Konvertibilite nedir?

Milli paraların karşılıklı olarak birbirine çevrilebilmesi. Türk parası ile tespit olunmuş alacak haklarını, hak sahibinin ikamet mahalline ve yabancı memleket parası elde etmekte güttüğü maksada bakılmaksızın ve önceden herhangi bir makamın müsadesini almaya lüzum olmadan cari döviz kurları üzerinden herhangi bir memleket parasına çevrilebilme serbestisidir. Konvertibilite kavramının en geniş anlamı budur. Konvertibiliteyi belirli bir döviz kuru modeliyle eş anlamda kullanmak doğru olmaz. Konvertibilite serbestçe dalgalanan döviz kuru sisteminde olabileceği gibi sabit kur sisteminde de mevcut olabilir. Yukarıda tanımlanan genel konvertibilitedir ve kayıtsız ve şartsız olduğu müddetçe geçerlidir. Ancak çeşitli sınırlamalar konvertibilitenin uygulamada değişik şekiller almasına yol açmaktadır. Bunlar sırasıyla şöyledir:

1. Cari işlemler için konvertibilite: İhracat, ithalat gibi görünen işlemler ve işçi dövizleri, faiz, kar,

navlun, turizm gibi görünmeyen işlemlerin dışındaki işlemler. Özellikle sermaye işlemleri için konvertibilite mevcut değildir.

2. Kişiler bakımından sınırlamalar: Mukim olmayan kişiler için konvertibilite olması, bunların dışındakilere ise tanınmaması bir başka uygulamadır. 3. Hem işlemler hem de kişiler bakımından sınırlamalar:

a) Mukim olmayan şahısların cari işlemleri için konvertibilite getirilir; bunun dışındaki şahıslara ve işlemlere ise, tanınmaz.

b) Yabancı Merkez Bankalarının cari işlemleri için konvertibilite olabilir; bunun dışındaki kişilere ve işlemlere uygulanmaz.

4. Ülkeler bakımından sınırlamalar: Belirli bir bölge için konvertibilite olması, bunun dışındaki bölgelere ise tanınmaması gibi.

Konvertibiliteyi devam ettirmenin en önemli şartı milletlerarası ödemeleri denge halinde tutabilmektir. Diğer bir deyişle, parası konvertibl olan her ülkede, belirli bir süre içindeki döviz arzı, aynı süre içindeki döviz talebine eşit olmalıdır.

Bu eşitliği sağlamanın iki ayrı yolu vardır. Ya döviz arz ve talebinde ortaya çıkan artma ve azalmalara göre döviz fiatlarının değişmesine müsade olunur veya döviz hadleri sabit tutularak döviz arzını döviz talebini değiştirecek tedbirler uygulamak yoluna gidilir.

Konvertibilite adı verilen sistemin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için döviz kazanan ile döviz ihtiyacı olanlar arasındaki kanalın mümkün olduğunca kısa ve az masraflı olmasında zaruret vardır. Bu sağlanamazsa zaman zaman krizler ve spekülasyon kaçınılmaz olur. Böyle bir durumdan kurtulmanın yolu, sınırlı da olsa, bankalararası bir döviz piyasası kurmaktır. Sağlıklı bir sistem için gerekli şartlardan bir diğeri, ülkenin dış borçları için döviz borsasına büyük miktarlarda başvurmasını önleyecek tedbirleri almaktır. Mesela yılın belli günlerinde veya bazı yıllarda çok büyük miktarlarda dış borç ödeyerek bir ülkede döviz borsası zaman zaman büyük sarsıntılar geçirebilir.

Konvertibilite bir ülkeye kendi parası ile ithalat, ihracat ve dış ödeme yapma imkanı vereceğinden milletlerarası işlemlerde küçümsenmeyecek bir ucuzluk getirir. Paraların birbirine çevrilme giderlerinden tasarruf sağlanır. Havale masrafları azalır.

Söz gelişi, Japonya ticaretinin ihracatta ortalama yüzde 43, ithalatta yüzde 50’sini kendi parası ile yürütmektedir.

Konvertibilite bir ülke ekonomisinin sıhhatini ve mallarının rekabet gücünü gösteren pratik bir barometredir. Milletlerarası borsalarda parası değerlenen bir ülke emisyonu artırarak sıfır faizle borçlanma imkanını bile bulabilir.

Konvertibilite bir ülke politikacılarını veya Merkez Bankalarını emisyon konusunda durdurabilen yegane tabii engeldir. Bu açıdan bir ülke konvertibiliteye ciddi olarak geçmek istiyorsa Merkez Bankasını cari bütçe ve dış ödeme işlemlerinin baskılarından arındırarak sadece müstakil bir emisyon kurumu haline getirmeyi planlamalıdır.

Konvertibilite sağlanmadan milletlerarası para ve sermaye piyasalarından ucuz yollarla borçlanma mümkün olmaz, ayrıca yabancı sermaye, konvertibilite olmayan ülkelere kolayca gitmez. Servetlerini dışarda tutan vatandaşlar bile sadece ciddi konvertibilite çalışması görürlerse yeniden servetlerini yurda getirirler.

Dış ticaretin süratle büyümesi konvertibiliteyi zorunlu kılar.

Konvertibilite bir anlamda Türkiye’yi batıya bağlayan otomatik telefon sistemine benzer. Konvertibilite, para sistemlerinin birbirine otomatik bağlanmasıdır. Paralar konvertibilite kanalıyla birleşmeden, mal ve üretim ile pazarlar tam anlamda birleşemez.

AET ve batıdaki diğer piyasa ekonomisi uygulayan ülkelerle ekonomik bütünleşmenin en önemli aracı şüphesiz sınırlı bir konvertibiliteye doğru kısa zamanda yol alınmasıdır.

IMF anlaşmasının 8. maddesine göre cari işlemlerden doğan ödemeler için milli para karşılığı döviz sağlamayı kabul eden ülkelerin parası konvertibl sayılır. Bu yükümlülük üyelerin fona karşı olan taahhütleri ile ilgili döviz ödemelerini de kapsar. Bir taraftan, konvertibilitenin iç şartlarını hazırlarken, diğer taraftan konvertibilitenin İMF anlaşması ve diğer milletlerarası yükümlülükleri açısından dış şartları tespit etmeye ve gerçekleştirmeye çalışmalıyız.

Kapalı ekonomi düzeni ve döviz kontrollarına dayalı olarak geçinen bazı kimseler hariç, hiç kimse bir ülke parasının konvertibiliteye doğru mesafe almasına karşı olamaz. Ancak, konvertibiliteye geçişte

zamanlama önemlidir.

Türkiye’de 11 Ağustos 1989 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar" ile Kambiyo Rejimine geniş ölçüde serbesti getirilmiştir. Paranın kullanılma alanını genişletmeyi amaçlayan bu karar ile, konvertibilite için gerekli olan kanuni çerçeve büyük ölçüde sağlanmıştır.

Daha sonra Uluslararası Para Fonu (IMF) ile teknik düzeyde bazı görüşmeler yapılmış 22.3.1990 tarihinden itibaren, Türkiye’nin 14. madde (IMFAnlaşması) statüsünden 8. madde statüsüne geçtiği ve bu maddenin yükümlülüklerini kabul etmekte olduğu IMF’ye resmen bildirilmiştir. Türkiye’nin bu kararı fon İcra Direktörleri Kurulunca tescil edilmiş ve durum 3.4.1990 günüİMF’nin bir basın bildirisi ile açıklanmıştır. Böylece Türkiye’nin kambiyo rejimi büyük bir serbestiye kavuşturulmuştur. Mevcut kambiyo rejiminin (1993 yılı itibariyle) birçok oecd ülkesinin (Mesela; İtalya, Fransa, İspanya, Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İzlanda) kambiyo rejiminden daha liberal olduğu söylenebilir.

Konvertibilite ne demek? (Ekonomi)

(Convertibility) Bir ülke ulusal parasının, döviz piyasasında serbestçe alınıp satılabilmesi, başka ülke paralarına dönüştürülebilmesi, ulusal paranın ülkeye giriş ve çıkışlarının serbest olması özelliği. Konvertibilitenin ilk koşulu dileyen herkesin, dilediği amaç için ve dilediği miktarda döviz alıp satabilmesidir. Döviz kurları ya döviz piyasasındaki arz ve talep koşullarına göre kendiliğinden belirlenir (Bkz. Değişken Kur Sistemi) ya da hükümetin belirlediği sabit bir fiyattan oluşur. (Bkz. Bretton Woods Sistemi, Sabit Kur Sistemi) Devletin döviz işlemleri üzerine kısıtlamalar koyması paranın konvertibilitesini zayıflatır. En katı şekil olarak tüm döviz gelir ve giderlerinin devlet denetimi altına toplanması ve serbest bir döviz piyasası oluşumuna izin verilmemesi (Bkz. Kambiyo Kontrolü) ulusal paranın konvertibilitesini tamamen ortadan kaldırır. Çoğu kez devlet, döviz işlemlerine müdahalede bulunsa da bu müdahaleler o derece yoğun olmaz, örneğin mal ve hizmet ithalat ve ihracatı, döviz piyasasının serbest işleyişine bırakılır, sermaye akımları için döviz alım ve satımı yasaklanır. Ya da zaruri malların ithali ya da dış seyahat amaçları gibi belirli işlem gruplan için döviz talebi engellenir. Bütün bu gibi durumlarda, ulusal paranın konvertibilite derecesi zayıflamış olmaktadır. Konvertibil bir para, uluslararası serbest rekabetin işlemesinde, dolayısıyla Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisine uygun bir uluslararası uzmanlaşmaya gidilmesinde, temel koşullardan birisidir. Bu sayede, mallar en ucuz oldukları piyasalardan satın alınıp en pahalı oldukları piyasalara satılırlar. Ayrıca uluslararası ödemelerin kolayca yapılabilmesi dünya ticaret ve mali akımlarının gelişmesi açısından önemli bir etkendir. Konvertibil paralar, uluslararası toplum tarafından güven duyulan, dolayısıyla uluslararası ödemelerde kullanılabilen ve yabancılarca tutulan paralardır. Bir ülkenin parasına konvertibilite tanıyabilmesi için, onun sağlam, güvenilir ve yeterli ölçüde döviz sağlayan gelir kaynaklarına sahip olması gerekir. Bunun temel koşulu ise istikrarlı, sanayileşmiş ve rekabetçi bir ekonomiye sahip olmaktır. Dış kaynaklara ihtiyaç duyulmadan, ülke kendi giderlerini kendi gelirleriyle karşılayabilmelidir. Aksi halde, konvertibilitenin uzun ömürlü olması mümkün değildir. Çünkü döviz rejiminin getirdiği serbestlikten yararlanarak herkes elindeki ulusal para fonlarını dövize çevirecek ve ulusal paradan kaçış olayı, sistemin çökmesine yol açacaktır. Batılı sanayileşmiş ülkelerle, petrol zengini bir kısım az gelişmiş ülkelerin paraları konvertibildir. Buna karşın çoğu az gelişmiş ülkelerle eski Doğu Bloku ülkelerinin paraları konvertibiliteye sahip değildir. Ancak Sosyalist Blok ülkeleri, demokratikleşme ve liberalleşme hareketleri ile birlikte paralarına da konvertibilite tanımaya başlamışlardır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç