Kuyumculuk

Değerli madenlerden, taşlardan süs eşyası yapma sanatıdır. Eski Türk dilinde kullanılan «kuymak = maden eritmek» sözünden gelir. Kuyumculuk sanatının geçmişi çok eski çağlara dayanır. Eski Türkler'de kuyumculuk ve ince döküm sanat haline geldi. Osmanlı Türkleri çağında altın ve gümüşle işlenen değerli taşlarla, paha biçilmez süs eşyaları meydana getirildi. İstanbul'da, Kapalıçarşı'da öteden beri kuyumculuğun merkezi olan Kuyumcular Çarşısı'nın ünü bütün dünyaya yayıldı. Avrupa'da kuyumculuk daha çok Rönesans'tan sonra gelişti. Günümüz Avrupa'sında Londra, Paris, Amsterdam, Amerika'da da New York birer kuyumculuk merkezidir.

Kuyumculuk, sadece değerli metalleri ve alaşımlarının işlenmesi değildir. Kuyumculuk, başta altın ve pırlanta olmak üzere, değerli-değersiz, metal ve metal olmayan maddelerin ve taşların işlenerek takı veya yatırım aracı olarak kullanılan ürünlere dönüştürülmesi sanatıdır. İnsanoğlu çevresini ve kendini güzelleştirme ihtiyacı içerisindedir. Kuyumculuk bu ihtiyacın karşılanmasında önemli rol oynar. MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan dünya altın üretiminin yanı sıra, Anadolu'nun altın şleme geçmişinin de MÖ 3000 li yıllara dayanması, kuyumculuk sektörünün köklü tarihini, dolayısıyla önemini vurgulamaktadır. Bu tarihleri daha geriye götürmek de mümkün.

Örneğin, Alacahöyük'te yapılan arkeolojik kazılarda 5.000 yıllık kuyumcu atölyesi ve el aletleri bulunması sektörün geçmişinin ne kadar eskiye uzandığını göstermektedir. Türkiye, aynı zamanda dünya altın mücevherat üretiminde dünyanın ilk 5 ülkesi arasındaki yerini sürekli yükseltmektedir. En son 2007 yılı sonundaki verilere göre  altın mücevherat üretiminde İtalya'yı geçerek Hindistan'ın ardından ikinci sıraya yükselmiştir. Türkiye'deki kuyumcu mağazaları geleneksel mücevherden günümüz modern takılarına kadar çok geniş yelpazede değerli takılar sergilemektedirler. Aşağıda modern kuyumculuk anlayışı ile mücevher takı teşhiri yapılan şık bir kuyumcu mağaza vitrini görülmektedir.

kuyumculuk

Eski çağlardaki kuyumcu ustaları, saf altını döverek zar kadar inceltebiliyorlardı. Bu tekniğe varak ya da varak kaplama adı veriliyordu. Bu teknik Mısırlılar, Yunanlılar, Çinliler tarafından kullanılmıştı. İslam sanatında altın ve gümüş varaklar, metal ve ahşap eşyaların ile birlikte minyatürlerin renklendirilmesinde, baskı motifleri ve el yazmalarında sık sık kullanılmıştı. Varakçılık kuyumculuğun başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Ancak tarihe baktığımızda 19 . yüzyılda ekonomik şartlardan dolayı bir gerileme olduğu görülmektedir. Kuyumculuk mesleğinde bir çok teknik kullanıldığı görülmektedir.

Santrifüj veya vakum, mum tekniği, kazıma tekniği, delikli süslemeler yapmak için kullanılan ajur, taneleme manasına gelen granülasyon diğer adıyla güherse, tombaklama ve mine tekniği kullanılmış olan tekniklerdir. Anadolu’da kuyumculuk ve kullanılan aletlerle ilgili önemli bilgiler Karun Hazinesi’nden anlaşılmaktadır. Bu hazinelerde kullanılan yöntemler çeşitli ürünlerle ortaya konmuştur. Kuyumculuk mesleğini icra eden kişiye kuyumcu adı verilmektedir. Kuyumcu; takı tasarım ve çizimini yapar. Altın, platin, gümüş veya bunların alaşımlarını hazırlayarak kalıba döker, kalıptan çıkan ürüne çeşitli yöntemlerle şekil verir.

Tıraşlama, temizleme, parlatma ve kimyasal boyalarla yüzeyleri düzeltmeye çalışır. Parçaları hasar görmüş olan takıları düzeltir. En önemlisi altın alım satımı yapar. Kuyumcular genellikle şu alet ve malzemeleri kullanmaktadırlar: Eğeler, çekiçler, penseler, keski ve makas, heştek takımı ve zımbaları, kıl testere, oluklu demir, örs, düz demir, malafalar, mengeneler, raspa ve çelik kalemler, kaynak kabı ve çift pergel, lazer makinesi, eritme ocakları, tel için hadde, astar için silindir, tavlama ve mine fırını, vakumlu döküm ocağı, zincir makinesi, freze, cila motoru, vibratör (yazı makinesi), presler. Şimdilerde kuyumculuk okullarda bir bölüm haline geldi. Özellikle, Anadolu Meslek Liseleri, Endüstri Meslek Liselerinin, Anadolu Kız Meslek Liselerinin ve Kız Meslek Liselerinde kuyumculuk bölümleri açılmıştır. Kuyumculuk konusunda eğitim alanlar mesleklerini kuyumcularda rahatlıkla icra edebilmektedirler.

Kuyumculuğun doğuşu

Değerli madenler, değerli ve yarı değerli taşlar, insanlık tarihi boyunca kimi zaman zenginlik, kimi zaman güzelliğin ve asaletin simgesi olarak işlendi ve kullanıldı. Takının tarihi, günümüzden 30.000 yıl önceye, Üst Paleolitik Çağ'a kadar uzanımaktadır. Fakat uzmanlar, gerçek anlamıyla Kuyumculuğun, Mısır'da, Mezopotamya'da, ve Anadolu'da, M.Ö. 4. binyılın sonlarına doğru başladığını belirtiyorlar.

Antik Takı'ların karmaşık kompozisyonları, ayrıntılı ve özenli işçilikleri incelendiğinde, akla bu takıların hangi aletlerle ve hangi teknik bilgiyle yapıldığı sorusu geliyor. İnsanın yaratıcı gücünün bir uzantısı olan bu teknik gelişimler, aynı zamanda insanın çevresindeki malzeme ile savaşımının da bir göstergesidir. Teknik ve insan Kültürün en eski çağlarından itibaren adeta iç içedirler. Eski çağların Kuyumucu ustaları, saf altını döverek zar gibi inceltebiliyorlardı. Varak ve varak kaplama denilen bu teknik Mısırlılar, Çinliler, Yunanlılar tarafından kullanılmıştı. İslam sanatında altın ve gümüş varaklar, ahşap ve metal eşyanın yanı sıra minyatürlerin renklendirilmesinde, baskı motiflerinde ve elyazmalarında geniş ölçüde kullanılmıştı.

Kuyumculuk tarihinin başlangıcı gibi Kabul edilebilecek varakçılık sanatı, 19. yüzyıl sonlarında savaş döneminin ekonomik sıkıntıları ve değişen sosyo-kültürel koşullarda geriledi ve unutuldu. Kuyumculuğun tarihi, doğal olarak sayısız tekniklerle dolu. Günümüz kuyumculuğunda seri ve standart üretim için kullanılan santrifüj veya vakum gibi döküm tekniklerinin temeli olan kaybolan mum tekniği, delikli süslemeler yapmak için kullanılan ajur, kazıma tekniği, taneleme anlamına gelen granülasyon ya da Türk kuyumculuğundaki karşılığıyla güherse, tombaklama ve mine tekniği bunların belli başlıları...

Uşak-Lydia hazinesi ya da popüler adı ile "Karun Hazinesi" Anadolu'da kuyumculuk ve kullanılan aletlerle ilgili önemli bilgiler sunmaktadır. Bu hazine içinde yer alan iki tane bronz üfleme borusu ile takı ve heykelcilik üretiminde kullanılan 30 parça bronz kalıptan oluşan kuyumcu aletleri özel bir öneme sahiptir. Bronz üfleme boruları metalin ergitilmesi sırasında körük uçlarına takılıyordu. Bulunan kalıpların bir bölümü stampa pinçonlarıydı. Bir bölümü de kalıp üzerine konulan ince soy metal levhaların, çekiçlenerek formunu alması için kullanılan dövme kalıplarıydı.

Sözlükte "kuyumculuk" ne demek?

1. Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik.

Kuyumculuk kelimesinin ingilizcesi

n. jewellery [Brit.], jewelry

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç