Fenikeliler

İlkçağ'da, Filistin, Suriye ve Lübnan kıyılarında yaşamış denizci ve tüccar bir kavimdir. Küçük site krallıkları kurmuşlar ve bu krallıklar zaman zaman birbirlerini egemenlikleri altına almıştır. Sami kavimlerden olan Fenikeliler denizcilikleriyle ün kazanmışlardır. Kurdukları büyük donanma sayesinde Akdeniz kıyılarında küçük sömürgeler edinmişlerdi. Yalnız Akdeniz'le yetinmeyip Avrupa ve Afrika kıyılarını da dolaşan Fenikeliler, buraların ürünlerini Ortadoğu'ya taşıdılar. Kuyumculuk, camcılık, dokumacılık gibi alanlarda ileri bir sanayi yarattılar. Bir yandan da buğday, kereste, zeytinyağı gibi ürünleri Asur ve Mısır'a satıyorlardı. Fenikeliler ‘in en parlak *çağı M. Ö. 1000 - 525 arasıdır. Bu çağlarda idon (Sayda) ve Tir (Sur) şehirleri çok gelişti. Fenike sonraları sıra ile Babil, Asur, Iran ve Roma egemenliği altına girdi.

Fenikeliler, bölgeye milattan önce üç bin yıllarında gelmişlerdir.Aradus, Simyra, Tripoli, Cebal-Byblos, Beryte, Sidon, Tyros, Akkho liman şehirlerini kuran Fenikeliler, milattan önce 2500 yıllarından itibaren Mısırlılarla ticari münasebete başlamışlardır. Bu ülkeye ağaç ve nebati koku maddesi, zeytinyağı ve reçine ihrac ederlerdi. Ancak siyasi bakımdan iyi teşkilatlanamadıklarından kısa zamanda Mısır’ın nüfuzu altına girdiler. İki bin yıllarının başında Hiksosların istilalarına uğradılar. Mısırlılar istilacılara karşı korumak bahanesiyle Fenike topraklarını tamamen askeri işgal altına aldılar.

Uzun süren karışıklıklardan sonra Fenike, 14. yüzyılın sonunda Mısır’ın işgalinden kurtuldu. M.Ö. 9. yüzyılda ise, Fenike için Asurlular büyük bir tehdid unsuru oldular. Zaman zaman Fenike üzerine seferler düzenleyenAsurlular bölgeyi kısa aralıklarla hakimiyetleri altına aldılar. Fenike M.Ö. 6. yüzyılda Perslerin istilasına uğradı. Daha sonra Büyük İskender tarafından zaptedilen Fenike, M.Ö. 65 yılında Roma’nın Suriye eyaletine bağlandı. Akdeniz çevresinde birçok ticaret merkezleri ve koloniler kuran Fenikeliler, çöl kervanlarının uğrak noktaları olan Şam, Hama, Dibre şehirlerinden ticaret malları alıp satıyorlardı. Batı ile doğu arasındaki ticarete aracılık ve komisyonculuk edip, ithalat ve ihracattan büyük gelir sağladılar. Dokuma, işlenmiş deri, kırmızı boya ve koku maddeleri ticaret dallarının başta gelenleriydi.

fenikeliler

Mezopotamya kavimlerinde olduğu gibi, Fenikeliler de, çok tanrıya inanıp, puta taparlardı. Tanrıları erkek ve dişi olmak üzere ikiye ayrılırdı. Ayrıca her şehrin bir tanrı ve tanrıçası vardı. Bereket tanrıçası Astart, tarım tanrıçası Atargatis en büyük tanrılarındandı. Dağlar ve tepelere tapınak yapıp, ilk doğan erkek çocuklarını tanrılarına kurban edip, oturarak tapınırlardı. Fenikelilerin dili, Ken’an grubundan Sami dilidir. Alfabenin mükemmel hale getirilmesi ticaret işlerini kolaylaştırmıştı. Fenike yazılı metinleri ticari mahiyettedir.Mimarlıkta en çok kullandıkları malzeme, taş olmuştur. Evleri tek katlı olup, salonu, hamamı ve su kuyusu vardı. Tapınakları dikdörtgen şeklinde olup, koridorla avludan ve adak yerlerinden meydana gelir. Şehirleri kalın surlarla çevrilidir. bronz işçiliği gelişmiş olup, doğuda en çok tutulan kaseleri meşhurdu.

Gemici ve tacirler

Fenikeliler astronomi bilgilerinden yararlanarak, üç yüzyıl boyunca Akdenizi enine boyuna dolaştılar, Kıbrısta (orada bakır buldular), Giritte, Sicilya ve Sardinyada ticari koloniler kurdular. İspanyaya kadar gittiler, Cebelitarık Boğazından aşıp Fasa, hatta Kameruna vardılar. M. Ö. IX. yy.da hızla gelişerek, Romaya rakip olacak Kartaca şehrini de Fenikeliler kurdular. İşlenmiş bronzu, fildişini, seramiği, doğu camını ve özellikle lal renginde bir deniz kabuklusundan elde edilen boyayla boyanmış kumaşları her yörede tanıttılar. Siteleri çok zengin oldu, ama aynı krallar tarafından yönetilen bu siteler, birleşmeyi bilemediler ve M.Ö. VI. yy.da Perslere boyun eğmek zorunda kaldılar.

Fenikelilerin dini Yunan ve Roma inanışlarını, tapınışlarını etkiledi. Fenikeliler, tanrı Baale genç çocukları kurban eder, böylelikle denizlerde onun himayesini sağlamağa çalışırlardı. Güzel tapınaklar yapar, heykel yontar ve kuyumculuğu iyi bilirlerdi. Batılılara çok şey öğretmişler, özellikle alfabeyi de onlar icat etmişlerdi.Fenike DiniDoğa güçlerine, Bereket Tanrıçası Aştarta, Dağlar Tanrısı Hodada, Gök Tanrısı Baale, vahşi bir yerde veya açıkhava tapmağında tanınırlardı Dikili bir taş, bir kazık veya bir ağaçla temsil edilen ilahlara bazen bir çocuk kurban ederlerdi.

Fenike uygarlığı

Fenikeliler Akdeniz civarında birçok koloni kurmuşlardır. Ticarette çok ileriydiler, gemileri de gelişmişti. Hammadde kaynaklarına ulaşmak için koloni kuruyorlardı ve Yunanlıların en büyük rakiplerydi Fenikeliler. Kumaş, metal eşya, keten ihracatı yapıyorlardı. Fenikeliler, bölgeye milattan önce üç bin yıllarında gelmişlerdir.Aradus, Simyra, Tripoli, Cebal-Byblos, Beryte, Sidon, Tyros, Akkho liman şehirlerini kuran Fenikeliler, milattan önce 2500 yıllarından itibaren Mısırlılarla ticari münasebete başlamışlardır. Bu ülkeye ağaç ve nebati koku maddesi, zeytinyağı ve reçine ihrac ederlerdi. Ancak siyasi bakımdan iyi teşkilatlanamadıklarından kısa zamanda Mısırın nüfuzu altına girdiler. İki bin yıllarının başında Hiksosların istilalarına uğradılar. Mısırlılar istilacılara karşı korumak bahanesiyle Fenike topraklarını tamamen askeri işgal altına aldılar.

Uzun süren karışıklıklardan sonra Fenike, 14. yüzyılın sonunda Mısırın işgalinden kurtuldu. M.Ö. 9. yüzyılda ise, Fenike için Asurlular büyük bir tehdit unsuru oldular. Zaman zaman Fenike üzerine seferler düzenleyen Asurlular bölgeyi kısa aralıklarla hakimiyetleri altına aldılar. Fenike M.Ö. 6. yüzyılda Perslerin istilasına uğradı. Daha sonra Büyük İskender tarafından zaptedilen Fenike, M.Ö. 65 yılında Romanın Suriye eyaletine bağlandı. Akdeniz çevresinde birçok ticaret merkezleri ve koloniler kuran Fenikeliler, çöl kervanlarının uğrak noktaları olan Şam, Hama, Dibre şehirlerinden ticaret malları alıp satıyorlardı. Batı ile doğu arasındaki ticarete aracılık ve komisyonculuk edip, ithalat ve ihracattan büyük gelir sağladılar. Dokuma, işlenmiş deri, mor boya ve koku maddeleri ticaret dallarının başta gelenleriydi.

Mezopotamya kavimlerinde olduğu gibi, Fenikeliler de, çok tanrıya inanıp, politeisttiler. Tanrıları erkek ve dişi olmak üzere ikiye ayrılırdı. Ayrıca her şehrin bir tanrı ve tanrıçası vardı. Bereket tanrıçası Astart, tarım tanrıçası Atargatis en büyük tanrılarındandı. Dağlar ve tepelere tapınak yapıp, ilk doğan erkek çocuklarını tanrılarına kurban edip, oturarak tapınırlardı. Fenikelilerin dili, Kenan grubundan Sami dilidir. Abecenin mükemmel hale getirilmesi ticaret işlerini kolaylaştırmıştı. Fenike yazılı metinleri ticari mahiyettedir. Mimarlıkta en çok kullandıkları malzeme, taş olmuştur. Evleri tek katlı olup, salonu, hamamı ve su kuyusu vardı.

Tapınakları dikdörtgen şeklinde olup, koridorla avludan ve adak yerlerinden meydana gelir. Şehirleri kalın surlarla çevrilidir. Bronz işçiliği gelişmiş olup, doğuda en çok tutulan kaseleri meşhurdu.Gemici ve TacirlerFenikeliler astronomi bilgilerinden yararlanarak, üç yüzyıl boyunca Akdenizi enine boyuna dolaştılar, Kıbrısta (orada bakır buldular), Giritte, Sicilya ve Sardinyada ticari koloniler kurdular. İspanyaya kadar gittiler, Cebelitarık Boğazından aşıp Fasa, hatta Kameruna vardılar. M. Ö. IX. yy.da hızla gelişerek, Romaya rakip olacak Kartaca şehrini de Fenikeliler kurdular.

İşlenmiş bronzu, fildişini, seramiği, doğu camını ve özellikle lal renginde bir deniz kabuklusundan elde edilen boyayla boyanmış kumaşları her yörede tanıttılar. Siteleri çok zengin oldu, ama aynı krallar tarafından yönetilen bu siteler, birleşmeyi bilemediler ve M.Ö. VI. yy.da Perslere boyun eğmek zorunda kaldılar. Fenikelilerin dini Yunan ve Roma inanışlarını, tapınışlarını etkiledi. Fenikeliler, tanrı Baale genç çocukları kurban eder, böylelikle denizlerde onun himayesini sağlamağa çalışırlardı. Güzel tapınaklar yapar, heykel yontar ve kuyumculuğu iyi bilirlerdi. Batılılara çok şey öğretmişler, özellikle alfabeyi de onlar icat etmişlerdi.

Fenike dini

Doğa güçlerine, Bereket Tanrıçası Aştarta, Dağlar Tanrısı Hodada, Gök Tanrısı Baale, vahşi bir yerde veya açıkhava tapmağında tanınırlardı Dikili bir taş, bir kazık veya bir ağaçla temsil edilen ilahlara bazen bir çocuk kurban ederlerdi.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç