Eyalet askerleri nedir?

Osmanlı merkez teşkilatının dışında, taşrada bulunan ve beylerbeyi tarafından yönetilen en büyük idari bölgeye "Eyalet" denir.

Yeniçeriler sadece devletin bürokratik güç mercilerine karşı konumlandırılmamışlardı. Tımar sahibi sipahilerin karşınında, güçlerinin artmasına mani olacak şekilde örgütlenmişlerdi. Kapıkulu olmayan süvarilerin tamamı Eyalet Askeri teşkilatındandır. Osmanlı’nın eyalet kuvvetleri başlarda tımarlı sipahiler, azaplar, ve akıncılardan ibaretti. 15. yüzyıl ortalarından itibaren bu kuvvetlere yaya, müsellem, cerahor, canbaz, tatar akıncılar, Yörükler, deliler, azablar, gönüllüler, ve beşliler bölükleri eklenmiştir. En geniş eyalet askeri gücü her dönemde sipahiler olmuştur. Para ekonomisi yeterince gelişmediğinden, mahsül olarak toplanan vergilerin yeniden dağıtımı ile beslenen, senelik gelirleri/bütçeleri 20 bin akçeyi aşmayan süvari birliklerine tımarlı sipahi denir

Eyaletlerin en büyük yöneticisi beylerbeyi olup, sancakların başında ise sancakbeyleri bulunmaktaydı. Kazaları ise kadılarla beraber subaşı yönetmekte, köylerde ise tımarlı sipahiler bulunmaktaydı. Osmanlı taşra teşkilatında “idari hiyerarşi askeri hiyerarşinin bir kopyası olup, sultanın otoritesi beylerbeyinden geçerek sancakbeyine oradan da subaşına ve tımarlı sipahilere geçerdi.”

Tımarlı Sipahiler

Osmanlı kara kuvvetlerinin en büyük bölümünü Tımarlı Sipahiler oluşturuyordu. Osmanlı Devletinden önce Selçuklularda ve diğer Türk İslam devletlerinde bu sistem İkta adıyla işletilmekteydi. Ancak bunu en çok geliştiren vemükemmel hale getiren Osmanlı Devleti’nin Tımar sistemidir.

Tımarlı Sipahi yaptığı hizmet karşılığında reayadan almış olduğu vergiye Dirlik ve sipahinin kendisine de “Sahib-i Arz” denirdi.

Dirlikler üç kısma ayrılırdı:

1. Tımar: Yıllık geliri 3 bin ile 20 bin akçe arası,

2. Zeamet: Yıllık geliri 20 bin ile 100 bin akçe arası,

3. Has: Yıllık geliri 100 bin akçe ve fazlası...

Böylece devlet reaya denilen köylü halktan alacağı vergileri Tımarlı Sipahiye aldırır ve karşılığında asker besletirdi. Tımarlı Sipahi gelirine göre savaş zamanındayalnız kendisi veya beslediği Cebelü denilen, tam teçhizatlı ve zırhlı süvari askeriylebirlikte savaşa katılırdı. Cebelünün tüm masrafı Tımarlı Sipahiye aitti. Mazeretsiz olarak savaşa katılmayan sipahinin Tımarı elinden alınırdı. Savaşlarda yararlılık gösterenlere ise mükafat verilirdi.

Tımar sahipleri 3 bin akçeden sonraki her 3 bin akçe için bir Cebelü, zeametve has sahipleri de her 5 bin akçe için bir Cebelü beslemek zorundaydı. Tımarlı Sipahiler hafif süvari birlikleriydi. Savaş düzeninde ordunun iki kanadında yer alırlar, düşmanı hızla çevirmek için yarım ay şeklini alırlardı. Bu birlikler, hem merkezden herhangi bir aylık almadıklarından hem de atları yaz sonunda yorgun olduğundan sonbaharda yurtlarına dönmek isterlerdi. Böylece sefer mevsimi Marttan Ekime kadar sürerdi. Ancak kış aylarında sefer devam ederse Tımarlı Sipahi’nin ihtiyaçları bölgesindeki tımardan sağlanırdı. Bu için her sancağın Sipahileri 5-10 kişiyi bölgelerine gönderirler ve para getirtirlerdi. Bunlara “harçlıkçı”denirdi. 16. yy.ın ilk yarısında Tımarlı Sipahilerin sayısı 37.521 idi. Ömer LütfiBarkan’ın Ayni Ali Efendi, Evliya Çelebi, Sofyalı Ali Çavuş gibi Osmanlımüelliflerinin eserlerine dayanarak yaptığı incelemelere göre 16. yy.ın sonlarında Tımarlı Sipahi ordusunun 200 bini aşması gerkiyordu. Ancak sistemin bozulmayabaşlaması sebebiyle 16. yy. yazarları Koçi Bey başta olmak üzere Tımarlı Sipahi sayısının 7-8 bine düştüğünden bahsetmektedirler.

Azaplar

Azap’ın kelime anlamı bekar demektir. Bunlar bekardırlar vearalarında evli bulunmazdı. Anadolu’dan toplanan dinç, kuvvetli hafif yaya askerleridir.Bunların masrafları toplandıkları yerlerin halkına aitti. Azaplar, Azap Ağası vasıtasıyla Beylerbeyinin emri altında bulunurlardı. Savaşta beylerbeyine bağlı olarak savaşırlardı.

Akıncılar

Tamamı Türklerden oluşan hafif süvari kuvvetleridir. Akıncılar sınır boylarında veya sınıra yakın yerlerde yaşarlardı. Akıncı Ocağı, Türk Devletinin sınır güvenliğini sağlamak için kurdukları teşkilatın Osmanlı Devletindeki adıdır.Selçuklular zamanında bunlara uç beyleri denirdi. Osmanlıda, Anadolu SelçukluDevleti’nin uç beylerinden biri idi. Akıncılar savaş zamanlarında Osmanlı ordusunun keşif görevini yaparlar,orduya yol açarlar ve ordunun güvenliğini sağlarlardı. Ordu için gerekli her şeyakıncılar tarafından hazırlanırdı. Akıncılar hafif süvari birlikleri oldukları ve çok hızlı hareket ettikleri için halk üzerinde ve düşman üzerinde güçlü bir etkiye sahipti.Akıncılar devletten maaş almazlardı. Atlarını ve silahlarını kendileri temin ederlerdi.Akıncılar yaptıkları akınlarla geçimlerini sağlarlardı. Akıncılar toplu olarak bir arada bulunmazlar ve Rumeli’nin belli yerlerinde hazır beklerlerdi. Her bölgenin komutanı ayrı olup mensup olduğu ailenin ismiyle anılırlardı. Turhanlı Akıncıları Mora’da, Malkoçoğlu Akıncıları Silistre taraflarında ve Mihallı Akıncıları ise Sofya veSemendere taraflarında bulunurlardı.

Deliler

Deli adı verilen süvariler savaşlardaki üstün cesaretleri ve farklı giyinme şekilleri nedeniyle böyle anılmıştır. Bu askerlerde Serhadkulu denilen askerler arasında yer alırlar. Çoğunluğu Türk olup Rumeli’de yaşayan haklar arasından seçilirdi.Deliler 16. yy.da Rumeli Beylerbeyi ile Semendere ve Bosna sancak beylerininemirleri altında bulunurken 17. yy.ın sonlarından itibaren Anadolu’daki vezir ve beylerbeylerine bağlı olmuşlardır. Bayrak adı altında 60’ar kişilik ocaklara ayrılan Deliler, sefere Delibaşı denilen komutanlarının emri altında katılırlardı. 18. yy.da bozulmuşlar, bağlı oldukları Beylerbeyinin görevden alınmasıyla işsiz kalmışlar ve köylere saldırmaya başlamışlardır. Eşkıyalık yaptıkları için 1829’da II. Mahmud tarafından kaldırılmıştır.

Yaya ve Yörükler

Osmanlı Devleti’nin ilk düzenli askerini oluşturan Yayalarla Müsellemler, Yeniçeri Ocağının yaya askeri yetiştirmesinden bir süre sonra 15. yy.ın ortalarına doğru geri hizmetlerde kullanılmaya başlamışladır. Yayalar Anadolu eyaletinin belli sancaklarında bulunup her bir ocağın bir Yaya Beyi vardı.Yayalar altı aydan altı aya nöbetle hizmete gelirlerdi. Yayalar harp zamanlarında yolaçmak, hendek veya siper kazmak, top çekmek, gülle ve ağırlık taşımak, askere yiyecek götürmek gibi görevleri vardı. Barış zamanlarında ise kale tamiri, madende çalışma, tersane hizmetleri gibi işler yaparlardı. Rumeli’de aynı hizmeti görenlere ise Yörük denirdi.

Müsellemler

Bunlarda yayalar gibi Osmanlı Devletinin ilk düzenli birliklerindendi. Ancak bu birlikler süvari idiler. Yaya ve Yörükler gibi sonradan gerihizmete alınmışlardır. Müsellemler Anadolu’daki Müslüman ve Rumeli’deki bir kısım Müslüman ve daha sonraları da bir kısmı, Hristiyan halktan oluşuyordu. Atlı olan bu askerler savaş zamanlarında bir iki gün önceden ordudan ileri sevk edilerek yol, köprüve ormanlıkları açarlardı. Barış zamanlarında ise kale inşaatı, maden işletmesi ulaştırma gibi işlere bakarlardı. En büyük amirleri müsellem sancakbeyleri olupbunlarında otuz neferi bir ocak idi ve beste biri nöbetle sefere giderdi. Yaya ve müsellemler bütün devleti saran büyük bir askeri kuvvetti. Anadolu’daki müsellemler 1592 yılında kaldırıldı. Müsellemler 17. yy.dan itibaren askeri değerlerini tamamen kaybettiler.

Cerahur veya Serahurlar

Sınır halkından olup, sınırlarda Osmanlı kuvvetlerinin işçi ve inşaat erlerine “Cerahur (Cerahor)” veya “Serahur (Serahor)” denilirdi. Cerahurlar amele taburları gibi olup Hristiyan halktan alınırdı. Cerahurların yaptıkları işler bir yükümlülük olduğundan ücretleri kendi köylerinden ödenirdi. Sadece ekmekleri devlet tarafından karşılanırdı.

Kale Askerleri

Osmanlı Devleti fethettiği yerlerden ordularını geri çekerkenönce o memleketteki kaleleri gözden geçirirdi. Önemli gördüğü kalelere askeri birlikler yerleştirirler, geri kalanını ise yıktırırlardı. Osmanlı Devleti kalelerde merkez ordusundan küçük bir grup bırakırdı ki bunlara “Hisar Eri” veya “Kale Eri” denirdi.Bunların yanında da diğer askeri birlikler çevredeki ahaliden temin edilirdi. Kale savunmasında hafif piyade askeri olan Azaplar, düşmana ani baskınlar yapmak için “Farisan” denilen süvari askerler bulunurdu. Ayrıca kaleye yapılacak ani saldırılardan korunmak için yerli halktan “Serhadkulu” adı verilen hafif süvari birlikleri vardı. Maaşları bulundukları sancağın maliyesinden ödenirdi.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç