Difteri nedir?

Daha çok çocuklarda görülen ve boğaz gerisindeki zarlar üzerinde meydana gelen mikroplu, bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Eski çağlardan beri bilinir. Hastalığı meydana getiren basiller iki Alman bakteriyoloğunun adına bağlı olarak «Klebs - Löffler basilleri» diye anılır. Bu basiller kuşpalazı toksini salarak bütün vücudu zehirler. Toksinler, hücrelerarası madde alışverişini yani metabolizmayı altüst ederek hastalığı yaygın bir duruma getirir. Gırtlak difterisi hastalığın en tehlikeli çeşididir. Boğaz, burun, göz, deri difterileri de oldukça tehlikelidir, ama «habis difteri» denileni çok ağır ve öldürücüdür. Difteriye karşı en kesin ilaç 1891 'de Alman tıp bilgini Emil Behring'in bulduğu «difteri serumu» dur. Bu serum difteri basillerinin salgıladığı toksinleri etkisiz kılar. Bu hastalığa karşı korunma önceden aşılanma yoluyla olur. Difteri aşısı çocuklara iki yaşından itibaren uygulanır.

Bebeklerin 2-4 ve 6. aylarında tatbik edilen DBT karma aşısı içinde yer alan ve difteri mikrobunun toksininin sayıflatılmasıyla yapılan difteri aşısının yaygın olarak kullanılması sebebiyle, günümüzde aşılanmayanlarda tek tük ortaya çıkan bir hastalıktır. Difteri basili, düz veya hafif bükük silindir şeklindedir. Kalınlık ve boyları değişiktir. 34-38 derecede ürerken toksinini (zehirini) salgılar. Toksin, insan ve bütün hayvanlar için oldukça tehlikelidir. Dokularda harabiyet ve sinirlerde felç yapar. Difteri oldukça yaygın bir hastalıktır. Soğuk mevsimlerde daha fazla görülür. İki yaşından önce sadece burun ve yara difterisi şeklinde raslanır. Çocuğa annesinden geçen antikorlar onu bir süre hastalıklardan korur. Kuşpalazı tablosunu yapan tipik difteri özel bir anjin türüdür. Tipik hastalığını yapabilmesi için boğazın lenf dokusunda ve özellikle bademciklerde tutunması gerekir.

difteri

Bademcikler ancak iki yaşından sonra olgunlaştıklarından ancak bu yaşlarda hastalığa duyarlık başlar. Daha sonra çocuk dış çevre ile temasa geçer. Oyun yaşında devamlı olarak sıcak-soğuk ve dış ortam etkilerine maruz kalır. Boğazda adi bakteri iltihapları olur, doku direnci kırılır. Bu arada difteri basili de girerse, hastalığın özel tablosu meydana gelir. Bir şahıs erişkin yaşlarına kadar difteri basili ile temas etmemiş ise her yaşta hastalığa yakalanabilir. Büyüklerin hastalığı çocukların hastalığına göre daha hafif geçmektedir.Difterinin bulaşmasında hastalar ve taşıyıcılar rol oynamaktadır. Portör denilen taşıyıcılar hastalığı bulaştırabilme özelliğinde olan ancak kendileri hastalık belirtilerini gösteremeyen kişilerdir. Bunlar boğaz salgıları ile devamlı olarak difteri basilini yayarlar.

Hastanın kullandığı çamaşır, havlu, yemek takımları, oyuncaklar, vasıtasıyla bulaşabilir. Difterinin kuluçka dönemi ortalama 2 ila 4 gün arasında değişir. Hastalık belirtileri: Difteri mikrobu, yerleşmiş olduğu organa göre değişik belirtiler yapar. Tek başına difteri denince boğaz difterisi anlaşılır. Ayrıca gırtlak difterisi (krup), burun difterisi vardır. Boğaz difterisi: Sinsi olarak başlar. Hastalarda neşesizlik, halsizlik, iştahsızlık olur. bazen titreme ile 39-40 °C’ye çıkan ateş, başağrısı ve kusma ile başlayabilir. Toksinin kana karışmasının ilk günlerinde nabız hızlanır. Hastanın rengi soluk sarıdır. Difteri basili genellikle bademcikler üzerinde, bazen da yutak üzerinde yerleşmiştir. Bademcikler kızarmıştır, hafif şiştir. İlk 24 saat sonunda, bademcikler üzerinde sarı-gri renkte bir-iki nokta belirir, sonra bunlar genişleyerek bir gün içinde bütün bademcik yüzeyini kaplayan yalancı bir zar yapar. Bu zar giderek çevreye yayılır. Hastanın ağzı fena kokar. çevre dokular şişmiştir. yutak daralır, yutmayı imkansız bir hale getirir.

Yalancı zar, gırtlağa doğru da ilerleyerek, nefes almayı da zorlaştırır. Yalancı zar, altındaki mukoza (örtüye) sıkıca yapışmıştır. Zorlanarak kaldırılırsa, altındaki mukoza kanar. Zarı kaldırılmış mukoza üzerine ertesi gün bakılırsa yeniden zar meydana geldiği görülür. Difteride boyundaki lenf bezeleri şişer, bu bezeler basmakla ağrılıdır. Hastalığın başlangıcında görülen başağrısı, solukluk, halsizlik, hızlı nabız, idrarda protein bulunması mikrobun zehirinin kana geçmesi ile ilgili belirtilerdir. Her geçen gün bunlar biraz daha ilerler. Kaslar iyice gevşer, hasta çok halsiz ve sıkıntı içindedir. bazen şuur bozuklukları ve havale görülebilir.

Şiddetli durumlar koma ile sonuçlanır. En mühim belirtiler dolaşım sisteminde görülür. Önce nabız sayısı artar. Hastalığın ikinci haftasında tansiyonu oldukça düşen hastanın uçuk olan rengine morarma da eklenir. kalp sesleri giderek zayıflar, nabız sayısı azalır, kalp yetmezliğe girer. Çünkü zehir, kalp kasına da etki eder. Ağır vak’alar ve zamanında tedaviye alınmayanlar, genellikle ikinci haftanın sonunda ölürler. Hiç idrar yapamama hali, ölümün yakın olduğunun habercisidir. Zehirlenmenin çok fazla olduğu vak’alarda ağız ve burun kanamaları olur ki bunlar da ölümle sonuçlanır. Difteri en çok anjinle karışır. Hekimin bunu nazarı dikkate alması gerekir. Gırtlak difterisi (Krup): Genellikle 1 ila 5 yaşları arasında bulunan çocukların tehlikeli bir hastalığıdır. Hastalığın 3 dönemi vardır.

Disfoni (Ses kısıklığı) dönemi: Ateş, öksürük ve ses kısıklığı ile sinsice başlar. İlk zamanlar, bir soğukalgınlığı şeklindedir. Öksürük çift sesli havlar gibi ve serttir. Ses telleri şiştir ve kızarıktır. İlk günlerde küçük olan yalancı zarlar hızla yayılır şişlik artar. Ses kısıklığı 2-3 gün sürer.

Ara ara gelen nefes darlığı dönemi: Şişlik ve yalancı zarlar, solunumu engellemektedir. Hava daralmış aralıktan geçerken bir ses çıkartır. Nefes darlığı nöbetleri, hastanın heyecanlanmasından sonra veya kendiliğinden olur, birkaç saate kadar sürer. Başlangıçta nöbetler arası uzundur. Sonra gittikçe sıklaşır, ileri dönemde nöbet sırasında çocuk boğulur gibidir.

Nefes alamama dönemi: Gırtlak difterisinin sonudur. Sinir sistemi tembelleşir, reflekler zayıflar. Hasta aldatıcı bir sükunete girer. Kalp hızlı çarpar, solunum çok sathidir. Renk soluk mavi olur. Bundan sonra komaya giren hastada, arada sırada görülen havalelerle hayat sona erer. Gırtlak difterisi, ya burun difterisinden sonra veya boğaz difterisinin yayılması ile olur. Burun difterisi: Belirtisi azdır, en mühimi tek veya iki yanlı burun akıntısıdır. Hastalık eskidikçe akıntı koyulaşır, cerahatlı ve kanlı bir nitelik alır. Çok kez akıntı nezle sanılarak önem verilmediğinden hastalık geç tanınır. Burundan zehirin kana karışması az olduğundan kalp ve damar belirtileri ve felçlere rastlanılmaz. Uzun süre tedavisiz kalan burun difterisi zehiri iç kulağı etkileyerek sağırlık yapabilir. bazen gırtlak difterisine yol açabilir.

Burun difterisi genellikle iki yaşından önce görülür. Solunum yolları dışı mukoza difterileri: Kulak difterisi nadirdir. Burunda veya boğazda bulunan difteri mikroplarının östaki borusu aracılığı ile orta kulağa geçmesinden olur. Ateş, kulak ağrısıyla başlar. Zar delinebilir. Cerahatli bir akıntı vardır. Göz difterisi de nadirdir. Genellikle boğaz, burun difterisi bulunanların mikrobu, gözlere bulaştırması sonucu meydana gelir. tedavi edilmezse körlükle neticelenir. Dölyolu difterisi: Daha çok yaralanmalarda ve cinai düşüklerde veya nadir olarak operasyonlar (ameliyatlar) sonucunda görülmektedir. Mikrop, tozlarla yara üzerine gelir veya taşıyıcı kişilerden bulaşır. Değişik büyüklükte yuvarlak, oval veya düzensiz sınırlı, gri-sarımtrak renkte deri gibi kalın bir cerahat örtüsü yapar.

Had vak’alar kısa sürede, müzmin olanlar ise birkaç ayda kendiliğinden iyi olur. Difteri felçleri: 3 ila 7 hafta içinde meydana gelirler. Felçlerin en çok görüldüğü yerler yumuşak damak, göz, kalp, yutak, gırtlak, diyafram adalesi, çevresel sinirler ve bacaktır. Bu felçler, mikrobun zehirine bağlı olarak hasıl olur. Felç olan organların vazifelerini yapamamalarına bağlı olarak değişik belirtileri ortaya çıkar. Mesela yumuşak damak felç olursa, hastanın içtiği su, burundan gelir ve hım hım konuşur. Hasta iyiliğe dönerse, bu felçlerde yavaş yavaş iyileşir. Difteri teşhisinde kullanılan Schick Testi, hastalarda çok defa pozitiftir. Hastanın kanında toksine (zehire karşı) savunma cisimciklerinin (antitoksin) bulunmadığını gösterir. Tedavi: Hasta yatak istirahatine alınır (1.5-2 ay).

Özel tedavi antitoksik serumla yapılır. Bu serum kandaki difteri zehrini, etkisiz hale getirir. Ayrıca difteri zehiri, böbrek üstü bezini de etkilediğinden bu hastalara kortizon ihtiva eden ilaçlar iyi gelir. Direkt olarak difteri basilini öldürmesi için de yüksek doz antibiotik gerekir. Hastaya serum takılır. Ağızdan da uygun sulu besinler verilir. Gırtlak difterisinin nefes darlığı döneminde hayat kurtarıcı olarak, çok kere boğazı dışardan delip, havanın buradan kolay giriş-çıkışını sağlamak gerekebilir ki, bu işleme, trakeostomi ismi verilir. Difteriden korunma: Bunu sağlamak için: 1. Hastalar, tecrit edilmelidir. 2. Difteri mikrobunu taşıyan şahıslar testlerle tespit edilip tedaviye alınmalıdır. 3. Her çocuğa okul öncesi yaşlarında difteri aşısı yapmalıdır. Okullarda ve sağlık ocaklarında bu aşı, karma aşılar içerisinde uygulanmaktadır.

Boğaz difterisi

Hasta veya taşıyıcı kişilerden öksürük damlacıkları ile yayılan bakterilerin, duyarlı kişiler tarafından alınması ile hastalık başlamakta, bakteri üst solunum yoluna yerleşmektedir.Ortalama 1-5 Gün sonra halsizlik, hafif ateş, boğaz ağrısı ve yorgunluk hissi oluşmakta, bir veya her iki bademcikte şişme, üzerinde yalancı zar oluşumu gözlenmektedir. Başlangıçta yalancı zar parlak ve beyaz renkte olup, daha sonra içerisinde siyah veya yeşil alanların olduğu kirli gri renge dönüşmektedir. Hastalığın şiddeti ile yalancı zarın genişliği birbirine paraleldir. Bademcik bölgesinde sınırlı kalan hastalık, orta şiddettedir. Ancak bazen bu yalancı zar, akciğere kadar uzayabilmektedir.

Boyundaki lenf bezleri şişmekte, boyun dokuları ödemli hale gelmektedir. ağız fena kokmaktadır. Özellikle nefes borusu içerisini kaplayarak solumada zorluk, tıkanma ve boğulmalara neden olabilmektedir. Şiddetli seyreden hastalıkta, boyundaki şişlik ilerleyerek, boğa boynu görüntüsü oluşmaktadır. Hastalarda ateş normal veya hafif yüksek olduğu halde, nabız orantısız bir şekilde hızlıdır. Hafif vakalarda 7-10 gün içerisinde yalancı zar dökülmekte, hastalar ek problem olmaksızın iyileşmektedir. Şiddetli seyreden hastalık durumunda ise halsizlik, solukluk, hızlı nabız ve koma gelişmekte, 6-10 gün içerisinde hastalar kaybedilmektedir.

Larinks (Gırtlak) difterisi

Boğaz difterisinin yayılması ile oluşabildiği gibi, bazen gırtlak bölgesinden de başlayabilmektedir. Ateş yüksekliği, ses kısıklığı, havlama şeklinde öksürük oluşmaktadır. Yalancı zarın hava yolunu tıkaması sonucunda hırıltılı solunum gelişmektedir. Boğulma sonucunda, ölüm riski bulunmaktadır. Hastalığın seyrinde oluşan diğer organ hasarları, bakterinin salgıladığı toksine bağlı gelişmektedir. Bakteri boğazda kalırken, salgıladığı toksin kan dolaşımına karışmakta ve kanda yayılması ile hastalık belirtileri oluşmaktadır. En sık etkilenen organ ve sistemler, kalp ve sinir sistemleridir.

Burun difterisi

Hastalık daha çok küçük yaştaki çocuklarda gözlenmektedir. Ateş düşük derecededir. Sadece burun bölgesine sınırlıdır. Süreğen bir nezle gibi seyretmektedir. Başlangıçta burun akıntısı seröz(berrak) vasıfta iken, daha sonra kanlı veya seröpürülan(katı) hal almaktadır. Burun difterisi hastalığın yayılımı açısından önem taşımaktadır.

Solunum yolu dışı difteriler

Genital bölge difterisi: Difterili çocukların elleri ile genital bölgeye bakteriyi bulaştırmasıyla oluşmaktadır. Yalancı zarların bulunuşu karakteristiktir.

Göz difterisi: Difteri bakterisi ile kirlenmiş ellerin göze teması sonucu meydana gelir. Gözde ‘yalancı zar' saptanmaktadır. Hastalık ilerlerse körlük gelişebilmektedir.

Yara difterisi: Çeşitli tipteki yaralara, bakterinin bulaşması sonucu meydana gelmektedir. Deri hastalıkları ile klinik olarak ayrılmaları, güç olabilmektedir. Her türlü difteri infeksiyonunda, ikincil olarak diğer bakterilerin eklenmesi sonucu, belirtiler şiddetlenebilmektedir.

Difteri sırasında etkilenen organ veya sistemler

Bakterinin salgıladığı toksinin etkisi ile hastaların üçte ikisinde kalp kası tutulabilmektedir. Kardiyak etkilenme hastalığın başlangıcından 1-2 hafta sonra ortaya çıkmakta, ilerleyici nefes darlığı, halsizlik, kalp seslerinde azalma ve kalp ritminde bozulma oluşmaktadır. Kalp tutulumu ileri derecede olan hastalarda ölüm oranı, %60-90'lara ulaşmaktadır. Hastalık ciddi seyirli ise, sinir sistemi dörtte üç oranında etkilenmektedir. Hafif seyirli hastalıkta ise, sinir sistemi tutulumu nadirdir. Hastalığın ilk birkaç gününde yumuşak damakta felç gelişmektedir. Boğazda bulunan kasların felci sonucu yutma güçlüğü, göz kaslarının felci sonucu şaşılık, görme bozuklukları oluşmaktadır. Kollarda, bacaklarda felçler oluşsa da, genellikle bir süre sonra bu felçler iyileşmektedir. Diğer sinir sistemi ile ilgili belirtiler 10 gün sonra ortaya çıkabileceği gibi, 3 Ay sonra da görülebilmektedir.

Hastalığın tedavi yöntemleri nelerdir?

Yıllardır kullanılan tedavi yöntemi günümüzde de geçerlidir,bu hastalık için hazırlanmış olan serum tedavinin ilk aşamasını oluşturmaktadır.Hastalığın durumuna göre doktor bu serumu adele içerisinden ya da direkt damardan verebilir.Antibiyotik kullanılmaya başlandığından itibaren bazı doktorların tercihi penisilinden yana olmuştur,penisilin tedavi süresini kısaltmakta ve daha kesin sonuçlar vermektedir.

Mikroplar kimi zaman hastayı zor durumda bırakabilir ve hastanın nefes almasını da zorlaştırır bu durumda ameliyat uygun görülebilir ve hastanın rahat nefes alabilmesi için uygun delikler açılır.Hastanın boğazlarında oluşan iltihaplar için gargaralar ve spreyler de ek olarak ilaç tedavisi şeklinde uygulanabilir.Hastalığın yoğun dönemlerinde kişinin beslenmesi sıvı yollu halledilmelidir.Sindirim ve yutkunma konusunda sorun yaşayacağı için hastaya verilen besinler hafif ıslatılarak sunulmalıdır.

Sözlükte "difteri" ne demek?

1. Çoğunlukla çocuklarda görülen burun, boğaz, yutak çeperine yerleşen mikropların yol açtığı bulaşıcı hastalık, kuşpalazı.

Difteri kelimesinin ingilizcesi

n. diphtheria
Köken: Fransızca

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç