Ethernet nedir?

Birden fazla bilgisayarın, özel protokoller ve kablolar yardımıyla birbirlerine bağlanmasını sağlayan ağa verilen isimdir.

Ethernet standardı, saniyede 10 megabit (10 milyon bit) düzeyinde temel bant iletişimi sağlar. Ancak yeni teknolojiler yardımıyla bu rakamın çok daha üzerine çıkmak da mümkün olabilmektedir. Bilgisayarların ethernet aracılığı ile birbirlerine bağlanabilmeleri için ethernet kartı adı verilen bir donanım gerekmektedir.

Bu karta bağlantıyı sağlayan giriş/arabirim ADSL modem gibi aksesuarların bağlanması için de kullanılabilmektedir. Bu teknolojinin modern ağlarda en çok kullanılan tür olmasına neden olan faktörler, ucuz olması, verimliliği ve kolay kullanılabilmesindendir. Ayrıca neredeyse tüm üreticileri tarafından desteklenmektedir.

Ethernet artık bir standart olduğundan diğer yerel alan ağ teknolojilerini ona göre değerlendiriyorlar. Buna neden olan, DIX standardından sonra Ethernet, Institute of Electrical and Electronics Engineers ( IEEE ) ‘in 802 kodlu komisyonu tarafından geliştirilmesidir.

IEEE 1985 yılında ” IEEE 802.3 Carrier Sense Multiple Access with Collision Detection ( CSMA / CD ) Access Method and Physical Layer Specifications ” şeklinde bir isimle yeni ethernet standardını ilan etti. Bu dönemlerde IEEE standardı International Organization for Standardization ( ISO ) tarafından devam ettirilirdi. ISO da günümüzde bilgisayar ağları ile ilgili tüm standart belirleme işini yapan kurumdur.

Tarihçesi

Ethernet Xerox firmasının Palo Alto araştırma merkezinde 1970'li yıllarda Dr. Robert M. Metcalfe tarafından geliştirildi. Metcalfe "geleceğin ofisi" projesi üzerinde çalışıyordu ve elinin altında dünyanın ilk workstation bilgisayarlarından biri olan Xerox Alto bilgisayarlar bulunuyordu.

ethernet

1972 yılının sonlarında, Metcalfe ve Xerox'ta çalışan iş arkadaşları Xerox Alto'ları birbirine bağlamak için deneysel olarak Ethernet'i geliştirdiler. Böylece Alto bilgisayarlar diğer sunucular ve lazer yazılıcılar birbiriyle haberleşebiliyordu. İlk Ethernetin çalışma hızı Alto'larla uyumlu olması için Alto'nun çalışma hızı ile aynı tutulmuş ve sonuçta ağ 2.94 Mega Bit/Saniye hızında çalışmıştır. İlk ethernet tek parça bir koaksiyel kablo kullanıyordu.

Metcalfe önce Alto Aloha Network olan sistemin ismini 1973 yılında "Ethernet" olarak değiştirdi. Böylece sistemin sadece Alto bilgisayarlarda değil tüm bilgisayarlarda çalışabileceğini vurgulamak istiyordu. Ethernet kelimesi bir zamanlar tüm uzayı doldurduğuna ve elektromanyetik sinyallerin aktarımını sağladığına inanılan "ether" den geliyordu. Metcalfe'nin sisteminde de veri bitleri tüm sistemlere ulaştığı için sonuçta "Ethernet" doğmuş oldu.

1979 yılına kadar sadece Xerox içinde kullanılan Ethernet'in resmi duyurusu 1980 yılında yapıldı. Xerox, DEC(Digital Equipment Corporation) ve Intel firmaları ile beraber, sonradan "DIX Standart" olarak anılan ethernet standardını yayınladı. DIX standardı koaksiyel kablo üzerinden 10 MBs hızında çalışan etherneti tanımlamıştır. Böylece ethernet, firma içi deneysel bir çalışmadan herkese açık gerçek bir ürün haline gelmiş oldu.

Ethernetin çalışma şekli

Etherneti geliştiren ekip üç ana problemi çözmek zorundaydılar;

• Kablo üzerinden veri nasıl gönderilecek
• Gönderen ve alıcı bilgisayarlar nasıl tespit edilecek
• Belli bir anda kabloyu kimin kullanılacağına nasıl karar verilecek

Verinin aktarımı

Tüm bilgisayar ağları ağ üzerinden aktarılacak veriyi sabit boyutta küçük paketler halinde iletirler. Bu yöntemin iki önemli faydası vardır. Birincisi büyük bir dosya transferi yapan bir bilgisayar ağın tamamını uzun bir süre meşgul durumda tutmamış olur. Bir sistem veriyi paketler halinde yollarken, her paketi göndermeden önce kablonun kullanımda olup olmadığını kontrol ettikten sonra paketi yollar.

Paket karşıya ulaştığında, kablo tekrar ağdaki tüm makinalar için boş duruma gelmiş olur. Az önceki makina ikinci paketi yollamadan önce tekrar kabloyu kontrol etmek zorundadır. Bu arada diğer bir sistem kendi paketini yollayabilir. Paketler küçük yapıda olduğu için saniyelerler içinde yüzlercesi değişik bilgisayarlar tarafından yollanıp-alınabilir. Bilgisayarları kullanan insan için durum, ağda sanki herkes aynı anda veri alışverişi yapıyormuş gibidir.

Veri paketler halinde gönderilmeseydi, bir kullanıcı 50 MB bir dosyayı başka bir bilgisayara yollarken belki 3-5 dakika boyunca diğer hiçbir sistem ağı kullanamayacaktı. Paketli yapının ikinci faydası ise şudur: 50 MB'lık dosyanın bir biti bile aktarım esnasında bozulursa, bu tüm dosyanın en baştan tekrar gönderilmesi anlamına gelir. Oysa veri paketlere bölünüp yollandığında, sadece bozuk giden paketin tekrar yollanması kafidir.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç