Koku nedir?

Cisimlerden havaya karışan uçucu moleküllerin burunda uyandırdığı duyudur. İyi, kötü, ya de çeşitli nitelikte olabilir. İnsanlar çok eski çağlardan beri güzel kokularla ilgilendiler. Çeşitli bitkilerden kokular çıkardılar. Eski Mısır firavunlarının mezarlarında kokular bulundu. Yunanlılar ve Romalılar da kokuculuk hakkındaki bilgileri Eski Mısırlılar'dan aldılar. Kokuculuk yüzlerce yıl bir doğu sanatı olarak kaldı. Ancak 16. yüzyılda Avrupa'ya geçti. Koku hissi; koku alma sinirleri aracılığıyla kokuların algılanmasını sağlar. Olfaktör reseptör (OR) hücreleri, nazal boşluğun arka kısmındaki küçük bir doku parçası olan olfaktör epitel üzerinde mevcut olan nöronlardır. Duyusal sinyal hücreleri olarak hareket eden milyonlarda olfaktör reseptör nöronları vardır. Her nöron, hava ile doğrudan temas eden bir siliyaya sahiptir.

Olfaktör sinirlerin koku mediatörü olduğu göz önüne alınmıştır, akson ise beyni dışarıdaki havaya bağlar. Güzel kokulu moleküller, kimyasal bir uyarıcı olarak hareket ederler. Moleküller, bir elektrik sinyalini başlatarak siliyadan çıkan reseptör proteinlerine bağlanırlar. Binlerce olfaktör reseptörün primer dizileri, bir düzineden fazla organizmanın genomlarından bilinmektedir: yedi-heliksli transmembran protein vardır ancak herhangi bir OR’nin bilinen yapısı yoktur (Temmuz 2011 itibariyle). Tripodal metal iyon bağlayıcı alanda tüm OR’ların kabaca üççeyreğinde yüksek seviyede korunan bir dizi vardır ve Suslick; OR’ların aslında birçok koku molekülünün bağlanması için bir Lewis Asit sahası olarak hareket eden metalloproteinler (büyük olasılıkla çinko, bakır ve muhtemelen manganez iyonları) olduğunu öne sürmüştür.

Daha önceden 1978 yılında Crabtree; Cu(I)’nın tiyoller gibi iyi metal-düzenleyici ligandlar olan güçlü kokulu uçucu maddeler için “koku almada bir metallo-reseptör sahası için en muhtemel aday” olduklarını öne sürmüştür. 2012 yılında Zhuang, Matsunami ve Block, belirli tiyoller ve diğer sülfür içeren bileşiklerin belirlenmesi için bakırın önemli olduğu gösterek bir fare OR’sinin, MOR244-3, spesifik bir durumu için Crabtree/Suslick önerisini doğrulamışlardır. Dolayısıyla, bakırın reseptörler tarafından kullanılır olmamasından ötürü bakırı fare burnunda bağlayan bir kimyasal kullanarak yazarlar, farelerin tiyolleri belirlemediğini göstermişlerdir. Ancak bu yazarlar aynı zamanda MOR244-3’te, EC2 alanında farklı bir motif göstermektense Suslick tarafından önerilen spesifik metal iyon bağlayıcı alanın eksik olduğunu da bulmuşlardır.

Sinyal eşik eğerine eriştiğinde nöron, beynin limbik sisteminin bir parçası olan olfaktör bulb aksonu boyunca hareket eden bir sinyal göndererek canlanır. Kokunun yorumlanması, geçmiş deneyimler ve emilen maddeye(lere) ilişkin olarak kokuyu ilişkilendirerek başlar. Olfaktör bulb, beyindeki olfaktör korteksine burnu bağlayarak bir nakil istasyonu olarak hareket eder. olfaktör bilgiler daha sonra işlenirler ve bir yol üzerinden, temel düşünme prosesleri ile birlikte duyguları ve davranışları kontrol eden merkezi sinir sistemine (MSS) yansıtılırlar.

Koku hissi genellikle olfaktör reseptörlerin kullanılabilir konsantrasyonuna dayanır (molekül sayısı). Tek bir koku maddesi uyaran tip, tipik olarak çoklu reseptörlerle tanınırlar ve farklı koku maddeleri ise, kokunun tanımlanmasına yardımcı olan nöron sinyalleri paternlerinin ve reseptörlerin kombinasyonları ile tanımlanırlar. Olfaktör sistemi, tek bir bileşenin konsantrasyonuna ya da yoğunluğuna ilişkin olmayan şekilde tek bir bileşiği değil tüm koku maddesi karışımını yorumlar. En geniş koku aralığı; organik bileşikleri içerir; hidrojen sülfür ve amonyak gibi bazı karbon içermeyen basit bileşikler de koku maddeleridir. Bir koku etkisinin algılanması iki aşamalı bir prosestir. Birincisi, burundaki reseptörler yoluyla stimulusun belirlenmesi işleminin yer aldığı fizyolojik kısımdır. Stimuluslar, insan beyninin olfaksiyondan sorumlu olan kısmı tarafından çalıştırılırlar.

Bu nedenle kokunun objektif ve analitik olarak ölçülmesi mümkün değildir. Koku hissinin tamamen kişisel özellikler gösterir, öyle ki bireysel reaksiyonlar cinsiyet, yaş, sağlık durumu ve kişisel geçmişle ilişkilidir. İnsanların kendi vücut kokuları gibi alışık olunan kokular, dışardan gelen ya da alışılmadık diğer kokulara nazaran bireyler tarafından daha az algılanırlar. Bu durum alışkanlıklardan kaynaklanır; sürekli kokuya maruz kalındıktan sonra koku hissi hızlı bir şekilde kaybolur ancak stimulusun kaybolmasından sonra hemen geri kazanılır. Alışkanlıklar; sürekli maruz kalma sonrasında kokuları ayırt etme yetisini etkiler. Kokuların ayırt edilmesi hassasiyeti ve yetisi, maruziyet ile birlikte kaybolur ve beyin, sürekli stimulusu göz ardı etme ve farklılıklara odaklanma ve belirli bir koku hissinde değişme eğilimi gösterir. Koku maddeleri karıştığında, şartlanılmış olan koku maddesi, alışkanlıktan ötürü bloke edilir.

Bu da, bir kokunun algılanmasını ve işlenmesini değiştirebilen şekilde karışımdaki koku maddelerinin kuvvetine dayanır. Bu proses; hassasiyeti kompleks stimuluslardaki farklılıklara göre dengelenmesine ve benzer kokuların sınıflandırılmasına yardımcı olur. Birçok deneyimsiz kişi için koku alma işlemi; bir kokunun belirli bileşenlerine ilişkin az miktarda bilgi verir. Koku algıları temel olarak duygusal etkiye ilişkin bilgileri ortaya koyar. Ancak koku kimyagerleri ve parfümcüler, sadece koklayarak kompleks karışımların içindeki kimyasalları bile ayırt edebilirler. Koku algılaması temel bir histir. Koku hissi; zevk verir, bilinçaltında tehlike uyarılarında bulunabilir, eşlerin bulunmasına, besinlerin bulunmasına ya da yırtıcı hayvanların fark edilmesine yardımcı olabilir.

İnsanlar, koku hissindeki evrimsel gerileme ile körele olarak şaşırtıcı bir şekilde iyi koku hissine sahiplerdir (farelerde 1,300 fonksiyonel olfaktör reseptör genlerine kıyasla yalnız 350 gen olsa dahği). İnsanın kayda değer koku hissi, birçok hayvanınki kadar iyidir ve yaklaşık olarak 10,000 esans olmak üzere koku çeşitlerini ayırt edebilirler. Bushdid ve ark., insanların bir trilyon kadar kokuyu ayırt edebildiklerini raporlamışlardır. Bunun nedeni, hissi arttırmak için insanlardaki retro nazal yoldur. Ancak köpekler gibi hayvanlar, özellikle kısa zincirli bileşenler kullanılarak yapılan çalışmalarda insanlardan çok daha fazla koku hassasiyeti gösterirler. Daha yüksek kognitif beyin mekanizması ve daha çok olfaktör beyin bölgesi; insanların, daha az olfaktör reseptör genlerine rağmen diğer memelilerden daha iyi koku ayırt etmelerini sağlar.

Sözlükte "koku" ne demek?

1. Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duyu.
2. Güzel kokmak için sürülen esans, parfüm.
3. Belirti, im.

Cümle içinde kullanımı

Islak topraklardan renksiz dumanlarla beraber keskin bir toprak kokusu yükseliyor.
- H. E. Adıvar
Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu.
- Sait Faik Abasıyanık

Koku kelimesinin ingilizcesi

[KOKU] n. coke
n. smell, scent, odor, odour [Brit.], fragrance, aura, exhalation, flavor, flavour [Brit.], redolence, whiff, wind
n. root, origin, base, stem; ground form, radical, radical word, radix, grass roots, etymon

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç