Kiklop nedir?

Yunan mitolojisinde tek gözlü dev çobanlara verilen addır. Gözleri alınlarının ortasında olan bu çobanların Sicilya’da dağ tepelerindeki mağaralarda yaşadıklarına inanılırdı. Ateş tanrısı Hephaestusun yardımcılığını yapan kikloplar'ın mitolojideki bazı hikayelerde tanrılar için savaş araçları, birçok tarihi şehrin surlarını ve Mikene uygarlığına ait yapıları meydana getirmiş oldukları anlatılır. Yunan mitolojisinde devler, olağanüstü iri, güçlü, çoğunlukla da korkunç mitolojik yaratıklardır. İlk devler, Uranos ile Gaia'nın, yani yeryüzü ile gökyüzünün çocukları olan Kiklop'lar ve Hekatonkheir'lerdi. Uranos'un, oğlu Kronos tarafından kesilen erkeklik organından toprağa (Gaia) damlayan kandan ikinci bir devler kuşağı türedi (Gigantes).

Fakat mitolojide bu iki devler kuşağının üyelerinden başka devler ve Kikloplar da mevcuttur. İşte bütün bu olağanüstü ölçülerdeki mitolojik yaratıklar, toplu olarak "devler" (Yunan dilinde "Gigantes") diye anılırlar. "Gigantes" kelimesinin anlamı da "yeryüzünden doğan"dır, çünkü bütün devlerin yeryüzü veya "toprak ana" Gaia'dan doğduklarına inanılır. Başka bir deyişle, devlerin genellikle tanrılarla bir akrabalığı vardır. Belki de bu yüzden, tıpkı mirastan mahrum edilmiş birer hak sahibi gibi, sık sık tanrılara meydan okumuşlar ve belirli tanrıların yerine geçmek istemişlerdir.

Kikloplar (Kyklop veya cyclops diye yazılır) alınlarının ortasında tek bir gözleri olan, kaba saba devlerdir. İnatçıdırlar; kaba kuvvetlerinden ötürü, demircilik, taş ustalığı vb. ağır işlerle uğraştıkları düşünülür ve çoğunlukla bu tür zanaat işleriyle meşgul bir haldeyken, mesela demirci tanrı Hephaistos'a ocağın başında yardım ederken tasvir edilirler. Volkanik kraterlerin derinliklerinden yükselen korkutucu sesler, Kiklopların çalışıyor olmasına yorulur. Kikloplar sadece demircilik zanaatinde değil, taş işçiliğinde de ustaydı. Miken, Larnaka ve Argolis'teki bazı arkeolojik sit alanlarında bugün de görülebilen dev taşlı duvarlara bakan Helenler, bu anıtsal yapıların ancak Kikloplar tarafından örülmüş olabileceğini düşünmüşlerdir. "Şimşek" Steropes, "esip gürleyen" Brontes ve "parlak" Arges - Uranos'tan olma ilk üç Kiklop bunlardır.

kiklop

Korkunç derecede çirkin ve tedirginlik verici ölçüde güçlü ve tehlikeli oldukları için, Kikloplar da Hekatonkheirlerle birlikte Uranos tarafından Tartaros'a hapsedilmişlerdi. Titanlar Savaşı sonrasında Zeus tarafından özgürlüklerine kavuşturulan bu yaratıklar arasında Kikloplar, savaşta aktif bir rol oynamışlardır. Steropes şimşeği ham haliyle üretmiş, Brontes buna şimşeğin gürültüsünü, Arges ise parlaklığını katmıştır. Kikloplar, ürettikleri bu savaş silahını Zeus'a vermişlerdir. Zeus'un savaştan galip çıkmasında bu silahın büyük etkisi olmuş ve şimşek, o günden sonra Zeus'un temel silahı, hatta sembolü haline gelmiştir.

Zanaatkar Kiklopların, deniz tanrısı Poseidon'un üç dişli yabası, yeraltı tanrısı Hades'in görünmezlik miğferi gibi, mitoloji açısından son derece önemli, olağanüstü özelliklere sahip bazı özel silah veya gereçleri de tanrılar için üretmiş olduklarına inanılır. Efsanelere göre Kikloplar, tanrıça Artemis'in ok ve yayını ay ışığından, tanrı Apollon'unkileri ise güneş ışınlarından yontmuşlardır. Bu meşhur ilk veya "yaşlı" Kikloplardan başka, bir de "genç" Kikloplar denen, ikinci bir Kiklop kuşağı vardır. Mitolojiye göre genç Kikloplar, Yunanlıların geç Antik dönemde Sicilya ile bir tuttukları Hypereia adasında yaşayan, yamyam özellikleri gösteren bir Kiklop kabilesiydi.

Fakat bu kabilenin üyeleri, yaşlı Kikloplarınkinden tamamen farklı bir soya mensuptu, çünkü bu Kiklopların soyları, Gigantes diye tabir edilen mitolojik yaratıklara, yani Uranos'un erkeklik organından toprağa damlayan kana dayanıyordu. Hypereia Kikloplarının en ünlüsü, hiç kuşkusuz, Odysseia'nın en iyi bilinen bölümlerinden birinin kahramanı olan Polyphemos'tur. Latince versiyonda Polyphemus diye de bilinen bu Kiklop, deniz tanrısı Poseidon'un oğlu olan yegane Kiklop'tur.

Homeros'un Odysseia'sında, Odysseus'u ve onun tayfasının bir kısmını mağarasına kapatan Polyphemos, mağaradaki tayfayı her gün iki iki tüketmeye (beyinlerini çıkarıp yemeye) başlar. Nihayet Odysseus, Polyphemos'un gözünü kör ettikten sonra yaptığı kurnaz bir plan sayesinde kendisiyle birlikte altı adamını bu acımasız devin mağarasından kurtarmayı başarır. Fakat Odysseus bu kaçışı elbette ancak deniz tanrısı Poseidon'un gazabını üzerine çekme pahasına gerçekleştirebilmiştir.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç