Elektroensefalografi nedir?

Saçlı deri üzerine konulan elektrotlarla, beyin hücreleri arasında mevcut olan elektriki potansiyellerin elektroensefalograf denen cihazlarla kaydedilmesi işlemi. Buna kısaca eeg de denir.

EEG için kullanılan cihazlar tam veya yarı transistörlü olup, hacimleri küçülmüştür. Bu cihazların iki kısmı vardır. Birinci kısmında, beyin hücreleri arasında mevcut olan düşük voltajlı elektriki potansiyelleri büyütmek için amplifikatörler bulunur. Cihazın ikinci kısmı şilograf olup, gelen elektriki

potansiyelleri kağıda geçirir. İşte bu potansiyellerin yazdırılması ile elde edilen şeride elektroensefalogram ismi verilir. Bu elektroensefalogramda alfa, beta, teta ve delta ismi verilen ve beyin hücreleri arasında elektriki potansiyellerin karşılığı olan değişik frekansta beyin dalgaları mevcuttur. Beyin dalgalarını ilk defa tespit eden bilgin Canton’dur. Bir İngiliz bilgini olan Canton (1874) tavşan ve maymunların kafatasına veya direkt olarak beynine koyduğu elektrotlardan bu dalgaların mevcudiyetini anladı. Bu metodun insana uygulanmasını ise ilk olarak 1924’te Viyanalı Berger gerçekleştirdi.

Beyin dalgaları, beyin yüzeyinde bulunan piramit şeklindeki hücrelerden kaynaklanmaktadır. Beyin yüzeyinde ayrıca yıldız şeklinde ve şeklinde de hücreler vardır. Bugün kullanılan EEG cihazları 8-16 kanallı olup, beyin yüzeyinin her bölgesinden gelen elektriki potansiyel farkları aynı anda takib edilebilmektedir. EEG için kullanılan cihazın mühim parçalarından biri de başa takılan elektrotlardır. Çok çeşitli elektrotlar mevcut olup, bugün en çok kullanılanlar, gümüşten yapılmış, disk şeklinde 5 mm çapında, ortası çukur olanlardır.

EEG’nin çekilişi: Tok karnına gelen hasta sessiz odada rahat bir koltukta oturur, uyanık ve gözleri kapalıdır. Baş derisi yağlı ise önceden sabunla yıkanarak temizlenir ve elektrotlar saçlı deri üzerine belirli pozisyonlarda yerleştirilir. Sonra cihaz çalıştırılarak çekime başlanır. Beyin dalgalarının yazdırıldığı kağıdın hızı saniyede 30 milimetredir. Çekime başlamadan önce cihazın ayarlaması (kalibrasyonu) yapılır. Beyin dagalarının yüksekliği mikrovolt ile ifade edilir.

EEG beyinle ilgili bazı bozuklukların teşhisinde işe yarar. Bunlar arasında en mühimi saradır. Beyin dalgaları sara hastalığında normalden farklı özelliklere sahiptir. Bu özellikler değerlendirilerek teşhise varılır ve ilaç seçimi yapılır. Fakat bazen saralı hastalarda EEG tamamen normal olabilir. Şüpheli durumlarda EEG çekilirken bazı uyarmalar (derin nefes alma, ışık, ses vermek gibi) yapılarak gizli sarayı açığa çıkartmak mümkün olmaktadır.

Beyin apseleri, beyin hasarı veya urlarında beyin dalgalarının yükseklikleri ya çok azalır veya hiç dalga teşekkül etmez. Çünkü harap olan beyin hücrelerinde elektriki aktivite meydana getirebilme özelliklerini kaybetmiş olurlar. Kazalardan sonra beyin sarsılması durumunda genellikle bir bozukluk bulunmaz, bazen yaygın yavaş dalgalar (teta ve delta) bulunabilir. Diğer beyin hastalıklarında ve uyku ilaçlarına da bağlı olarak bunlara benzer dalga değişiklikleri husule gelir.

EEG’nin geliştirilmiş bir şekli CEEG’dir (Computer Analized EEG). Bu cihaz, New York’ta çalışmalar yapan tanınmış Türk doktorlarından Prof. Dr. Turan İtil ve arkadaşları tarafından bulunmuş ve HZi Nöro-Psikiyatri Vakfı tarafından New York, İstanbul ve çeşitli dünya ülkelerine yayılmıştır.

CEEG, esas olarak bir EEG cihazı ile 3 adet (biri merkezi, ikisi yardımcı olmak üzere) mikrokomputerden meydana geliyor. Otomatik bir elektrot kaskı ile oldukça kullanışlı hale getirilen EEG cihazından alınan grafik, yine otomatik olarak komputerlere verilip 8 EEG kanalı birlikte analiz ediliyor ve aynı zamanda renkli topografik beyin şemaları da çiziliyor. Bu şemalarda, beynin çeşitli bölgelerindeki dalga değerlerini net olarak görmek mümkün.

Sistemin kullanıldığı ilk araştırmalarda psikotropik ilaçların terapik etkileri kesin olarak belirlenebilmiştir. Bu durum şu iki yönden önemli olabilecektir. Hekim hastasına verdiği ilacın cins ve dozunu ayarlamakta daha isabetli karar verebilecektir. Ayrıca, patentli ilacın yerine imalatına izin verilen yeni muadil ilaçların tesirlerinin tespitine yarayacaktır. Amerika’da birçok ilim adamı sağladığı kesin veriler sebebiyle psikotropik ilaçların muadiliyetlerinin tespitinde CEEG ve pupillometri gibi

objektif metodların da kullanılmasını istemektedir.

Bu arada sistemin 2 zaafını da belirtmek gerekir. Bunlardan ilki, EEG çekimi sırasında meydana gelen artifakların da beyin dalgası olarak değerlendirilmesi. Bunun çekim sırasında silinmesi gereklidir. İkinci zaaf da grafiğe çok seyrek akseden anomalilerin oldukça düşük değerde algılanması. Halbuki bu anomaliler genellikle önemli ifadelerdir. Bu zaafın giderilmesi için de hekimin kağıt üzerinde kontrolu gerekmektedir.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç