İnsanda sinidirim sistemi

Sindirim sistemi, alınan besinleri vücutta hücreler tarafından kullanılabilir hale getirir. İnsanda sindirim sistemi, sindirim kanalı ve yardımcı
organlardan oluşur.

Sindirim kanalı; ağız, yutak, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüsten meydana gelir. Tükürük bezleri, pankreas, karaciğer ve karaciğerin ürettiği safrayı depolayan safra kesesi sindirime yardımcı organlardır.

Sindirim sisteminin kısımları

Ağız; dudak, yanak, damak ve yutakla çevrilmiş bir boşluktur. Ağız boşluğunda, dişler ve dil bulunur. Dil, tat alan, besinlerin karıştırılmasını ve yutağa gönderilmesini sağlayan organdır. Dişler ve dil sindirimin yanısıra konuşmaya da yardımcı olur.

Dişler; besinlerin koparılmasını, parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan, alt ve üst çene kemiğindeki diş çukurlarına yerleşmiş yapılardır. Altıncı aydan itibaren çıkmaya başlayan dişler, süt dişleri adını alır. 6-7 yaşlarında dökülmeye başlayan süt dişlerinin yerine kalıcı dişler çıkar. Yetişkin bir insanda 32 diş vardır. Bunların 8’i kesici, 4’ü köpek dişi, 8’i küçük azı, 12’si ise büyük azıdır.

Bir dişin görünen kısmına taç, diş etiyle çevrelenmiş kısmına boyun, çene kemiği içine yerleşmiş kısmına ise kök adı verilir. Dişin kesiti incelendiğinde dıştan içe doğru üç önemli yapı ayırt edilir. Bu yapılar diş minesi, dentin ve pulpadır. Mine parlak, sert ve dayanıklı olup dişin taç kısmını örten tabakadır. Minenin altında olan dentin kemik yapıda olup dişin büyük bir kısmını kaplar. Dentinin altında ise kan damarları, sinir ve bağ dokusu bakımından zengin pulpa yani öz bölgesi bulunur.

Sindirime yardımcı olan tükürük; kulak altı, çene altı ve dil altında bulunan tükürük bezleri tarafından salgılanır.

Tükürük, ağzın devamlı nemli kalmasını, besinlerin kayganlaşmasını, ağızda karbonhidratların kimyasal sindiriminin başlamasını sağlar. Ayrıca, tükürükte bulunan lizozim enzimi, antimikrobiyal etki yaparak diş çürümesine yol açan bakterilerin çoğunu yok eder. Yetişkin bir insanda 24 saatte ortalama 1000-1500 mL tükürük salgılanır. Tükürüğün pH değeri 6-7 arasında değişir. Tükürük amilaz (pityalin) enzimi ve mukustan oluşmuştur.

Mukus; sodyum, kalsiyum gibi bazı iyonlar su ve glikoproteinlerden oluşmuş yoğun bir sıvıdır.

Tükürük pH'sının yükselmesi halinde, ağızda kalsiyum ve fosfat gibi maddelerin çökmesi sonucu diş taşları oluşur. Yenilen besinin türü, hamilelik gibi hormonal değişikliklerin olduğu durumlar, bazı ilaçların kullanımı, reflü hastalığı ve bazı psikolojik rahatsızlıklar tükürük salgısının miktarını ve pH'sını değiştirebilir. Bu pH değişimi, bakterilerin çoğalmasına uygun ortam sağladığından ağız enfeksiyonları ve diş çürüklerine neden olabilir. Tükürük salgısının azalması ve diş çürüklerinin oluşması ise hem mekanik hem de kimyasal sindirimi olumsuz etkiler. Ağızda yeterince çiğnenmeden yutulan besinlerin sindirimi zorlaşır. Bu durum mide ve sindirimde görevli diğer organların yorulmasına neden olur.

Yutak; ağız boşluğu, burun boşluğu, yemek ve soluk borusu arasındaki geçittir. Yutağın sindirimdeki görevi, ağızda öğütülen besinleri yemek borusuna iletmektir. Bu olay yutkunma ile gerçekleşir. Yutkunma sırasında gırtlak kapağı (epiglotis), soluk borusunu kapatarak besinlerin soluk borusuna kaçmasını engeller.

Yemek borusu, yutak ile mide arasında bulunur. Yaklaşık 25 cm uzunluğunda ve 2 cm çapındadır. Yemek borusunda mekanik ve kimyasal sindirim olmaz. Yemek borusu sindirim kanalının diğer kısımlarında olduğu gibi üç tabakadan oluşur. En içte mukoza tabakası, ortada halka şeklinde ve boyuna uzanan düz kaslar, en dışta ise bağ doku bulunur. Yemek borusunun orta tabakasında yer alan kasların kasılıp gevşemesi burada dalga hareketleri meydana getirir. Lokmanın yemek borusundan mideye doğru ilerlemesini sağlayan bu hareketlere peristaltik hareketler denir. Bu hareketlerle lokma, mideye ulaştırılır. Kusma sırasında peristaltik hareket mideden ağza doğru gerçekleşir.

Mide, sindirim sisteminin kese gibi genişlediği kısmıdır. Diyaframın altında, karın boşluğunun üst sol bölgesinde bulunur. Besinlerin geçici olarak depo edildiği, mekanik ve kimyasal sindirimin yapıldığı organdır. Mide, üst kısmından yemek borusuyla, alt kısmından ince bağırsakla bağlantılıdır. Midenin yemek borusuyla bağlandığı bölüme mide ağzı (Kardia); midenin ince bağırsakla bağlandığı bölüme de mide kapısı (Pilor) adı verilir.

Mide ağzı, mide içeriğinin yemek borusuna geri dönmesini engeller. Mide kapısı ise mide içeriğinin onikiparmak bağırsağına kontrollü geçişini sağlar. Mide duvarının iç kısmında mukus ve sindirim enzimlerini salgılayan hücrelerin oluşturduğu mukoza tabakası bulunur. Ortasında da enine, boyuna ve çapraz yerleşmiş düz kaslar vardır. Dışında ise bağ doku tabakası bulunur. Mide ve karın boşluğundaki diğer organların üzeri periton adı verilen zarla örtülüdür.

Midenin çalışmasını vagus siniri ve gastrin hormonu düzenler. Besinler ağızda çiğnenirken vagus siniri, mide bezlerini uyarır. Buradaki hücrelerden gastrin hormonu salgılanır.

Gastrin hormonunun etkisiyle, mide bezleri mide öz suyu salgısını arttırır. Öz su içinde HCl, pepsinojen, az miktarda lipaz, sütle beslenen çocuklarda ise lap enzimi (renin) bulunur. Mide pH'sı 1,5 ile 2 civarındadır. Mide yüzeyinin asitli ortamdan korunması mide bezlerinden salgılanan mukus ile sağlanır. HCl, midede asidik bir ortam oluşturarak pepsinojeni aktif hale getirir. Aynı zamanda mideye gelen bazı mikroorganizmaları da yok eder. Pepsin, midede protein yapısına sahip besinlerin kısmen kimyasal sindirime uğramasını sağlar.

Midede kimyasal sindirimin yanında mide kaslarının kasılıp gevşemesiyle besinlerin mekanik sindirimi de gerçekleşir. Bu sırada besinler midede bulamaç haline gelir. Kimus adı verilen bu bulamaç mide kapısından (pilor) ince bağırsağa geçer.

İnce bağırsak, mide ile kalın bağırsak arasında kalan, yaklaşık 3cm çapında, 7- 8 m boyunda olan silindirik yapılı bir organdır. Midede olduğu gibi bu organda da en içte mukoza tabakası, ortada halka şeklinde ve boyuna uzanan düz kaslar, en dışta ise bağ doku bulunur. Mukoza tabakası hem salgılama hem de emilimin yapıldığı yerdir. Bağırsak boyunca yerleşmiş olan halka şeklinde ve boyuna uzanan kaslar kasılarak peristaltik hareketler ile kimusun iletimini sağlar. İnce bağırsağın mideden sonra gelen ilk kısmı duodenum (onikiparmak bağırsağı), orta kısmı jejenum (boş bağırsak), kalın bağırsağa bağlanan kısmı ise ileum (kıvrımlı bağırsak) adını alır. İnce bağırsağın iç yüzeyindeki epitel doku, bağırsak boşluğuna doğru kıvrımlar oluşturur. Emilme yüzeyini genişleten bu kıvrımlara villus denir. Villusları oluşturan epitel hücrelerinde bulunan sitoplazmik uzantılara ise mikrovillus adı verir. Villus ve mikrovillus oluşumu ince bağırsağın emilme yüzeyini yaklaşık 550 m2'ye çıkarır. Villuslarda emilen besinler burada bulunan lenf kılcalları ve kılcal kan damarlarına geçerek taşınır.

Midedeki asitli kimus, onikiparmak bağırsağına geçer. Kimusun etkisiyle onikiparmak bağırsağından sekretin, kolesistokinin ve enterogastrin hormonları salgılanır.

İnce bağırsaktaki bezler, sindirim enzimleri içeren salgılar üretir. Bu salgılardaki sindirim enzimleri aminopeptidaz, maltaz, laktaz ve sükrazdır. Bu enzimler yardımıyla kimyasal sindirimi yapılan besinler ince bağırsakta peristaltik hareketlerle taşınır. İnce bağırsaklar besinlerin sindiriminin tamamlandığı, ayrıca sindirilen besinlerin emiliminin yapıldığı yerdir. Emilimden sonra sindirilmeyen besin atıkları kalın bağırsağa iletilir.

Kalın bağırsak, ince bağırsaktan sonra başlayan ve anüs ile sonlanan 1-1,5 m boyunda boru şeklinde bir yapıdır. İnce ve kalın bağırsağın birleştiği yerde kör bağırsak (çekum) bulunur. Kör bağırsağın ucunda apandis denilen parmak şeklinde bir çıkıntı vardır. Buranın iltihaplanmasına apandisit denir.

Kalın bağırsak ile ince bağırsağın birleştiği yerde bulunan kapak, kalın bağırsağın içindeki bakterilerin ve atık maddelerin ince bağırsağa geri dönüşünü engeller. Kalın bağırsak önce yukarı doğru, sonra yatay, daha sonra da aşağı doğru yönelerek ince bağırsağı sarar ve düz bağırsak (rektum) adı verilen bir yapı ile anüse bağlanır. Kalın bağırsakta ince bağırsaktan farklı olarak villus şeklinde kıvrımlar görülmez. Burada enzim üreten hücreler bulunmadığı için kimyasal sindirim gerçekleşmez.

Sindirim atıkları geçici olarak kalın bağırsakta depolanır. Bu sırada sindirim atıkları içindeki su, mineraller ve burada yaşayan simbiyotik bakterilerin sentezlediği K ve B vitaminleri kana verilir. Geri kalan atık maddeler bağırsağın peristaltik hareketleri ile dışarı atılır.

Sindirim sisteminde görev alan hormonlar ve etkileri

1. Sekretin

2. Kolesistokinin

3. Enterogastrin

Sekretin

Sekretin hormonu, pankreastan bikarbonat iyonlarının salgılanmasını sağlayarak ince bağırsak pH'sını (7-8 arasında) düzenler. Ayrıca karaciğerde safra üretimini ve salgılanmasını arttırır.

Pankreastan bikarbonat iyonlarını salgılatarak ince bağırsak pH’sını düzenler. Karaciğerde safra üretimini ve salgılanmasını sağlar.

Kolesistokinin

Kolesistokinin hormonu hem safranın safra kanalına boşalmasını hem de pankreas enzimlerinin salgılanmasını sağlar.

Pankreas enzimlerinin salgılanmasını sağlar. Safra kesesi kasılması ve burada depolanan safranın onikiparmak bağırsağına dökülmesini sağlar.

Enterogastrin

Enterogastrin hormonu ise açlık durumunda midedeki salgı bezlerinin salgı üretmesini önleyerek mide hareketlerinin yavaşlamasına sebep olur. Sekretin ve kolesistokinin hormonlarının etkisi ile karaciğer ve pankreasın sindirim salgıları da onikiparmak bağırsağına boşaltılır.

Midenin salgı yapmasını önler, mide hareketini yavaşlatır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç