Genetik kod nedir?

Genetik kod, RNA boyunca üçlü gruplar halinde bulunan ve protein sentezleme sırasında üretilen aminoasit dizilerinin düzenini belirleyen nükleotid dizileridir. Kısaca anlam ifade eden en küçük DNA veya RNA parçasıdır. Genler, fonsiyonel etkilerini, genellikle, hücredeki fonksiyonların çoğundan sorumlu, proteinlerin üretimiyle ifade ederler. Proteinler amino asit zincirleridir ve bir genin DNA dizisi (bir RNA aracılığıyla) bir proteinin kendine has dizisini üretmede kullanılır.

Yazılım (transkripsiyon) denilen bu süreç, genin DNA dizisine kaşılık gelen bir diziye sahip bir RNA molekülü üretimiyle başlar. Ardından, bu mesajcı RNA molekülü translasyon denilen bir süreçle, RNA dizisindeki enformasyona karşılık gelen bir amino asit dizisi üretmede kullanılır. RNA dizisindeki her üç nükleotitlik grup bir kodon olarak adlandırılır, bu kodonların her biri proteinleri oluşturan 20 amino asitten birine karşılık gelir.

RNA dizisi ile amino asitler arasındaki bu ilişkiye genetik kod adı verilir. Bu enformasyon akışı tek yönlü olur; yani enformasyon nükleotit dizilerinden proteinlerin amino asit dizisine aktarılır, proteinden DNA dizisine aktarılmaz. Bu olgu Francis Crick tarafından “moleküler biyolojinin merkezi dogması” olarak adlandırılmıştır. Genetik kod; DNA, bir mesajcı RNA aracılığıyla, protein kodlamak için üçlü bir kod kullanır.

Bir proteini amino asit dizisi, o proteinin üç boyutlu yapısını oluşturur, ki, bu da proteinin fonsiyonuyla yakından ilişkilidir. Bunlardan bazıları, kollajen proteinince oluşturulmuş lifler gibi, basit yapılı moleküllerdir. Enzim denen proteinler başka proteinlere ve basit moleküllere bağlanabilirler, bağlandıkları moleküllerdeki kimyasal reaksiyonları kolaylaştırarak (proteinin kendi yapısını değiştirmeksizin) katalizör rolü oynarlar.

Proteinin yapısı dinamiktir; örneğin hemoglobin proteini, memeli kanında oksijen moleküllerinin alınması, taşınması ve salınmasını kolaylaştırırken eğilip bükülerek farklı biçimler alır. DNA’daki tek bir nükleotitin farkı bile, bir proteinin amino asit dizisinde bir değişikliğin olmasına neden olabilir. Proteinlerin yapıları kendi amino asit dizilerinin sonucu olduğu için de, böyle bir değişiklik o proteinin özelliklerini değiştirebilir; örneğin proteinin özelliklerini, o proteinin yapısında istikrarın bozulmasına veya o proteinin diğer protein ve moleküllerle etkileşiminde değişiklikler olmasına yol açacak şekilde, değiştirebilir.

genetik kod

İnsanlardaki kalıtımsal hastalıklardan orak hücre anemisi adlı kan hastalığı bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bu hastalık, hemoglobinin ß-globin bölümünü belirleyen kodlama bölgesindeki tek bir baz farklılığından kaynaklanır; bu bir bazın farklı olması, hemoglobinin fiziksel özelliklerinin değişmesine yol açan bir amino asiti değişikliğine neden olur. Fiziksel özelliklerinin değişmesinin sonucunda ortaya çıkan hemoglobinin “orak hücre” versiyonları, birbirlerine yapışırlar, üstüste yığılarak lifler oluştururlar. Bu lifler proteini nakleden alyuvarların biçiminin bozulmasına yol açar. Orak biçimli hücreler kan damarları içinde rahat akamazlar, parçalanma veya damarı tıkama eğilimlidirler. Bu sorunlar sonunda kişide bu hastalıkla ilgili tıbbi rahatsızlıklara yol açar.

DNA'nın yapısı

Hücrenin yönetim merkezi çekirdek,Hücrenin yönetim molekülü DNA dır. Hücrenin ortasında çekirdek,çekirdeğin içersinde kromozom,Kromozomun yapısını DNA oluşturur.DNA da yer alan bölümler kalıtsal özelliklerin taşındığı genlerdir. DNA ların en küçük yapı birimleri nükleotitlerdir.Bir nükleotit ; Bir şeker,bir şeker(deaksiriboz şekeri) ve bir organik bazdan oluşur. Organik bazlar: adenin,guanin,sitozin ve timindir.

DNA çift sarmallı iplikten oluşur.İki iplik birbirine ortadan organik bazlar ile bağlanır.Adenin karşısına timin  ;Guanin karşısına sitozin gelir. Adenin ile timin arasında 2 tane zayıf hidrojen bağı,Guanin ile sitozin arasında 3 tane zayıf hidrojen bağı vardır.Nükleotitde hangi organik baz varsa nükleotit in adı o olur.Mesela nükleotitte adenin varsa adenin nükleotit diye okunur. Bütün canlıların yapısında DNA olmasına rağmen birbirlerinden farklı olmasının sebebi DNA daki nükleotitlerin dizilişlerinin ve sayılarının farklı olmasıdır.

DNA'nın kendini eşlemesi

Hücre bölüneceği zaman DNA kendini eşler 2 katına çıkar.Hücre bölününce oluşan hücrelere DNA aktarılmış olur.Çekirdekte bulunan DNA nın 2 ipliği fermuar gibi açılarak birbirinden ayrılır.Sitoplazmada bulunan nükleotitler çekirdeğe girer.

İplikteki organik bazların karşısına uygun olan gelerek 2 tane ayrı çift sarmallı iplik oluşmuş olur. Bir insanın saç hücresindeki DNA dizilişi nasılsa diğer bütün hücrelerindeki DNA lar aynı şekilde dizilmişlerdir.zaten parmak izi de DNA daki nükleotit dizilişine göredir.Bütün insanların nükleotit dizilişi farklıdır.

Mutasyon

DNA dizilimdeki ve kromozom sayılarındaki değişikliklere mutasyon denir.Üreme hücrelerindeki mutasyonlar dölden döle aktarılır.Vücut hücrelerindeki aktarılmaz.

Radyasyon,x ışınları,bazı ilaçlar mutasyona sebep olurlar. Mutasyon sonucu oluşan hastalıklar ;hemofili,orak hücreli anemi,down sendromu,albinoluk,kanser vb. mutasyonun olumlu yönleride vardır.mesela bitkilerde tohum sayısının artması,büyüklüğünün artması,ürün verimliliğinin artması gibi.

Modifikasyon

Çevre şartlarının etkisiyle canlılarda ortaya çıkan ve kalıtsa olmayan değişikliklere modifikasyon denir. örnek: Spor yapan birinin kaslarınını gelişmesi, insanların güneşte çok kalarak bronzlaşması, arı yavruları çiçek tozu ile beslenirse işçi arı, arı sütüyle beslenirse kraliçe arı olur.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç