzlem oluşturması halinde ya aralarında ki mesafenin arttırılması ki bu sazın çok büyümesine sebep olur ya da takınağınkomşu tel takımlarına çarpmasına rıza gösterilmesi gerekirdi.

Geleneksel saz takımının önemli bir unsuru olantar ve setarla aynı repertuvarınçahndığı çağdaş İran santuru eğlence musikisi "mutrebi"de de yer almasına rağmen halk müziğinde hiç kullanılmaz. Santurun kasası genellikle ceviz ağacın dan yapılır. Uzun kenan yaklaşık 90 cm., kısa kenan 35 cm., derinliği yaklaşık 6 santimetredir. Eğik kenarlar uzun kenarla4S0 'lik açı yapar. Teller dörtlü takımlar halinde akortlanır. Her takımın altında hareketli bir eşik bulunur. Bu eşikler kasanın eğik kenarlarına paralel biçimde yerleştirilir. Eşikleri sağda yer alan teller pest perdelere tekabül eder; eşikleri solda bulunan teller eşikterin her iki tarafında çahnabilir.

Sağda ve solda dokuzar (bazan onbirer) tel takımı bulunur. On sekiz tel takımındanyirmi yedi farklı ses elde edilir. Pest teller bronz, tiz teller çeliktir.Çağdaş Irak santurunun kasası ceviz,acı portakal, ak kayın veya kayısı gibi sertağaçlardan yapılır. Geniş kenan 80-90 cm.,kısa kenan 31-41 cm., derinliği 7-12 santimetredir.Bazı santurlar bir şarkıcı içinözel olarak yapıldığından boyutları şarkıcı­nın ses alanına göre değişir. Çağdaş Iraksanturunda yirmi üç takım tel vardır. Busayı son zamanlarda yirmi beşe çıkmıştır. Bunlar üçlü, dörtlü, hatta beşli olarakakortlanır.

Her telin altında hareketli bireşik bulunur. Günümüzde Irak'ta haJa eskisantur çalan sanatkarlar mevcuttur. Eskisantur daha derindir ve uzun birer köprüyüandıran eşikleri sabittir. Irak santurununses alanı üç sekizliyi aşar. Santur Irak'ta dört telli ayaklı kemane coze, defve dumbuk ile ( darbuka) birlikte "çalgl-i Bağdacti" adını taşıyan topluluğu oluşturur. Çalgının başlıca rolü çayhanelerde, evlerde ve konser salonlarında klasik şarkılara eşlik etmektir. Kafkasya'da ve Yakın doğu'da kullanılan bazı santurlarda pestteller tektir. Üst bölgedeki takımlar ise ikili veya üçlü olabilir.

Hemen hemen santur benzeri bütün sazlarda teller öteden beri metaldir, ancak pek çok ülkede farklı kalınlıkta teller kullanılır. Tizler çelik, diğerleri bronzdur. Günümüzde bazı ülkelerdebronz telierin yerini naylon teller almaya başlamıştır. Santur Türkiye'de tokmak veya zahme, İran'da "mezrab" adıyla anılan ve her ikielin ilk üç parmağıyla tutulan, şekli ülkedenülkeye değişen ahşap iki çubuğun eşi­ğe yakın bölgede teliere vurulması suretiyleçalınır. Susturucusu olmayan santurlarda her tel sempatiyle diğer telleri titreştirir (Romanya ve Macaristan'da kullanılan büyük santmlara susturucu eklenmiştir).

Türk ve Hint santur tokmaklarıağırdır ve tel üzerinde zıplayarak kendili-ğinden bir tremala oluşturur. Çok hafifolan İran tokmakları ise zıplamaz. Dolayısıyla tremala ancak sağ ve sol bilekler hızla birbiri ardınca hareket ettirilerek yapı­labilir. Bazı leracılar vuruşu yumuşatmak için takınağın ucuna keçe sarar. Aynı sonuç bazı ülkelerde telierin üzerine bir bezkanarak elde edilir. Eski ran ve eski Osmanlı santurunun yapısal özellikleri hakkında kaynaklarda yeterli bilgilere rastlanmamaktadır. Çünkü gerek yazılı kaynaklarda gerekse ikonografik belgelerde hakkında en az bilgi bulunan musiki aletlerinden biri de santurdur.

İkonografik belgelerde nadiren yeralan tasvirler, sazın fiziksel yapısı hakkındakesin bilgiler elde etmeye yetecek öl-çüde ayrıntılı ve gerçekçi değildir. Bugünkü İran santuru XIX. yüzyıl Osmanlı santurundan bir hayli farklıdır. Taban açıları oldukça dar olan modern İran santurun da sol taraftaki hareketli eşikterin üstünden geçen teller çeliktir ve çelik telierin hepsi aynı kalınlıktadır. Dünyanın en dar taban açılı (45°) santuru olan modern İran santurunun bu özelliği, telierin boyunun aynı kalınlıktaki telleri aynı derecede gererek yaklaşık iki oktavlık bir alanın seslerini elde edebilmeyi sağlayan pestten tize doğru kısalma oranıyla ilgilidir.

Özbekistan ve Irak'ta kullanılandar tabanlı uzun santuru çağrıştı­rır. Halbuki Hızır Ağa'nın santuru geniş bir santur örneğidir. Rauf Yekta Bey'in tarifettiği santuru görüp görmediği bilinmemektedir. Eğer gördüyse bunun artık kullanılmayan, Hızır Ağa nın santurundan önce kullanılmış çok eski bir santur olduğu söylenebilir. Rauf Yekta Bey'in Türk santuru dediği alet muhtemelen en geç XVI ll.yüzyılın başlarında terkedilmiş olmalıdır. Modern santurun terkedilmesinin sebebi Türk musikisine özgü ara sesleri elde etmekte çıkardığı güçlüktür. Perdeler konusundaki titizliğin arttığı ve kanuna bu ara sesler için bir mandal mekanizması­nın eklendiği dönemde santurda ısiahat yapacak bir kişinin çıkmaması sazın gözden düşmesine yol açmıştır.

Sözlükte "santur" ne demek?

1. Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı.

Santur kelimesinin ingilizcesi

n. dulcimer, psaltery
Köken: Farsça

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç