İthalat ikamesi nedir? (Ekonomi)

(Import Substitution) İthalat ikamesi ve İhracata-Yönelik Sanayileşme iki temel sanayileşme stratejisidir. Bunlara, sırasıyla, "içe - dönük sanayileşme" ve "dışa - dönük sanayileşme" de denebilir, ithalat - ikamesi, kalkınmaya yeni başlayan çoğu az gelişmiş ülkelerin ilk uyguladıkları kalkınma stratejisidir.

Bu yaklaşım, daha önce yurt dışından ithal edilmekte olan malların, uygulanan dış ticaret kısıtlamaları (gümrük tarifeleri, kotalar, kambiyo kısıtlamaları) ve bazı özendirici önlemlerle, ülke içinde üretilmesi esasına dayanır, ithalat - ikamesi ile dış koruyuculuk daima elele gider. Bu, çok normaldir. Çünkü, böyle bir korumacılık olmadıkça içerde, yüksek maliyetli ve düşük kaliteli malların üretimini sürdürmek olanağı kalmaz, ithalat ikamesinde öngörülen sanayileşme modeli "seçici" değildir. Yani, belirli endüstriler arasında bir ayırım yapılması, bunların içinde yalnızca gelişme potansiyeline sahip olanların ele alınması ve teşvik edilmesi gibi bir düşünce söz konusu değildir. Aksine, ithal edilen mallardan, ülkenin yapabildiklerinin tümünün, ayırım gözetmeden ülkede üretilmesi söz konusudur. Bu ise, ihracatın teşvikine dayanan politikaların aksine, kalkınmada Karşılaştırmalı Üstünlüklerin yerinin olmaması demektir.

Çoğu az gelişmiş ülkeler ithalat - ikamesine tüketim malları endüstrileriyle başlamışlardır. Bunun nedeni, bu malların yoğun sermaye ve ileri teknoloji gerektirmemesidir. Ancak bu alanda tüm piyasa talebinin karşılanmasından, yani ithalat - ikamesinin smırlanna ulaşılmasından sonra iki yol izlemek gerekmiştir. Birisi ithalatikamesine son verilip ekonominin dışa açılması, diğeri de ithal - ikamesine devam edilip, bu politikaların ara malları ve yatırım malları endüstrilerine de yayemlaştırılmasıdır. Uygulamada her iki yaklaşımı uygulayan ülkeler de vardır, ithalat - ikamesi, ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsızlığına kavuşan ülkelerin, sanayileşmeye başladıklarında, yaygın olarak uyguladıklan bir politika idi. Bunun bir nedeni, içerde hazır bir piyasanın bulunmasıdır.

Diğer bir neden de bunun ekonomik alanda bağımsızlık yaratarak siyasal egemenliği destekleyeceği düşüncesidir. Ayrıca bu politikanın alternatif politikaları, yani ihracatın teşvikini de içerdiği, diğer’bir deyişle, ithalat - ikamesinin sonunda, kendiliğinden ihracata dönük bir sanayileşme yaratacağının beklenmesi idi. Oysa uygulamada bu beklentilerin doğru çıkmadığı görülmüştür. İthalat - ikamesi politikaları, uygulamada büyük sorunlar doğurmuştur. Üretilen mallar, yüksek maliyetli ve düşük kaliteli olduğu için dış pivasalara ihraç edilememiş, bu da ülkenin dış kaynak ihtiyacını artırarak dışa bağımlılığının artmasına yol açmıştır. İthalat - ikamesi politikaları devletin gerek iç, gerekse dış ekonomiye yoğun müdahalelerini gerektirmiştir. Bu ise fiyat mekanizmasının işleyişinin engellenmesi ve kaynak israfının artması demektir.

Bu ülkeler dış koruyuculuk dolayısıyla sürekli olarak verimsiz endüstrileri desteklemişler ve ekonomilerini adeta dış dünvadan soyutlamışlardır. Hükümetin belirlediği döviz kurları da çoğu kez gerçek değerleri yansıtmamış ve ulusal para aşırı değerlenmiş duruma gelmiştir. Yüksek enflasyon ve işsizlik de öteki sorunlar arasındadır. O bakımdan bu politikaları uygulayan ülkelerde, genellikle belirli bir süre sonra, büyük ekonomik buhranlar başgöstermiş ve sonuçta ülkeler bu politikaları terkederek ekonomilerini dışa açmava ve ihracatın teşvikine yönelen politikalar izlemeve başlamışlardır. Türkiye’nin sanayileşme deneyimlerinde de benzer uvsulamaları görmek mümkündür.

Türkiye, az gelişmiş ülkeler içinde sanayileşmeye en erken başlayanlardan birisidir. İlk sanayileşme deneyimleri, ithalat ikamesine benzer özellikler taşır. Fakat ithalat - ikamesinin kapsamlı olarak uygulanmaya başlanması Planlı Dönemle olmuştur. Bu sayede ülkede belirli bir sanayi yapısının oluşturulduğuna kuşku yoktur. Ancak başgösteren sorunlar dolayısıyla, hele buna Dünya Enerji Krizinin etkileri de eklenince, Türkiye geleneksel ithal - ikamesi politikalarını değiştirerek dışa açık politikalar izleme zorunluluğunu duymuştur. Nitekim 24 Ocak 1980 kararları bu amaçla alınmıştır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç