Edirne nedir?

İlin Kimliği

Yüzölçümü : 6276 km 2

Nüfusu : 404.599

Merkez, Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, Uzunköprü

Marmara Bölgesinin Trakya kısmında yer alan; Türkiye’nin Avrupa yakasında ikinci büyük ve serhat şehri. Sınır kapısı, "Bursa’nın oğlu, İstanbul’un babası" olarak vasıflandırılan ve Osmanlı Devletinin ikinci başkenti ve "müze şehir" Edirne’nin doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ, güneydoğusunda Çanakkale, batısında Yunanistan, kuzeybatısında Bulgaristan, güneyinde ise Ege Denizi bulunmaktadır. İl toprakları 40°30’ ve 42° 00’ kuzey enlemleri ile, 26°00’ ve 27°00’ doğu boylamları arasında yer alır.Trafik kod numarası 22’dir.

İsminin Menşei

Edirne,Roma İmparatoru Hadrianus tarafından M.S. 120’de yeniden imar edildiği için, buna izafeten, Hadrianapolis ismi verilmiştir. Doğu Roma (Bizans) zamanında Adrinople’ olarak anılmış, Türkler Edirne’yi fethedince, ilk önce Edrine demişler, sonradan bu kelime halk arasında Edirne olmuştur.

Tarihi

Türk-Osmanlı tarihinde büyük bir yeri olan serhat şehri Edirne’ye, ilkçağda Trak kabilelerinden Betlegerriler ve ardından Odrysler yerleşmişlerdir. M.Ö. 4. asırda Makedonyalılara, sonra Roma İmparatorluğuna ve M.S. 395’te Roma’nın parçalanması ile Doğu Roma (Bizans)ya geçmiştir. M.S. 586’da Avar Türkleri kuşatmış, fakat alamamıştır. Bulgar Türkleri, 914’te Edirne’yi almışsa da, kısa bir müddet sonra Bizanslılar geri almışlardır. 1050 ve 1078’de Peçenek Türkleri kuşatmıştır.

Osmanlı Türklerinin Rumeli’ye geçmesinden kısa bir müddet sonra, 1361 Temmuzunda Hacı İl Bey ve Evranos Bey emrindeki Türk ordusu tarafındanBizanslılardan alınarak fethedilmiştir. Edirne tekfuru kuşatma esnasında Enez’e kaçmıştır. Tekfursuz kalan şehir halkı, dini liderlerine "Ne yapalım?" diye sorar. Papazlar güzel kızları su almak için sur dışına gönderirler.Türk askerleri bu kızlara bakmaz bile. Ayrıca üzüm bağlarından yenilen üzüm kütüklerine paralarının bir mendil içinde bağlanmış olması üzerine, bu ordunun yenilmeyeceğini anlayan papazların tavsiyesi üzerine şehir halkı, Osmanlı komutanı lala Şahin Paşaya teslim olurlar. Edirne 1361-1453 arasında Osmanlı Devletinin başşehri olmuş ve 91 sene başşehirlik yapmıştır. Birinci Murad Han,Avrupa fütuhatını buradan başlatmıştır. Fetret devrinde (1402-1413) Emir Süleyman ve kardeşi Musa Çelebi’nin başşehri olmuştur. 1413’te padişah olan Çelebi Sultan Mehmed, uzun müddet Edirne’de kalmıştır. İkinci Murad Han zamanında,Edirne’nin ve çevresinin Türk-Osmanlı mimarisi ile yeniden inşa edilmeye başlandığı görülür.Trakya ulaşımı bir gibi örülmeye başlanmış, tarihi Uzunköprü köprüsü yapılmış, Ergene nehri üzerinde iç kısımlara doğru ulaşım sağlanmıştır. İstanbul fethinde kullanılan toplar "Tophane Bayırı’nda" dökülmüştür.Türk akıncılarının üssü haline gelenEdirne Kalesi,İstanbul’un fethine zemin hazırlayan müstahkem mevki haline gelmiştir.Üs olan Edirne Osmanlı Türk hükümdarlarının İstanbul’dan sonra en hoşlandıkları bir şehir olmuştur. Hatta bazıları Edirne’yi İstanbul’a tercih etmişlerdi.

Dördüncü Mehmed (1648-1687) ile kardeşleri İkinci Süleyman (1687-1691) ve İkinci Ahmed’in oğlu İkinci Mustafa (1695-1703) uzun süre Edirne’de oturmuşlardır. Bu devirde İstanbul bir kaymakam (Başbakan vekili) tarafından yönetiliyor, devletEdirne’den idare ediliyordu. Bu durum bazılarının menfaatlerine dokunduğu için huzursuzluğa sebep oldu. "Edirne Vak’ası" denilen hadise ile İkinci Mustafa tahttan indirildi.Yerine kardeşi Üçüncü Ahmed padişah oldu. Dördüncü Mehmed ile kardeşi İkinci Süleyman ve İkinci AhmedEdirne’de vefat ettiler.

Edirne, Osmanlı devrinde merkezi Sofya’da bulunan Rumeli Beylerbeyliğine (Eyaletine) bağlı bir vilayetti. Edirne kadısı, Osmanlı Devletinin İstanbul kadısından sonra en yüksek rütbeli kadısı sayılırdı. Edirne bir ilim merkezi, medreseler (üniversiteler) şehriydi. Tanzimattan sonra Edirne vilayeti (eyaleti) kuruldu. Doğu ve Batı Trakya Edirne’ye bağlandı. Balkan Harbinden sonra Batı Trakya (2 vilayet)Bulgaristan’a bırakıldı.

1700 senesinde, Edirne 350 bin nüfusu ile dünyanın en büyük birkaç şehrinden biriydi. Bunlar; İstanbul, Paris, Londra ve Edirne idi. On sekizinci asırdan itibaren gerilemeye başladı. 1745 senesinde çıkan büyük bir yangınla 60 mahalle kül oldu. 1751 yangını da 1745’teki yangın şiddetindeydi. Edirne 4 defa istilaya uğramış ve çok zarar görmüştür. 1829’da Ruslar Edirne’ye girmiş bir kaç ay kalmıştır. İkinci Sultan Mahmud, Edirne’de 10 gün kalarak halkın moralini takviye etmiş, istilanın tahribatının yeniden imarı için emir vermiştir. 20Ocak 1878’de Edirne’ye giren Ruslar 13 ay kalmışlar ve şehri tahrib etmişlerdir. Balkan Harbinde Şükrü Paşanın kahramanca savunmasına rağmen, açlık

İlçeleri

sebepiyle, Bulgarlara 26 Mart 1913’te teslim oldu. 4 ay sonra Türk ordusu 22 Temmuz 1913’de Edirne’yi geri aldı. Birinci Dünya Harbinden sonra 1920 Temmuzundan 25 Kasım 1922’ye kadar Yunan ordusunun işgalinde kalan Edirne, çok geriledi ve dünyada Edirne derecesinde gerileyen başka bir şehir görülmedi. Lozan Antlaşması ile EdirneTürkiye sınırları içine alındı. Cumhuriyetten sonra Edirne kendi adını taşıyan ilim merkezi oldu. İkinci Dünya Harbinde Edirne boşaldı ve çok sıkıntılı günler yaşadı.

Fiziki Yapı

Trakya’nın batısını teşkil eden Edirne toprakları, geniş düzlükler ve basık tepelerden meydana gelir. Arazinin % 78’i platolar, % 5’i dağ ve yaylalar ve % 17’si ovalardan ibarettir.Akarsu ve göl bakımından da zengin sayılır. % 25’i orman ve fundalıklarla kaplıdır.

Dağları: Bellibaşlı dört dağ silsilesi vardır. Istıranca Dağları, Uzunköprü Dağları, Koru Dağları, ve Çandır Dağları. En yüksek yer Korudağ (Yerli Su Tepesi) 720 metredir. Diğer dağların yüksekliği azdır. Bakacak Kuletepesi (590 m), Çandır Tepe (385 m), Süleymaniye Tepesi (378 m), Hasır Tepesi (385 m) ve Hızır İlyas Tepesi (378 m)dir. Dağlar orman ve fundalıklarla kaplıdır.

Ovaları: Edirne ilinin mühim kısmı 0-250 m yüksekliktedir. Topraklarının % 78’i plato ise de bunlar ova görünümündedir. Ovalar ise % 17’dir. Ergene, Tunca, Kazanova ve İpsala ovaları başlıca geniş ovalarıdır. Düzlükler doğudan batıya doğru gittikçe alçalır. Meriç Ovasına kavuşur. Meriç ile Ergene arasında kalan arazi hafif dalgalı ve yarımada şeklindedir. Keşan ve Enez arası 250-500 m arasındadır. Ergene Ovası; Ergene Vadisi ile Uzunköprü ve Meriç ilçelerinin mühim kısmını ihtiva eder. Ergene Irmağı sık sık taşarak mil bıraktığı için arazi çok verimlidir.Tunca Irmağı vadisinde bulunan ovalara, Tunca Ovası denir.

Meriç Vadisinde Kapıkule-Edirne arasında kalan ovaya Kazanova denir. İpsala Ovası en büyük ovadır. Sulu ve kuru tarım yapılır. İpsala ve Enez topraklarını ihtiva eder. Edirne’de yaylalar çok azdır.Yerli Su Tepesi (Keşan)-Çandır (Enez)-Hisarlı (Lalapaşa), Yazın (Lalapaşa) ve Ömeroba çok güzel manzaralı ve su kaynakları zengin yaylalardır.

Akarsuları: Edirne, akarsu bakımından zengin, fakat su rejimleri düzensiz ve kontrolsüzdür. İlkbahar ve sonbaharda taşmalar olur. Başlıca akarsuları şunlardır:

Meriç: Edirne’ye Bulgaristan’dan girer. Türk-Yunan sınırını çizer. Edirne yakınında Arda ve Tunca nehirlerini alır. Dimetoka yakınında, Yunanistan’dan gelen Kopkino Çayını alır. Balabancık yakınında Ergene Çayı ile birleşir. Enez yakınlarında Ege Denizine dökülür. Taşmaları önlemek için Uzunköprü-Altınyazı Barajı yapılmıştır. Arda ile birlikte debisi 193 m 3 tür. nehir balık bakımından zengindir. Arazinin sulanmasında kullanılır. Derinliği 60-520 cm arasındadır. Edirne il sınırları içindeki uzunluğu 185 km’dir. Arda Nehri: Pazarkule sınır kapısından giren Arda, 1 km sonra Meriç ile birleşir. Tunca Nehri: Bulgaristan’dan Uzunbayır civarında Türk topraklarına girer. 32 km yol alarak, Bülbül Adasında Meriç’le birleşir. Ergene Nehri: Kırklareli’nin Istıranca Dağlarından çıkar. Pehlivanköy ilçesinde, Edirne sınırlarına girer. İpsala-Sarıcaali köyünde Meriç’le birleşir. Bütün uzunluğu 230 km ise de Edirne’deki kısmı 72 km’dir. Süleoğlu Deresi: Süleoğlu köyü civarından çıkar. Hıdırca yakınında Ergene Nehrine karışır. 79 km’dir. Ayrıca, Başamaklar Deresi (27 km) Pravadi Deresi (42 km) Keşan Deresi (32 km) ve Büyükdoğan Deresi (33 km) vardır.

Göller: Edirne tabii ve baraj gölleri ile göletler bakımından en zengin illerden biridir. Gala Gölü: Enez ilçesinde 8 km 2 lik bir göldür. Etrafı bataklıktır. Meriç taşınca gölle birleşir.Tuzludur.Sulamada kullanılmaz. Balığı boldur. Derinliği 70 santimdir. Dalyan Gölü: Enez ilçesi güneyindedir. Çok tuzlu ve sodyumludur. Derinliği 1-1,5 metredir. Çevresi kumluktur. Sulamada kullanılmaz.Yüzölçümü 3,5 km 2 dir. Taşaltı Gölü: Dalyan Gölünün doğusundadır. Sığ bir göldür. Derinliği 80 cm’dir. Yüzölçümü 70 hektardır. Suyu tuzludur. Kıyılarının bir kısmı bataklıktır. Bir kısmında ise çeltik ekimi yapılır. Pamuklu Gölü: Gala ile Sığırcık Gölü arasındadır. Yüzölçümü 2,5 km 2 dir. Derinliği 70 cm’dir. Etrafı bataklık ve sazlıktır. Sığırcık Gölü: Yüzölçümü 2 km 2 , derinliği az, suyu tuzludur. Kıyılarının bir kısmı bataklık ve sazlıktır. Altınyazı Barajı: Uzunköprü-Altınyazı köyündedir. 2300 hektarlık arazi sulanır ve 1490 hektar aaazi su taşkınlarından korunur. Kadıköy Barajı: Büyükdoğanca Deresi üzerindedir. 42 milyon m 3 su toplanır. 4 bin hektar arazi sulanır. Başamak Deresi: Üzerinde 9 m yükseklikte ve 900 m uzunlukta bir set ile toplanan sular taşkınları önler. Bu su 12 km’lik bir kanalla Altınyazı Barajına aktarılır.

İklim ve Bitki Örtüsü

Edirne ilinde çeşitli iklim tipleri görülür.Toprakları fazla engebeli olmadığı ve denize kıyısı olduğu halde Balkanların şiddetli kara iklimi hüküm sürer. Ayrıca Akdeniz’in ilik ve yağışlı iklimi ile bazen Karadeniz iklimi görülür. Balkan yarımadası, Orta Avrupa, Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Marmara denizinin tesiri altındadır. Ergene havzasında kara iklimi hüküm sürer. Kışlar sert ve kar yağışlı, yazlar sıcak

geçer.Senelik ortalama yağış miktarı 597 milimetredir.

Topraklarının % 57’sinde tarım yapılır. % 14’ü çayır ve mer’alıktır. Orman ve fundalıklar %25’tir. Ekime müsait olmayan arazi % 4’tür. Trakya’nın en verimli topraklarıdır. Ergene Havzası, bozkır görünümündedir. Ormanlarında meşe, kızılçam ve karaçam ağaçları çoğunluktadır. Koru Dağları ile Saros Körfezi arasında kalan kısım makiliktir. Edirne nemli ve rüzgarlıdır. Rüzgarlar buharlaşmayı önler. Bu ise bitki örtüsünün çeşitli olmasını temin eder.

Ekonomi

Edirne’nin ekonomisinde ağırlık tarıma dayanır. Faal nüfusun % 73’ü tarım, balıkçılık, avcılık ve ormancılıkla uğraşır. Gayri safi hasılasının % 42’si tarımdan elde edilir. sanayi hızla gelişmektedir. Avrupa’yı Ortadoğu’ya, Anadolu ve İstanbul’a bağlayan transit yol buradan geçer.

Tarım: Edirne’de çeşitli tarım ürünleri yetişir. Ovaları çok bereketlidir.Tarla tarımı çok gelişmiştir. Tahılda buğday, sanayi ürünlerinde şekerpancarı ve ayçiçeği ön sırayı alır. Meyvecilikte, kavun, karpuz yetiştiriciliği ve bağcılık ileridir. Son 10 senede tarım ürünleri bir kat artmıştır. Buğday, pirinç, ayçiçeği, şekerpancarı, fasulye, susam, kolza, domates, patlıcan, pırasa ve lahana ilde yetiştirilen başlıca tarım ürünleridir.Meyve olarak kavun, üzüm, karpuz, elma, armut, erik, kızılcık ve badem önemli yer tutar. Sulama, gübreleme ve modern tarım araçları kullanma hususunda önde gelen iller arasındadır.

Hayvancılık: Çayır ve mer’aların gittikçe azalmasına rağmen hayvan potansiyeli yüksektir. Koyun, kıl keçisi, sığır ve manda beslenir. Koyunların çoğu kıvırcıktır. Eti yağsız, sütü bol ve yapağısı kalitelidir.Kışın Balkanlardan gelen yaban ördek sürüleri boldur. Beyaz peyniri meşhurdur.

Ormancılık: Yüzölçümünün % 25’i orman ve fundalıklarla kaplı ise de Edirne orman bakımından zengin sayılmaz. 160 bin hektara yakın orman sahasının 20 bin hektarı koruluktur. Her sene bu ormanlardan 25 bin m 3 sanayi odunu ile 20 bin m 3 yakacak odun elde edilir.

Madenleri: Edirne’de çıkarılan başlıca maden linyittir.Keşan, Demirhanlı, Küçük Doğanca, Enez ve Meriç linyit ocaklarından senede yaklaşık 50 bin ton linyit çıkarılır. Türkiye ihtiyacının yarısını karşılayacak tabii gaz rezervleri Trakya’da bulunmaktadır. Edirne’de tabii gaz ve petrol aramalarına devam edilmektedir.

Sanayi: Yakın zamana kadar Edirne’nin sanayii tarıma dayalı, yağ, un, beyaz peynir ve kaşar peyniri fabrika ve mandıralarından ibaretti. Son 10 senede sanayi hızla büyümüştür. Mühim kısmı imalat, gıda, tarım, sıhhi tesisat malzemeleri, dokuma ve deri sanayiine aittir.

Ulaşım: Edirne Türkiye’nin Avrupa’daki sınır kapısıdır.Anadolu’yu, İstanbul’u, Ortadoğu’yu Avrupa’ya bağlayan kara ve demiryolları Edirne’den geçer. Avrupa’dan Türkiye’ye giren 4 sınır kapısından 3’ü Yunanistan ve biri Bulgaristan sınırındadır. Kapıkule sınır kapısından başlayan E-5 Karayolu, Edirne-Havsa-Babaeski-Çorlu-Silivri-İstanbul güzergahını takip eder. İpsala sınır kapısından başlayan yol, İpsala-Keşan-Malkara-Tekirdağ-Silivri güzergahını takip eder ve E-5 Karayolu ile birleşip İstanbul istikametine devam eder. Edirne ile ilçeleri birbirine asfalt yollarla bağlanmıştır. köy yolları düzgündür. Motorlu araç sayısı hızla artmıştır. Demiryolu bakımından da Edirne işlek bir yerdedir. Hergün İstanbul- Sofya-Venedik-Paris, İstanbul-Sofya-Belgrad-Zagreb-Viyana, İstanbul-Sofya-Bükreş- Moskova seferleri karşılıklı olarak Kapıkule’den yapılır.Ayrıca İstanbul-Selanik-Atinatren seferleri Uzunköprü ve Eskiköy üzerinden yapılır. 230 km’lik düzgün bir yolla İstanbul’a bağlıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 404.599 olup, bunun 210.421’i ilçelerde, 194.178’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 6276 km 2 olup, nüfus yoğunluğu km 2 başına 64 kişidir.

Örf ve adetleri: Edirne tarih boyunca Avrupa ve Asya arasında göç, akın, istila ve sefer yolu üzerinde olduğu için, çeşitli kültürler bu bölgede hakim olmuştur. 1361’de Osmanlı Türklerinin fethiyle, Türk-İslam kültürü hızla yerleşmiş ve diğer kültürler unutulmuş, sadece bazı harabe ve tarihi kalıntıları kalmıştır. Edirne’de Türk-İslam gelenekleri hakimdir. Kıyafet: Mahalli kıyafet gittikçe kaybolmakta, sadece düğün, bayram ve folklor gösterilerinde kullanılmaktadır.Yine de köylerde şalvar ve yelve gibi elbiselerin giyilmesi yaygındır. Yemekleri: Mahalli yemekleri tarhana, badem ezmesi, ciğer sarması, mazmaza ve akıtma (mayalı, ince), mantı ve katmer, bakla tavası, çerkes tavuğu, nemse böreği, gözleme’dir. Türküleri: Göçlere, bozgunlara, yağma ve istilalara maruz kalan mahalli halkın türküleri acı, yanık ve hasretleri aksettirir.Oyunları: Trakya bölgesinin oyunlarıdır. Erkekler kendi aralarında davul ve zurna ile, kızlar kendi aralarında darbuka ile oynarlar. Başlıcaları kasap oyunu, Debreli Hasan, mendil, alaybeyi ve karşılamadır. Oyunlar sona doğru çok hareketlenir. El sanatları: ahşap işçiliği, oyma, kakma, boya bezekli çalışmalar çok ilerlemiş ve bu tür eserlere Edirne-kari denmiştir.Trabzan ayakları, tavan işlemeleri, sini-sofra altları, dolaplar, çekmeceler sanatkarane

şekilde yapılır.Süpürge darısından yapılan süpürgecilik yaygındır. Edirne’nin peyniri, süpürgesi, kokulu ve renkli sabunu, badem ezmesi ve devaimisk ismindeki macun şeklinde helvası meşhurdur. Kırkpınar güreşleri: 14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Edirne’nin Kırkpınar mevkiinde güreş şenlikleri düzenlenir. Süleyman Paşanın Rumeli’yi fetihleri sırasında (1346-1358) Anadolu’dan Rumeli’ye geçenTürk askerleri bu bölgede mola verirken 40 er birbiriyle güreşe başladılar. Bu 40 er birbirini yenemedi ve güreşteyken öldüler. Seneler sonra arkadaşları seferden (akınlardan) dönünce arkadaşlarının kabrini ziyaret ettiklerinde soğuk, gür bir pınarın aktığını görürler. "Kırklar pınarı" zamanla Kırkpınar olur.Rumeli’yi fethedenkırk şehidi yad etmek için tertiplenen "Kırkpınar Güreşleri" zamanla an’ane haline gelir. (Bkz. Kırkpınar Güreşleri)

Yiğitlerin harman olduğu er meydanı Kırkpınar’daki güreşlerde baş pehlivan olarak Aliço, Koca Yusuf, Hergeleci İbrahim,Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmed yetişmişlerdir.Avrupa ve Amerika’da bütün rakiplerini yenen Adalı Halil’in kabri Kasımpaşa Camii yanındadır.Her sene güreşçiler, güreşe başlamadan kabrini ziyaret ederler.Adalı Halil, Kırkpınar’da tam 18 sene başpehlivan olmuştur.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç