Hakkari nedir?

İlin Kimliği

Yüzölçümü:

7217

km 2

Nüfusu: İlçeleri:

172.479

Merkez, Çukurca, Şemdinli, Yüksekova

Anadolu’nun güneydoğusundaki bir ilimiz. Van, Mardin, Siirt, Irak ve İran sınırları ile komşu olan Hakkari çok engebeli bir arazi üzerindedir. Güneydoğunun sarp ucudur. 42°10’ ve 44°50’ doğu boylamları ile 36°57’ ve 37°48’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Trafik numarası 30’dur.

İsminin Menşei

Osmanlı Devleti bu toprakları ele geçirdiğinde bu bölgede "Hakkariye Beyleri" bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim Han, bu beylere Osmanlı Devleti adına bölgeyi idare etme hakkı tanıdı. 127 sene içinde 77 bey burayı Osmanlı Sultanının temsilcisi olarak idare ettiler. Hakkariye Beylerine izafeten bu bölgeye Hakkariye dendi. Halkın dilinde bu kelime, zamanla Hakkari şeklini aldı. Hakkariye, Arapça "Hakarların şehri" demektir.

Tarihi

Hakkari’nin tarihi çok eski devirlere dayanır. Mağaralar içinde bulunan eşyalar ve kaya resimleri bu bölgenin eski yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Bölgeye Sümerler, Asuriler, Babilliler, Medler hakim olmuştur. M.Ö. 6. asırda Medler bölgeyi Babillilerden ele geçirdiler. M.Ö. 4. asırda, Makedonya Kralı İskender, Medleri yenerek İran’ı ve bu bölgeyi ele geçirdi. Fakat iskender ve Bizanslılar bu bölgeye fiilen hakim olamadılar. İskender’in ölümünden sonra Makedonya Krallığı, generalleri arasında taksim edildi. Bu bölge, Selevkos (Asya) İmparatorluğunda kaldı. Selevkos’un mirasına Roma İmparatorluğu sahip oldu. Fakat bölge Roma ile Partlar, sonra da Sasaniler arasında devamlı el değiştirdi. M.S. 395’te, Roma İmparatorluğu bölününce Doğu Roma (Bizans), bu topraklara sahip olmak istedi, fakat hiçbir zaman bu bölgeye hakim olamadı.

Hazret-i Ömer zamanında bölge, İslam orduları tarafından 640 senesinde feth edildi. Selçuklu Türkleri Anadolu’ya geldiklerinde Hakkari bölgesi, Bağdat’taki Abbasi halifelerine bağlı idi. 1054’te Selçuklular, Hakkari bölgesine hakim oldular. 1122-1262 arasında Selçuklulara bağlı Musul Atabegleri (Zengiler), bu bölgeyi Selçuklular adına idare ettiler. 1142 senesinde Atabeg İmadeddin Zengi. Aşip Kalesi yerine İmadiye Kalesi ve şehrini kurdu. 1262’de İlhanlılara bağlanan Hakkari’yi Abbasi ailesinden gelen Hakkari Beyleri idare ettiler.

Karakoyunlu bayram Hoca’nın hakimiyeti sırasında 1349’da Celayirlilerin eline geçen Hakkari, 1366’da yeniden Karakoyunluların, 1387’de Timur Hanın, 1405’te yeniden Karakoyunluların eline geçti. 1468’de Uzun Hasan’ın gönderdiği sofi Halil ve Arabşah Beylerin Hakkari Beylerini yenmesi üzerine Dümbüllü Türkmenleri bölgeye hakim oldular. Bu hakimiyetleri sırasında 1472’de Çölemerik’te "Meydan Medrese"yi yaptırdılar.

Hakkari Beylerinden Gübali oğlu Esedüddin, 1468’de gizlice Mısır’a gitti. Kölemenlerin emrine girdi. Mısır’daki Nasturilerin yardımı ile Hakkari’ye geldi. tiz Kalesine girerek Dümbüllü Türkmenlerini bozguna uğrattı ve bu bölgeyi ele geçirdi. Ölümünden sonra yerine Zahid Bey geçti. Esedüddin’in sülalesine Şenbolar dendi. Zahid Bey, Gevar (Yüksekova) ile Akdamar’ı elegeçirdi. Zahid Beyin oğulları Seyyid Mehmed Vastan’da, malik Bey Çölemerik’e 4 km uzaklıktaki Bay Kalesinde hüküm

sürdüler. Yeğenleri Zeynel, bir baskınla Bay Kalesini ele geçirdi. Malik Bey, Vastan’a gitti. Bir müddet sonra Seyyid Mehmed Bey, Bay Kalesini ele geçirerek bütün Hakkari’ye hakim oldu.

Yavuz Sultan Selim Hanın 1514 Çaldıran Seferinden sonra bölge, 1534’te Van bölgesi ile birlikte Osmanlı hakimiyetine girdi. Safeviler, bir ara Hakkari’ye hakim olmuşsa da, Kanuni Sultan Süleyman Hanın 1548’de Van fethi ile birlikte Hakkari yeniden Osmanlı idaresine bağlanmıştır. Seyyid Mehmed Bey, Osmanlılar adına bu bölgeyi idare etmiştir. Fakat Seyyid Mehmed Bey ile oğlunun bazı hareketleri sebebiyle bölge yeğeni Zeynel Beye Ocaklık olarak verildi. Zeynel Bey, Çölemerik Kalesini merkez edinmiş, burasını onarmış, Dize’deki (Üzümcü köyü) kurşun ve başka bir yerdeki kükürt ocaklarını işlettirmiştir. Tebriz Seferi sırasında 1583’te şehid olmuş ve yerine oğlu Zekeriya Bey geçmiştir. Son Ocaklı Hakkari Beyi Şenbolu Nurullah ile Cizreli Bedirhan Beyler birleşerek, 1843’te Tiyari ve 1846’da Tohum Ocaklarında oturan Nasturileri yenerek ocaklarını yağma ettiler. Osman Paşa gelerek her ikisinin ocaklık hakkını kaldırdı (1847).

Osmanlı idaresinde Hakkari, Van Beylerbeyliğinin 14 sancağından (vilayetinden) birini teşkil etti. Tanzimattan sonra da Van vilayetine bağlı 2 sancaktan biriydi. 5 kazası vardı. Bu kazalardan biri İmadiye Irak’ta kaldı. Başkale ise Van’a bağlandı.

Hakkari’nin merkezi Çölemerik>Çölemerik kasabası idi. Süryanilerin Gülarmak, Ermenilerin İlmar ve Türklerin de Çölemerik>Çölemerik dedikleri bu kasabanın Koçanis Manastırında Birinci Dünya Harbine kadar Nasturi patriği oturdu.

Rusların 1858’de Türklere savaş açması sonunda Dağıstandaki şeyh Şamil ile işbirliği yapan Şemdinlili Seyyid Taha, Ruslara savaş ilan etti. Vefatı üzerine kardeşi Şeyh Salih, Azerbaycanlıları ve Hakkarilileri Ruslara karşı ayaklandırdı. Bu sırada Cizre’de bulunan İzzeddin Şir, yezidi ve Nasturilerle işbirliği yaparak Rusya adına Musul ve Bitlis bölgesini 1854’te işgal ve yağma ettiler. Diyarbakırlı Hacı Timur Ağa, bu hainleri 1855’de yendi ve cezalandırdı. 1855-1865 arasında Van sancağına bağlı olan Albak, Çölemerik, Gevaş (Yüksekova), Beytüşşebap, Çal-Tiyari, Şemdinan (Şemdinli) ve Kotur ilçeleri Erzurum’a bağlandı. 1865’te Van vilayeti yeniden kurulunca tekrar Van’a bağlandılar.

Birinci Dünya Harbinde Ruslar, Çölemerik’i 24 Mayıs 1915’de işgal ettiler. Nasturi lideri Merşamun’u Hoy’a götürdüler. Onun vasıtasıyla bütün Nasturiler ayaklandı ve silahlı çeteler kurarak Türk ordusuna ve halkına saldırdılar. müslüman ve Türk halkı, Rus ve Nasturi zulmünden civar bölgelere kaçtılar. 1918’de Çölemerik ve Gevaş (Yüksekova) Türkler tarafından kurtarıldı. İsyancı Nasturi ve Ermeniler, Urmiye bölgesine çekildiler. Eski yerlerine gitmek isterken vali Haydar emrindeki Türkler, Nasturileri yendiler.

Milli mücadele (İstiklal Harbi) sıralarında Şemdinlili Seyyid Taha ile Şahaklı Simiko, Yirminci Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ile işbirliği yaptılar ve onu desteklediler. Böylece Seyyid Taha kuvvetleri, Nasturi ve Ermeniler’in bölgeye girmelerini önlediler. 1926’da yapılan Ankara Antlaşması ile Musul ve Hakkari’nin beş bölgesi sınır dışında kaldı. Çölemerik, Gevaş (Yüksekova) ve Şemdinan (Şemdinli) ilçelerinden meydana gelen Hakkari vilayeti kuruldu. Bir ara Van’a bağlanan Hakkari 4.1.1936 tarih ve 2885 sayılı kanunla vilayet (il) oldu.

Bu bölgede yaşayan Kürt ve Kurdak diye anılan kimselerin Oğuz Türklerinden ve Türkmen soyundan bir boy olduğu; tarih, antropoloji, etnoloji, din, dil, sosyoloji ve folklor gibi çeşitli araştırmalarla ilmi olarak ortaya konmuştur. Orta Asya’da Yenisey Kitabelerinde şu satırlar vardır:

"Men Kürt Elkan Alp-Urungu Altunluğ Keşiğim Banım belde Elim tukuz-Kırk Yaşım"(Ben Kürt İlhanı alp Urunguyum. Altunlu beldesini ülke edindim. Kırk dokuz yaşında öldüm.)

Tarihte Oğuz Türklerinin Türkmen soyundan Kürt ve Kurdak boylarının yaşadığı gerçektir. Fakat doğu ve güneydoğu Anadolu’da Kürt diye isimlendirilen kimseler, Oğuz Türklerinin muhtelif boy ve aşiretlerinden ibarettirler. Bu Türk boy ve aşiretleri bu bölgenin muhtelif ülkeler arasında defalarca el değiştirmesi sebebiyle asıllarını ve bilhassa lisanlarını unutmuşlar ve bilhassa gramer bakımından Farsçanın geniş tesirinde kalarak çoğu Farsça olan Türkçe-Arapça karışımı bir lisan ile konuşmaya başlamışlardır. Türkiye üzerinde emperyalist niyetler besleyen ülkeler, bilhassa 18. asırdan sonra Oğuz Türklerine dayanan bu aşiretleri ayrı bir millet gibi göstermeye çalışmışlardır.

Fiziki Yapı

Hakkari çok engebeli bir bölgedir. Yüzölçmüünün % 87,5’u dağlardan % 10,5’u yaylalardan ibaret olup, ovaları sadece % 2’dir.

Dağları: Hakkari’deki dağlar Güneydoğu Torosların uzantısıdır. Dağların çoğu 3000 metreden yüksektir. 3500 metreden yüksek on doruk vardır. 4000 m’den yüksek dağlar da vardır. Bu dağların dorukları devamlı karla örtülüdür. Cilo Dağının Reşko (Gelyaşin) Doruğu 4135 metredir. Tepede 4 km uzunluğunda Gelyaşin buzulu ile onun batısında 4060 metrede Suppa Durek Tepesinde daha küçük

buzul bulunur. Dağlar derince akarsu vadileri veya çanaklarla birbirinden ayrılır. Bu vadilerden dağların görünüşü çok heybetlidir. Dağların çoğu volkanik kökenlidir. Türkiye’nin volkanik kökenli olmayan en yüksek dağı Cilo Dağlarının Reşko Tepesinden ayrıca 3000 m yüksekliği aşan dağlar şunlardır: Sümbül Dağı (3467 m), buzul Dağı (Uludoruk Tepe 4135 m), Gare Dağı (Karadağ Tepe 3460 m), Mordağ (3807 m), Beyazdağ (3008 m), İkiguka Dağı (Celimirya Tepe 3540 m), Türemiş Dağı (Geçit Tepe 3031 m), Leyzok Tepe (3264 m), Koctepe (3262 m), Çimen Dağı (3170 m), AltınDağları (Busindidağı Tepe 3253 m).

Yaylaları: Hakkari dağlar bakımından olduğu gibi yaylalar bakımından da çok zengindir. Hakkari dağlarının çevresinde hafif dalgalı yüksek düzlükler de vardır. Bu düzlükler birçok yerde çöküntü veya akarsu yatakları ile parçalanmış olup yayla haline gelmiştir. Başlıca yaylalar şunlardır: Nordüz Yaylası en alçak yeri 2100 metredir. Toprak 7 ay karla örtülüdür. Mirgazer Yaylası 2700-3000 m arasındadır. Faraşin ve Mendin Yaylası 2000 m yüksekliktedir.

Diğerleri ise Avahark, Berçelen, Çelesur, Kani Kurgan, Kanimehan, Kanicemet, Meydan-ı Beybur, Meydan-ı Casus, Meydan-ı Davut, Meydan-ı Kuli, Meydan-ı Suran, Meydan-ı Zengil, Servisi, Semedar, Meydan-ı Melham, Ceytez, Mergezer, Meydan-ı Belek, Mordağı ve Vargeniman yaylalarıdır.

Hakkari’de çok sayıda tepelikler vardır. Vatan, molla Ahmed, Suvari Halil, Gençlik, Ayı İni, Tavşan, Üzümlü, Çağlayan, Ballı, Uzunsırt ve Taşyazı tepeleri başlıcalarıdır.

Ovaları: Hakkari’de yüksek ve haşin dağların arasında çukur ovalar da vardır. Buların en önemlisi Yüksekova ilçesinin bir kenarında kurulduğu, Büyük Zap’ın sağ kollarından Nehil Çayı etrafında uzunluğu 40 kilometreye yaklaşan, genişliği 15 kilometreyi bulan ve tabanı 2000 metreye yakın bir yükseklikte olan Gevaş Ovasıdır. Bu ova kapalı bir havza durumundadır. Nehil Suyu ve havzanın sularını Zap Vadisine boşaltır. Gevaş Ovası, Zapsuyu Vadisi ile birleşir. Bu ova çok verimlidir. iklim çok sert olduğundan her tarafında tarım yapılamaz. Otlak bakımından zengin olan ovada koyun, keçi ve sığır beslenir. Zap Suyu, Habur Çayı, Nehil Suyu yatakları boyunca uzanan dar düzlükler ve Avarobisin, Şemdinli ve Hacıbey vadileri başlıca düzlüklerdir.

Akarsuları: Hakkari, Dicle Havzası içinde kalır. Akarsuların başlıcaları: Zap Suyu(Büyük Zap): Van’ın Haravil Dağı eteklerinden çıkar. Başkale yakınında Hakkar’ye girer. Güneybatı istikametinde akar. Üzümcü yakınında dirsek yaparak güneydoğuya döner ve Çukurca yakınında Irak’a girer. Hakkari sınırları içinde 100 km yol kat eder. Habur Çayı: Nordüz ve Faraşin Platosundan çıkar güneye doğru akar, Ardaç batısında Irak’a girer. Hakkari sınırları içinde uzunluğu 60 kilometredir. Botan Suyu: Şatak ve Pervari’den geçerek Siirt aşağılarında Dicle’ye katılır. Diğer akarsular Zap’a karışan Otluca Deresi ile Katil Suyu, Nehil Suyu, Oramar Suyu, Şemdinli Çayı ve Rubozik Suyudur. Akarsuların rejimi düzensizdir. Karların erime zamanı sular boldur. Akarsu tabanları çok derin olduğu için sulama işinde kullanılması güç olmaktadır. Otluca Deresinde kurulan hidroelektrik santral ile il merkezi aydınlatılmaktadır.

Gölleri: Hakkari’de büyük göller yoktur. Cilo, Sat ve Karadağ gibi yüksek dağ doruklarında buzul ve krater göller vardır. Gelyaşin, Sat Reşko, Bay ve Supadurak, Seyyid Han ve Golan gölleri bunların en önemlisidir.

İklim ve Bitki Örtüsü

İklimi: Hakkari bölgesinde çok sert kara iklimi hüküm sürer. Kışlar çok sert ve soğuk geçer. Kış erken gelir ve uzun sürer. Kasım-mart arası devamlı kar yağar. 7 ay kar altında kalan yerler çoktur. Kar kalınlığı 217 cm olan bölgeler vardır. Yağmur ilkbahar ve sonbaharda yağar. Senelik yağış ortalaması 580-792 mm arasındadır. Yazlar sıcak ve kurak geçer. Yaz ile kış arasında büyük ısı farkı vardır. Bu fark 63°C’dir. Hakkari, Doğu Anadolu gibi kışın Sibirya üzerinde teşekkül eden kara hava kitlesinin, yazın da Tropikal bölgelerde kara iklimi tesiri altındadır.

Bitki örtüsü: Hakkari topraklarının % 59’u çayır ve mer’alardan, % 25’i orman ve fundalıklardan, % 2’si ekili ve dikili alanlardan ibarettir. Tarıma elverişli olmayan arazi ise % 14’tür. Dağların çoğu çıplaktır.

Ekonomi

En az gelişmiş illerimizden biridir. Faal nüfusun % 90’ı tarımla (hayvancılık ve ormancılıkla) uğraşır. Halkın ihtiyaçlarının çeşit ve değişiklik bakımından düşüklüğü, esasen nüfusun azlığı sebebiyle ticari hayatın gelişmemiş olmasındandır. Ovaları ve vadileri arazinin % 2’sidir. Ova ve vadiler verimli ise de iklimin çok sert ve arazinin engebeli oluşu, akarsuların derin vadilerden akışı ve sulamaya elverişli olmaması sebebiyle geniş çapta tarla tarımı sadece Yüksekova’nın Gevaş Ovasında yapılır.

Tarım: Hakkari’de uğraşıldığı takdirde birçok tarım ürünü (tahıl-meyve-sebze) yetiştirmek mümkündür. Yetişen tarım ürünleri arasında buğday başta gelir. Diğer tarla bitkileri arpa, darı, mısır, çavdar, çeltik

(pirinç), nohut, fasulye, mercimek, patates, soğan ve tütündür. Sebze olarak domates başta gelerek az miktarda biber, patlıcan, hıyar, kabak, taze fasulye, taze soğan, lahana, marul ve sarmısak yetişir. Bağcılık Hakkari’de çok eski bir tarihe sahiptir. Fakat zamanla üzüm yetiştirilmesi azalmıştır.

Hayvancılık: Hakkari ekonomisinin temeli hayvancılığa dayanır. Yaylaları, çayır ve mer’aları ve suyu boldur. Bu geniş imkanlarına rağmen hayvan potansiyeli az sayılır. Koyun, keçi, sığır beslenir. Arıcılık gelişmektedir.

Ormancılık: Ormanlık saha 200 bin hektarın üzerindedir. Fundalık saha ise 30 bin hektardır. 52 köy orman içinde ve 29 köy orman bitişiğindedir. Bu ormanların % 90’nı baltalık, % 10’u bozuk koruluktur. Ormanlardan sanayi için istifade edilmeyip, yakacak olarak senede 40 bin ster odun elde edilmektedir. Madenleri: Hakkari maden bakımından fakir sayılır. Çıkarılan tek maden, kömürdür. Petrol, kurşun, linyit, krom, asbest ve kükürt için arama ruhsatı verilmişse de henüz bulunamamıştır.

Sanayi: Sanayi bakımından en az gelişmiş illerimizden biridir. Başlıca sanayi kuruluşları Yüksekova Süt Fabrikası, Şemdinli Tekel Yaprak Tütün Bakımevidir. Et kombinası, halı dokuma atelyeleri, köylerde halı ve kilim atelyeleri ile hızar atelyesi ve un değirmenleri vardır. Beytüşşebab’ın yünlü ve simli kilimleri meşhurdur.

Ulaşım: Hakkari’de ulaşım meselesi henüz halledilmiş değildir. Demiryolu ve havayolu ulaşımı yoktur. Sadece karayolu ile ulaşım sağlanır. Köyleri, ilçe ve ile bağlayan yollar kışın uzun müddet kapalıdır. Siirt-Şırnak-Uludere yolu yalnız yaz aylarında kullanılabilir. Van-Başkale-Hakkari yolunun bir tarafı uçurum olup, pekçok yerde kayalar içine oyulmuş tünellerden geçer. Kara yolları, buraları kışın devamlı trafiğe açık tutmaya çalışmaktadır. Meşhur Suvari Halil Geçidi çığ tehlikesi ve kar yağışı sebebiyle sık sık kapanarak ilçe ve köylerle irtibat kesilir. Yüksekova-Bacirge yolu İran’ın Urmiye şehrine varır. Birçok yerde ulaşım vasıtası katırdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 172.479 olup, 71.099’u ilçelerde, 101.380’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 7217 km 2 olup, nüfus yoğunluğu 24’tür.

Örf ve adetleri: Hakkari 640 senesinde hazret-i Ömer zamanında İslam orduları tarafından fethedilmiş ve 1054 senesinde Türkler yerleşmeye başlamıştır. 1534’te bölgeye hakim olan Osmanlı Devleti, Türk-İslam kültürünü yaymış ve daha önceki kültürler unutulmuştur. Hakkari’de hayvancılık ekonominin temeli olduğundan halkın çoğu senenin yarısını yaylalarda geçirir. Zoma denilen yazlıkta (yayla) hayvanlarını kırkar, yünlerini eğirir, peynir ve yağını yapar ve yaylada çadırlarda yaşar. Böylece bir nevi aşiret hayatı yaşanır.

Hakkari’nin kendine özel mahalli kıyafeti vardır. Erkekler en iyi cins yünden yapılmış desenli ve renkli "şeli şepik" giyerler. Üzerine şaldan kuşak bağlarlar. Kuzu yününden yapılmış kerik denilen cepken kullanırlar. Başa ise bir nevi sarık bağlanır. Ayağa yün çorap ve sak denilen püsküllü, renkli ve desenli tozluk giyilidir. Kışın keçi kılından yapılmış reşik, yazın ise tabanı lastik, kenarları örme yünden pabuç giyilir. Kadınlar, fistan denilen ayak bileklerine sarkan uzun entari giyerler. Baş ise puşi ile örtülür.

Mahalli yemekleri: Gulul, mertuğa, kıris, kepaye ve kutuldevktir. El sanatları: Kilim, kuşak ve elbise yapımında el sanatları çok meşhurdur.

Folklor: Hakkari ve çevresi mahalli oyunlar bakımından çok zengindir. Oyunlar az figürlüdür, çalgısız oynanır. Çalgının yerini birlikte söylenen ritmik sözler ve oyun havaları tutar. Oyunlar kalabalık ekipler halinde oynanır. Erkek ve kadınlar kendi aralarında oynarlar. Başlıca oyunlar Gülşeni Yargüzel, Gani Bergani, Hayşere, Şemu, Davato Güvey Paşa oluyor, Birani, siri Kalep ve Basu’dur. Halk edebiyatı ve halk şairleri bakımından zengindir. Hakkari’de kız isteme, düğün, ölüm, doğum ve diğer sosyal münasebetlerde örf ve adetler devam etmektedir. kayak sporu yaygındır.

Eğitim: Hakkari’de okur-yazar nispeti henüz yüzde 50’nin altındadır. Sert iklim, kış şartları, yol durumu ve ekonomik şartlar sebebiyle okur-yazar nispeti diğer illere nazaran azdır. İlde 13 anaokulu, 248 ilkokul, 10 ortaokul, 3 mesleki ve teknik ortaokul, 6 lise, 4 meslek ve teknik lise vardır (1993). Yetişen meşhurlar: Beytüşşebap ilçesinin Güneykaya (Bate) köyünde doğup orada vefat eden (1417-1494) divan ve mevlid müellifi Molla Hüseyin; Çukurca ilçesinin Han köyünde doğup Doğubeyazıt’ta vefat eden ve adını taşıyan caminin yanında türbesi bulunan Memu-Zin ve Nevbahar isimli eserlerin sahibiAhmet Hani (Hani Baba); büyük velilerden Şemdinlili Seyyid Abdullah ve Seyyid Taha, Seyyid Abdülhakim Arvasi, şair Şahpattan Abdullah Bey; Şeyh Rıza ve Tahir Beydir.

İlçeleri

Hakkari’nin biri merkez olmak üzere dört ilçesi vardır:

Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 52.906 olup, 30.407’si ilçe merkezinde 22.499’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17, Bağışlı bucağına bağlı 4, Geçitli bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 2.265 km 2 olup nüfus yoğunluğu 23’tür. İlçe toprakları dağlıktır. Kuzeyinde Karadağ, güneyinde Sünbül Dağ, Buzul Dağ yer alır. Zap Suyu Vadisinde küçük düzlükler vardır.

Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Ençok küçükbaş hayvan beslenir. Ekime müsait alan az olduğundan üretim düşüktür. Akarsu vadilerinde iç tüketim için tarım yapılır. Canlı hayvan ticareti yaygındır. El tezgahlarında halı ve kilim dokumacılığı yapılır.

İlçe merkezi Zap Suyu Vadisinde Reşko, Cilo, Karadağ ve Sünbül Dağları arasında kalan bir düzlükte kurulmuştur. Eski ismi Çölemeriktir. İlçe belediyesi 1936’da kurulmuştur.

Çukurca: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 20.351 olup, 5205’i ilçe merkezinde 15.146’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 13, Çaplı bucağına bağlı 4 köyü vardır. Yüzölçümü 1009 km 2 olup, nüfus yoğunluğu 20’dir. İlçe toprakları yüksek dağlarla kaplıdır. Kuzeyinde Altındağları, kuzeydoğusunda Gare Dağı, batısında Konaklı Dağı yer alır. Dağlar derin ve dik vadilerle parçalanmıştır. Yüksek kesimlerde hayvancılığa müsait düzlükler vardır. Dağlardan kaynaklanan suları Habur ve Zap suları toplar.

Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık metodu ile çok sayıda küçükbaş hayvan beslenir. Tarıma elverişli arazi az olduğundan üretim düşüktür. En çok mısır, üzüm, ceviz ve sebze yetiştirilir. İlçe merkezi Ciği Suyunun suladığı bir ovanın kıyısında Türk-Irak sınırından 500 m içeride yer alır. Eski adı Çal’dır.

Şemdinli: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 30.219 olup, 7001’i ilçe merkezinde, 23.218’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 21 köyü vardır. Yüzölçümü 1.652 km 2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. İlçe topraklarını Hakkari Dağları engebelendirir. Batısında İkiyaka (Sat) Dağı, doğusunda Çimen Dağı, güney kesiminde Karadağ yer alır. Dağlar akarsu vadileri tarafından derin bir şekilde parçalanmıştır. Dağlardan kaynaklanan suları Şemdinli deresi toplar. Dağların yüksek kesimlerinde hayvancılık açısından önem taşıyan yaylalar vardır.

Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık metodu ile küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. En çok koyun ve kıl keçisi beslenir. Canlı hayvan ticareti yaygındır. Tereyağ, peynir başlıca süt ürünleridir. Arıcılık gelişmiştir. Balı bölge ve Türkiye çapında meşhurdur. Ekime müsait alan az olduğundan; az miktarda buğday, arpa, patates, soğan, elma, ceviz üzüm, nohut ve pirinç yetiştirilir. El tezgahlarında halı ve kilim dokunur.

İlçe merkezi, Şemdinli Çayı vadisinde İran sınırına yakın bir yerde kurulmuştur. Eski ismi dağlararası manasında Nav Çiya idi. Daha sonraları sırasıyla Navşar, Şemdinan ve Şemdinli isimleri kullanıldı. Gelişmemiş, küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 128 km mesafededir. Belediyesi 1936’da kurulmuştur.

Yüksekova: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 69.003 olup 28.486’sı ilçe merkezinde 40.517’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15, Esendere bucağına bağlı 1, Dağlıca bucağına bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 2.291 km 2 olup, nüfus yoğunluğu 30’dur. İlçe toprakları yüksek engebeli alanlardan meydana gelir. Kuzeyinde Mordağ, doğusunda Karadağ, güneyinde İkiyaka Dağı, batısında Cilo Dağı yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları Zap Suyu toplar. İlçe topraklarının orta kesiminde Türkiye’nin en büyük ve en yüksek düzlüklerinden biri olan ve ilçeye adını veren Yüksekova (Gevar Ovası) yer alır.

Ekonomisi hayvancılık ve ticarete dayalıdır. Yaylacılık yöntemi ile çok sayıda küçük baş hayvan beslenir. Canlı hayvan ticareti yaygındır. Süt, süt ürünleri ve yağ başlıca hayvansal ürünlerdir. Hayvanlardan elde edilen yünler eğrilerek kilim, çadır dokunur ve çorap örülür. Arıcılık gelişmiştir. Ekime müsait alan az olduğundan üretim düşüktür. Az miktarda buğday, patates, soğan, elma, ceviz ve üzüm yetiştirilir. Süt fabrikası ve et kombinası başlıca sanayi kuruluşlarıdır.

İlçe merkezi, Nehil Çayı vadisinde kurulmuştur. Hakkari’nin nüfus ve yüzölçümü bakımından en büyük ilçesidir. Eskiden Gevar ve dize adları kullanıldı. Esendere sınır kapısından İran’a geçen transit yolun önem kazanmasından sonra ilçe gelişti ve ticaret merkezi haline geldi. İl merkezine 76 km mesafededir. Belediyesi 1936’da kurulmuştur.

Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri

Hakkari, ulaşım ve haberleşmesi en güç olan bir ilimizdir. Modern konaklama ve dinlenme tesisleri ve turizm alt yapı tesisleri olmadığı için turizm sektörü gelişmemiştir. Anadolu’nun her köşesi gibi Hakkari’de 5 bin yıl öncesine kadar uzanan tarihi geçmişi, paha biçilmez arkeolojik ve tabii güzellikleri

ile turistler için aranan bütün imkanlara sahiptir. Bazılarında 4 km’yi aşan 20 buzul ve krater gölleri, kış ve dağ sporları ve avcılık bakımından zengin bir turizm potansiyeline sahiptir. Hakkari dört mevsimi bir arada yaşayan nadir bir bölgedir. Tarih öncesi çağlardan kalma buzulların az ötesinde kır çiçeklerine rastlanır. Dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan balık, çiçek ve bitkiler bu bölgede bulunmaktadır. Eski eserler:

Melik Muhammed Esad Medresesi: Hakkari beylerinden Melik Muhammed Esat tarafından 13. asırda yaptırılmıştır. Medresenin yanında Melik Muğhammed Esat ve aile fertlerinin mezarları da vardır. 1910 senesine kadar medrese olarak hizmet gören eser, daha sonraları uzun bir müddet viran halde kaldı. Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1984’te eski mimarisi üzerine yeniden restore edilen medrese, halen cami olarak faaliyet halindedir.

Zeynel Bey Medresesi: Hakkari beylerinden Zeynel Bey tarafından yaptırılmıştır. Sultan Üçüncü Murad zamanında Tebriz Seferine katılan Zeynel Bey bu seferde şehid düşmüş, Padişahın emri üzerine yaptırdığı medreseye defnedilmiştir. GÜnümüzde harabe halindedir.

Meydan Medresesi: Kitabesinden 1700 senesinde yaptırıldığı anlaşılan eser, Biçer Mahallesindedir. İki katlı, orta avlulu medreseler planındadır. cumhuriyet döneminde bir süre cezaevi olarak kullanılan medrese, 1984’te Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilmiştir.

Kayme Sarayı: İki katlı olan sarayın kitabesinde 1910 tarihi vardır. Seyyid Abdullah Efendiye aittir. Sarayın kuzey ve batı duvarı günümüze ulaşabilmiştir.

Kelat Sarayı: Bölgedeki sivil mimari örneklerinin en önemlilerinden biridir. Günümüzde sadece güney cephesi ayakta kalabilmiştir.

Taşköprü: Osmanlılar döneminde Şemdinli Deresi üzerinde kurulan köprü, 10.80 m yüksekliğnde 21.60 m uzunluğunda 2.90 m genişliğindedir. Köprünün iki tarafında zeminle irtibatı sağlayan dolgu kısımlar yıkılmıştır. Günümüzde dallarla yapılmış eğreti bir kaplamayla geçişler sürdürülmektedir. Gülüreş baba Türbesi: Hakkari’nin BiçerMahallesindedir. türbe 1982’de Camiler Derneği tarafından tamir ettirilmiştir. Kitabesi olmayan türbe kapısındaki tabelada Gülüreş Baba Doğum H. 465 (1074), ölüm H. 555 (1165) tarihleri vardır.

Seyyid Abdullah Türbesi: Şemdinli’nin 17 km batısında bulunan Bağlar (Nehri) köyündedir.Türbe mezarlık içindedir.Türbede Seyyid Taha-i Hakkari’nin amcası büyük alim ve veli Seyyid Abdullah medfundur.

Seyyid Taha-i Hakkari Mezarlığı: Şemdinli’nin Bağlar (Nehri) köyündedir.Mezarlıkta 16 civarında, üzerinde bitkisel motifler, ayet ve sözler bulunan mezar taşı vardır.Seyyid Taha-i Hakkari’nin mezar taşı ayakta olup, üzerinde;"Merkadi hafidi Seyyid Abdülkadir-i Geylani-eş-Şeyh Seyyid Taha bin Molla Ahmed (1269)" yazmaktadır.

Kaya resimleri: Cilo ve Sat dağları arasında kalan Bevarik Vadisi ilk insanların yaşadığı yerlerden biridir. Bu vadide yalçın kayalara çizilmiş en az 8 bin hatta 10 bin yıllık resimler vardır. Bu resimler, dünyanın en değerli ve en eski tarihi belgeleri sayılmaktadır. Şimdiye kadar 1179 kaya resmi bulunmuştur. Sıkı bir araştırma ile bu sayı artabilir. Bu resimler çok eskiden yaşamış insanlara aittir. Bu bölge gibi Geşitli bucağı çevresinde Feraşin ve Meydan-ı Zengil yaylalarında kaya resimleri olduğu ifade edilmektedir. Resimler, hayvan resimleri ve geometrik desenlerden ibarettir. Resimlerden bazılarının M.Ö. 5300-5500 senesinde çizildiği tespit edilmiştir.

Dev evleri: Hakkari’nin birçok yaylasında bilhassa Bezirgan Çayırı, Faraşin Yaylasında, Gürpınar-Hakkari dağ yolunda rastlanan bu eserler üç veya dördü bir arada olan kayalara oyulmuş dev yapılardır. Bunların Asur saldırılarına karşı haber alma kaleleri veya yaylaya salınan sürülerin gözetlenmesi veya korunması için yapıldığı sanılmaktadır.

Eski kitap depoları: Hakkari Dağlarında kaya sığınaklarda değeri çok kıymetli (paha biçilemeyen) kitap depoları vardır. Yerleri meçhuldür. Avrupalı antikacılar, Dağlıca (Oramar)da bulunan bir kaya sığınağındaki kitap deposundaki kitapları yurt dışına kaçırırken yakalanmışlardır.

Tarihi Sid ve arkeolojik şehirleri: Hakkari’de eski çağlara ait şehir kalıntıları oldukça fazladır. Yüksekova ilçesinin Büyük Çiftlik köyü yakınında Musasir şehri ile Şemdinli’nin Nehri köyünde huri Devletinden kalma tarihi kalıntılar (yazı, oyma taş, mezarlar) bulunur. Örençik köyünde dikili taş, Hurgain mevkiinde 15 m uzunlukta bir bina kalıntıları vardır. Kapıları arkadan kapatılan merdivenli oyma mağaralar. Oğul (Tal) Deresinde kayalara oyularak yapılan ve çarşısı bulunan Nasturi kilisesi ile Hakkari Merkez, Konak, Zap, Çanaklı ve Geçimli’de Nasturi kiliseleri vardır.

Kaleler: Hakkari Kalesi harabeleri ve sarnıçları park haline getirilmiştir. Buradan Hakkari kuş bakışı

seyredilir. Uzungeçit ve Dağaltı köylerinde kelameme ve keativuri kaleleri vardır.

Tabii güzellikler ve mesire yerleri: Hakkari, haşin tabiatlı ve heybetli görünüşlü yüksek dağları ve derin vadileri ve dünyada eşine az rastlanan tabii güzelliklere sahiptir. Cilo ve Sat dağlarına "Türkiye’nin Himalayaları" denir. Devamlı karlı tepeleri, 20’den fazla dağ buzulu ve 20’ye yakın buzul gölleri, 4 bin metreden aşağıya sarkan buzulları ile küçük Asya’nın bir nevi milli parkıdır. Dağları görmek ve dağ havasını teneffüs etmek isteyenler için en ideal yer Hakkari Dağlarıdır. Hakkari av hayvanı bakımından zengindir. Dağ keçisi, dağ koyunu, ayı, kurt, vaşak, porsuk, sansar, tilki, keklik, kaz, ördek, turaç, toy, angut, turna, bıldırcın ve tavşan bulunur. Dağ keçisi ve dağ koyununun nesli tükenmek üzeredir.

Zap Vadisi: Zap Suyu eşsiz tabii güzellikler arasından geçer. Heybetli dağlar, yemyeşil vadi ve yamaçları ile dünyada ender rastlanan güzel bir yerdir.

Cilo ve Sat Dağları: Yüksek dağlar, karlı tepeler, vadi ve yamaçlarda bol sular, buzul gölleri ve yaylaları ile çok güzel bir bölgedir. Dağ ve kış sporları ile av turizmine de müsaittir. Cilo-Sat Dağlarının Milli Park haline getirilmesi için 1945’ten bu yana çalışmalar vardır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç