Latince

Klasik iki Batı dilinden biridir. Konuşulan bir dil değildir. Bugün üniversite çevrelerinde eski zamanlarda Latince olarak yazılmış metinleri anlamak için öğrenilmekte, öğretilmektedir. Kültür ve sanat alanında unutulmaz örneklerin birçoğu Latince olarak yazılmıştır. İlk Latince eser Livius Andronikos adlı bir Yunanlının çevirdiği Homeros'un «Odysseiu» sidir. Daha sonra Latince hafif komediler yazıldı. M.O. 1. yüzyılda Latin ce'den unutulmaz örnekler veren Cicero, Caesare, Sallustus gibi ünlü kişiler yetişti. Catalius, Lucrecio, Ovidius, Horacio, Vergilius Latin edebiyatının unutulmaz isimleridir.

İlkçağda İtalya yarımadasında Roma’nın içinde bulunduğu Latium bölgesinde konuşulan Latince, Rom İmparatorluğu’nun resmi dili olduktan sonra sınırlarının genişlemesiyle Latince önce İtalya yarımadasında sonra özellikle Gallia (bugünkü Fransa), Hispania (İspanya), Helvetia (İsviçre), Lyricum (Dalmaçya, Arnavutluk), Pannonia (Macaristan), Dacia (Romanya)’ya yayılmış, bunun dışında egemen olduğu Macedonia (Makedonya), Trachia (Trakya), Anadolu, Syria (Suriye) ile Kuzey Afrika’da resmi dil kimliğiyle benimsenmiştir.

Latince Yunan dilini örnek alarak ilerleme göstermiştir. Latin yazını da hep Yunan yazınının etkisi altında kalmıştır. Latince, Yunanca ile birlikte İlkçağın başlıca kültür ve uygarlık dillerini oluşturmuştur. Latince yayıldığı ülkelerde yerel dillerin yanı sıra yaşamını sürdürürken özellikle okur-yazarlarca kullanılmış, gitgide çeşitli katmanlardan insanların dilini etkisi altına almış, onların dillerini teker teker ortadan kaldırmış, böylece ”neo-latin” dillerinin doğmasını sağlamıştır. Dillerin bu başkalaşım sürecinde, Ortaçağda bilimsel çalışmalar Latince ile yürütülmüş, yapıtlar Latince yazılmıştır. Diplomaside yazışma dili yine Latince dir. Kilise, inançlılar ile iletişim kurmak için Latince kullanmıştır.

Batı dilleri ve Latince

Latince yaşayan batı dillerinden Fransızca, İspanyolca, Portekizce, italyanca, Romence’nin birinci derecede anasıdır. İngilzce Latin kökenli olmamasına karşın, sözcük ve kavramlarıyla yarı yarıya bu dile bağlıdır. Almanca, yapısındaki Fransızca kökenli sözcükler dolayısıyla Latince’ye çok şey borçludur. Bu nedenle Slav dilleri dışındaki batı dilleri için Latince öğrenimi önemlidir.

Bilim dili olarak Latince

Günümüzde hukuk, tıp, diş hekimliği, veterinerlik, eczacılık, botanik, zooloji, jeoloji, v.b. gibi bilim dallarında, özellikle terminoloji konusunda Latince öğrenmek zorunludur. Sosyal bilimlerden özellikle Eskiçağ ve Ortaçağ tarihi, bir ölçüde de Yeniçağ Tarihi, Felsefe, Arkeoloji alanında kaynaklara Latince olmadan başvurulamaz. Geçmişin kalıntılarının gömülü olduğu, buluntularla dolu ülkemizde Latince öğrenimi bunların değerlendirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kimi Osmanlı arşivlerini okuyup değerlendirebilmek için Latince’ye gereksinim vardır. Batı düşüncesinin ve uygarlığının Klasik yazına dayanması nedeniyle batıyla ilgili sosyal bilimler üzerinde araştırmada bulunacak kişiler için Latin dili ve yazını özellikle gereklidir.

Latin dili ve edebiyatı

Latin Dili ve Edebiyatı ile Yunan Dili ve Edebiyatı iç içe iki ana bilim dalıdır ve Klasik filoloji olarak bilinmektedir. Latince’nin günümüzdeki önemi bilim dalı olmasıdır; bu nedenle batı dillerinin ve yazınlarının yanı sıra Eskiçağ ve Ortaçağ Tarihi, felsefe tarihi, epigrafi, tiyatro tarihi, Roma Hukuku gibi bir çok alanda, ayrıca Osmanlı arşivlerinde bulunan Latince yazılmış belgeler üzerinde bilimsel araştırma yapmak için gereklidir. Latin Dili ve Edebiyatı programı bu ve benzeri alanlarda araştırma yapabilmeleri için öğrencilere gerekli dil, bilgi ve yetenekleri kazandırma amacını taşımaktadır.

İlkçağda İtalya yarımadasında Roma’nın içinde bulunduğu Latium bölgesinde konuşulan Latince, Hint-Avrupa dil ailesinin bir üyesidir. Roma devletinin sınırlarının genişlemesiyle Latince önce İtalya yarımadasında sonra özellikle Gallia (bugünkü Fransa), Hispania ( İspanya), Helvetia ( İsviçre), Lyricum ( Dalmaçya, Arnavutluk), Pannonia ( Macaristan), Dacia ( Romanya)’ya yayılmış, bunun dışında egemen olduğu Macedonia ( Makedonya), Trachia ( Trakya), Asia Minor (Anadolu yarımadası), Syria ( Suriye) ile Kuzey Afrika’da resmi dil kimliğiyle benimsenmiştir.

Latince Yunan dilini örnek alarak ilerleme göstermiştir. Latin yazını da hep Yunan yazınının etkisi altında kalmıştır. Latince, Yunanca ile birlikte İlkçağın başlıca kültür ve uygarlık dillerini oluşturmuştur. Latince yayıldığı ülkelerde yerel dillerin yanı sıra yaşamını sürdürürken özellikle okur-yazarlarca kullanılmış, gitgide çeşitli katmanlardan insanların dilini etkisi altına almış, onların dillerini teker teker ortadan kaldırmış, böylece ”neo-latin” dillerinin doğmasını sağlamıştır. Dillerin bu başkalaşım sürecinde, Ortaçağda bilimsel çalışmalar Latince ile yürütülmüş, yapıtlar Latince yazılmıştır. Diplomaside yazışma dili yine Latince dir. Kilise, inançlılar ile iletişim kurmak için Latince kullanmıştır.

Latince yaşayan batı dillerinden Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Romence’nin birinci derecede anasıdır. İngilizce Latin kökenli olmamasına karşın, sözcük ve kavramlarıyla yarı yarıya bu dile bağlıdır. Almanca, yapısındaki Fransızca kökenli sözcükler dolayısıyla Latince’ye çok şey borçludur. Bu nedenle Slav dilleri dışındaki batı dilleri için Latince öğrenimi önemlidir. Günümüzde hukuk, tıp, diş hekimliği, veterinerlik, eczacılık, botanik, zooloji, jeoloji, v.b. gibi bilim dallarında, özellikle terminoloji konusunda Latince öğrenmek zorunludur.

Sosyal bilimlerden özellikle Eskiçağ ve Ortaçağ tarihi, bir ölçüde de Yeniçağ Tarihi, Felsefe, Arkeoloji alanında kaynaklara Latince olmadan başvurulamaz. Geçmişin kalıntılarının gömülü olduğu, buluntularla dolu ülkemizde Latince öğrenimi bunların değerlendirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kimi Osmanlı arşivlerini okuyup değerlendirebilmek için Latince’ye gereksinim vardır. Batı düşüncesinin ve uygarlığının Klasik yazına dayanması nedeniyle batıyla ilgili sosyal bilimler üzerinde araştırmada bulunacak kişiler için Latin dili ve yazını özellikle gereklidir.

Yazı dili Latince'nin özellikleri

Latincenin incelenmesi, yazı dilinin, özellikle de edebiyat alanında ortaya çıkan biçiminin geçirdiği evrimin araştırılması demektir. Özellikle İ.Ö.yy’dan başlayarak yazı dili latince kuralları kesin bir biçime büründü; bu dönemde klasik diye adlandırılan ya­zarların metinleri öğretimde kullanıl­dı, çeşitli yorumlamalara konu oldu. Örnek olarak alman bu metinler, ede­biyat söyleminin biçimlerinin daha fazla belirlenmesini sağlarken, bu ola­yın dışında kalan sözlü dil latince ev­rim geçirdi. Sözlü ya da yazılı olsun latin dili, de­ğişik işleyiş ve özelliklere bağlı olarak düzenlenmiştir.

Öncelikle, durumların (ya da bükünlerin) bulunması, sözcü­ğün cins ve sayısının tanınmasını sağ­ladığı gibi, latince tümcenin sözdizimsel yapısında da bir rol oynar. Altı du­rumla (yalın durum, seslenme duru­mu, belirtme durumu, tamlayan duru­mu, yönelme durumu, çıkma durumu,) donanmış olan beş ad çekimi, iki sayı (tekil ve çoğul) ve üç cins (eril, dişil, yansız), soneklerin özgürlüğüyle tüm­cede ad öbeklerinin işlevini belirtme­yi sağlar. Aynı biçimde latince fiil çe­kimi de yunanca fiü çekimindeki be­lirsizliklerinden sıyrılmıştır: Fiillerin kökünün değişkenliği, bitmiş olanı (perfectum) bitmemiş olandan (infectum) ayırır. Kullanıma gelince, büdirme kipini ya da “gerçek” kipini, “dü­şünce” kipi olan isteme kipiyle karşıtlaşılır. İstek ya da dilek kipiyse latincede kendine özgü bir biçim değildir ve bir edat kuruluşuyla açıklanır.

Bu büyük kiplerin içinde ayrıntılı za­manlar yer alır (şimdiki zaman, hika­ye birleşik zamanı, önceki gelecek za­man, vb.) yer alır. Değişik sözcüklerin (ad, sıfat, zamir, fiil) soneklerinin gö­rünüşte karmaşık işleyiş biçimi latince tümceye, sürekli olarak tamlayan­ların (tanımlıklar, kişi zamirleri, edat­lar ve hatta fiillerin özneleri) kullanı­mına başvurulmamasmı sağlayan bir açıklık ve bir özlülük (kısalık) getirir.Bu kesin işleyiş, gene de edat kuruluş­larının gitgide önemli bir kullanımına doğru gelişmiştir. Latin söylemini oluşturan, tümcelerin art arda sırala­nışı da bir evrim geçirmiştir.

Yazı di­linin ilk zamanlarında (yazı dili ancak Î.Ö. VI. yy’a doğru belirdi) yazarlar sözlü dilin kuruluşlarını hemen silip atamadılar; dolaysız üsluptan (aralarındaki bağlantı el kol hareketleri ve titremlemeyle sağlanan bağımsız tüm­celerden kurulu deyiş) dolaylı üsluba (yan tümcelerin ve isteme kipinin kul­lanımının giderek arttığı üslup) geçi­şin çok yavaş olduğunu belirtmek ge­rekir. Yazılı anlatım, sözlü dile borç­lu olduğu ses özelliklerini,yani özellik­le ritmi yitirmeden olgunluk düzeyine erişmiştir.

Sözlükte "latince" ne demek?

1. Latin dili.

Latince kelimesinin ingilizcesi

n. Latin

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç