Atrofi nedir?

Atrofi, bir hücre, bir doku ya da bir organın boyutlarının sonradan küçülmesidir.

Atrofiden söz edebilmek için, söz konusu organın küçülmeden önce kişinin yaşına ve tüm vücuduna göre normal boyutlarda olması gerekir. Bir organın ya da vücudun herhangi bir bölgesinin atrofisinde, o organı ya da bölgeyi oluşturan hücrelerin sayısında boyutlarında ya da her ikisinde birden azalma söz konusudur.

Bazı hücre ve organların, belirli yaşlarda ya da bazı fizyolojik koşullarda atrofiye uğraması doğaldır. Örneğin; insan embriyonundaki bazı yapılar yalnızca embriyon evresine özgüdür ve doğuma doğru giderek küçülür. Böbreküstü bezleri de, doğumdan kısa bir süre sonra kabuk bölgesindeki iç katmanlardan birinin yok olmasıyla, embriyon evresindekinden daha küçük hale gelir.

Ergenlikte, timus ve öbür lenfoit dokuların yanı sıra epifiz bezi de atrofiye uğrar ve eksilen dokuların yerini genellikle kalsiyum çökeltileri doldururİleri yaşa bağlı olarak birçok dokuyu etkileyen genel genel atrofi, hemen hemen bütün insanlarda görülmekle birlikte, kişinin daha önceki beslenme ve kan dolaşımı durumuyla yakından ilişkilidir. Kadın üreme organlarının normal dönemsel değişimlerde, bu organların bazı bölümlerinin fizyolojik atrofisi söz konusudur.

Adet çevrimi sırasında, eğer gebelik gerçekleşmezse,yumurtalıktaki sarı cisim atrofiye uğrarGebelik süresince gelişen rahim kasları da doğumdan hemen sonra hızla küçülerek eski biçimine döner. Çocuk sütten kesildikten sanro memelerde süt üretiminden sorumlu olan yapıların, menopoz sonrasında ise yumurtalıkların, rahmin ve memelerin bir ölçüde küçülmesi doğaldır.

Vücudun atrofisi

Atrofi,genel olarak,hücrelerin ve dokuların beslenmesindeki ve metabolizma etkinliklerindeki birtakım değişikliklerle ilintilidir. Besin eksikliğinden, kıtlıktan ya da iştahsızlıktan ileri gelen sürekli açlık dönemlerinde ya da hastalık nedeniyle besinlerin yeterince özümlenememesinden kaynaklanan ileri beslenme bozukluklarında, bütün vücut dokularında genel atrofi görülür.

atrofi

Vücut için gerekli bazı protein bileşiklerinin ve vitaminlerin alınamaması ,metabolizma süreçlerini aksatarak hücrelerin ve dokuların atrofisine neden olurUzun süre proteinli besinler alınamadığından, vücut proteinleri aminoasitler halinde parçalanarak hücrelere gerekli enerjiyi sağlar ve yaşam süreçlerinin sürdürülmesine destek olur. Beyin, kalp, böbreküstü bezleri, tiroit, hipofiz, üreme bezleri ve böbreklerin atrofisi vücudun öbür organlarından daha seyrek görülür.

Buna karşılık, depolanmış yağlar, karaciğer, dalak ve lenfoit dokular, vücudun bütününe oranla daha fazla atrofiye uğrar. Çok bol kanla beslenen beyin, kalp ve böbrekler, açlığın yıkıcı etkilerinden en az etkilenen organlardır. Protein eksikliğinden ileri gelen genel atrofiye çoğu kez belirli vitaminlerin yetersizliğinden kaynaklanan bazı dku atrofilleri eşlik eder. Örneğin, A vitamini eksikliği derinin, E vitamini eksikliği ise kasların atrofisini hızlandırırİnsan metabolizması, büyüme döneminden sonra giderek yavaşlar, buna bağlı olarak da bazı hastalık ya da kazalardakinden çok farklı olan ve son derece yavaş gelişen yapısal değişiklikler ortaya çıkar.

Yaşlılık pek çok doku ve organda hem hücre azalmasından hem de hücre bileşenlerinin değişmesinden ileri gelen belirgin bir atrofi biçimidir. Bu durum, ileri yaşlarda vücut işlevlerinin değişime uğraması, azalması ve sonunda ortadan kalkarak ölüme yol açmasıyla kendini gösterir. Yaşlılıktaki yapısal değişiklikler, kalıtsal yapı özellikleriyle olduğu kadar, geçirilmiş hastalıklar, kazalar ve öbür çevresel etkenlerle de yakından bağlantılıdır.

İleri yaşlardaki atrofiye bağlı değişiklikler hemen hemen bütün doku ve organlarda etkisini göstermekle birlikte, bazıları çok daha belirgin ve önemli yapı bozukluklarıdır. Örneğin damar sertliğinde atardamar duvarlarının kalınlaşıp sertleşmesi dokulara ulaşan kan miktarını azaltarak yaşlanma süreçlerini hızlandırır. Yaşlılık atrofisinin en belirgin olduğu yer, yıpranmış, saten gibi parlak ve kaygan bir görünüm almış ve derin çizgilerle kırışmış olan deridir.

Bu atrofi, derinin iç katmanı olan dermisteki liflerin ve dışderideki hücreler ile ter bezlerinin geçirdiği değişikliklerden kaynaklanır. Yaşlılarda ,kas dokusu yıkımnadn ileri gelen kas gücü azalmasına ve hareket güçlüklerine de sık rastlanır. Ayrıca tek tek kas lifleri düzensiz bir biçimde küçülür ve sayıca azalır. Kas hücrelerinde bunların yanı sıra, yaşlılığa bağlı başka değişikliklerde gözlenmiştir.

Kalp kası liflerinde bulunan ve kahverengi bir yag pigmenti olan lipofuksinin yaşla birlikte artması da, kalbin kahverengi atrofisi olarak adlandırılan yaşlılığa özgü bir atrofiye yol açarİleri yaşlardaki kalp kası yapranmasına bağlı olarak, kalbin sağ odacıklarının duvarlarında lifsi ve yağsı dokuların arttığı, ayrıca kalp kasını besleyen koroner damarların iç yüzlerindeki ve duvarlarındaki esnek dokunun yerini giderek lifsi dokuya bıraktığı görülür. Yaşlanma süresi içinde atrofiye uğramış kalp kasında, protein yapısında bir madde olan amiloidin aşırı derecede birikmesi de oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.

İleri yaşlardaki karaciğer atrofisinde ise, yağ dokusuna sarı rengini veren lipokrom pigmentinin karaciğer hücrelerindeki miktarı giderek artar. Yaş ilerledikçe, kemikler giderek daha hafif ve daha gözenekli olmaya başlar (osteoporoz)Kemik dokusundaki azalma özellikle uzun kemiklerin ucundaki süngerimsi dokuda ve kemik korteksinin iç bölümlerinde belirgindir. Bu değişikliklere ve kemik hücrelerinin azalmasına ek olarak, kemik dokusundaki kalsiyum çökelmesinin de giderek yavaşlaması kemiklerin eskisinden daha çabuk kırılmasına yol açar.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç