Kurgubilim nedir?

Teknolojik ve bilimsel delillerin hayal gücü ile birleştirilerek yazılmış hikaye ve roman gibi edebiyat eserleri veya çevrilen filmler. Kısaca, muhtemel geleceğin tahmin edilmesi ve teknolojinin abartılarak hayal gücü sınırlarının zorlanması.

Günümüzde kurgubilim kendi sahasında büyük bir ilerleme göstermiştir. Artık çoktan gerçekleşmiş bulunan Ay’a seyahatleri ve hatta Merih uçuşlarını bile geride bırakan kurgubilim, galaksimiz Samanyolu’nun bilinmeyen köşelerine gitmekte, kitapların sahifelerinde, ekran ve perdelerde bizi, yıldızların arasında dolaştırmakta, Andromeda gibi diğer galaksilere ve uzayın uçsuz bucaksız derinliklerine uzanmaktadır. Öte yandan yakın bir gelecekte pekçok işi insanların elinden alacak olan robotların dünyasını anlatmakta, insan zekasına meydan okuyacak olan bilgisayarların tehdidine işaret etmekte, muhtemel bir nükleer savaş sonrası dünyanın dehşet verici hayat şartlarını çizmektedir. Kurgubilim denilince akla hayaller gelir. Kurgubilim her şeyden önce hayal gücüne dayanır. Yani hayalle gerçek karşı karşıyadır. Fakat bu hayaller hiçbir zaman teknolojik ve fiziki gerçeklere ters düşmez. Bir uzay gemisi fiziki kanunlarından hareketle en çok ışık hızı ile hareket edebilir. Bu hızdan fazlası hayallere sığabilse bile fiziki kanunlar ve hele teknoloji ki -günümüzde en fazla saatte 50 bin kilometre hıza ulaşabilmiştir- buna izin vermez.

Kurgubilim bir ölçüde de muhtemel geleceğin tahminidir. Bu tabiri ilk defa Amerikalı elektrik mühendisi Hugo Gernsback, bilim magazinlerindeki hikayelerini isimlendirmek için kullanmıştır. Bu tür hikayeler yeni teknik ve ilmi buluşlara ilginin artmasına ve sadece bunları ihtiva eden dergilerin çıkmasına sebep olmuştur. İlki 1920’lerde yayınlanan Garnsback’ın Hayret Verici Hikayeler sergisidir. edebiyat tarihinin ilk kurgubilim yazarlarından olan Jules Vern, 19. yüzyılda ilk romanlarını yayınladığı zaman herkes ona gülmüş, çıldırdığına hükmetmiş, Ay’a gitmenin, günlerce su yüzüne çıkmadan yüzebilen denizaltının, gökte uçabilen çelik uçakların ve roketlerin boş hayallerden ibaret olduğunu söylemişlerdir. Fakat bütün bunlar yirminci yüzyılda birer birer gerçekleşmekte gecikmemiştir. Yirminci yüzyılın başlarında yayınlanmaya başlayan ilk uzay çizgi roman kahramanı flash Gordon’ın maceraları da yavaş yavaş kitap sahifelerinden çıkarak gerçek olma yolundadır. Kurgubilim edebiyatından örnekler:

"Gemi ile gece tarafında boşlukta yüzüyorlardı ve gemi bütünüyle karanlıkta kalıyordu. Uzaktan, belki bir milyon kilometre uzaktan, Dünya ve Ay iki parlak küre olarak görünüyorlardı. Bütün bu muhteşem manzaranın içinde gemi pek küçük kalıyordu.

Aşağıda bu soğuk ve hafif parıldayan karada, gecenin karanlığında ateş böcekleri gibi ışık saçan küçük kıvılcımlar görünüyordu. Bunlar Ay’da ilk kurulan şehirlerin ışıklarıydı.

Sonra gökyüzünde hiç göz kırpmaksızın parlayan ve haftalar boyu orada kalacak olan Merih’in sabah yıldızını gördü. Fakat, o daha çok "Dünya" olarak tanınırdı.

Gözleri birdenbire duvardaki termometreye takılan kaptan Nolan’ın gözleri dehşetle büyüdü. Sıcaklık gene yükseliyordu. Sanki termometrenin içindeki kırmızı çizgi hiç durmadan hareket ediyor gibiydi. Daha şimdiden 40 dereceye yükselmişti. Terden sırtına yapışan elbisesini yırtarcasına çıkardı. Kaptan Nolan bir ümit ışığı arıyormuş gibi gözlerini geminin burnundan ışıl ışıl parlayan nihayetsiz uzay boşluğuna çevirdi. Fakat orada soluk ve uzak bir galaksiden ve yıldızlardan başka bir şey gözükmüyordu."

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç