Antarktika nedir?

Güney yarımküresinde, Güney Kutup Noktası çevresinde bulunan ve büyük bölümü buzlarla kaplı olan yeryüzünün altıncı kıtasıdır. 1898 yılından beri Antarktika adiyle anılan Güney Kutbu arazisinin dört bir yanı okyanuslarla çevrilidir. Antarktika, Avrupa'dan 1,5; Türkiye'den ise 18 defa büyüktür. Yüzölçümü 14.107.637 km2'dİr. Kıtanın hemen bütün yüzeyini kaplayan buzlar, dünyanın bütün öteki bölümlerindeki buzların toplamı kadardır. Kalın buz tabakaları altındaki sıradağlar yer yer buzların arasından sivrilen yüksek tepeler meydana getirirler. Daha çok kıyılara yakın olan bu sıradağları n en büyüğü Güney Victoria Arazisi ‘nin ÖSS denizi kıyılarında görülür. 4.000 km. boyunca yol alan bu dağların bazı kollan Güney Kutup Noktası yakınından geçerek Şeddeli denizi kıyısına kadar uzanır.

Antarktika'yı kaplayan geniş buz takkesinin, deniz yüzeyinden ortalama yüksekliği 2.200 metreyi bulur. Kıta üzerindeki bu tabakalarının kalınlığı yer yer birkaç bin metreyi geçer. Geniş buz yaylalarının ortalama yüksekliği ise 2.500 metredir. Yani buzların kalınlığı 500 m. kadardır. Kıyılarda geniş buz düzlüklerine rastlanır. Bunlar adeta kıyıya yapışmış durumdadır. Şelf buzu adı verilen bu dev buz düzlüklerinin en büyüklerine ÖSS denizi kıyılarında rastlanır. Antarktika'da alev ve duman püskürten en ünlü yanardağ Erebustur. 4.023 m. yüksekliği olan bu yanardağ Ross şelf buzunun en kuytu yerindeki bir ada üzerinde bulunur. İkiz kardeşi Terror da bu ada üzerindedir.

Antarktika'da yazın, yani aralık ve ocak aylarında ısı hiç bir zaman sıfırın üstüne çıkmaz, ama dondurucu rüzgarlar diner. Kış mevsiminde, yani haziran temmuz aylarında ise Doğu Antarktika yaylalarında yeryüzünün en düşük ısısına rastlanır: — 78,5°. Rüzgarların hızı da Ad6lie arazisinde saatte 250 km.'yi bulur. Antarktika'da yosun ve likenlerden başka hiç bir bitki yoktur. Bunlara da ancak kar ve buzlarla kaplı olmayan kayalık yamaçlarda rastlanır. Buna karşılık hayvanlar dünyası oldukça zengindir. Fırtına kuşları, ayı balıkları, penguenler ve balinalar Antarktika'nın belli başlı hayvanlarıdır. Antarktika'da son yıllarda yapılan araştırmalar kıtada zengin maden cevherlerinin bulunduğunu gösterdi.

antarktika

Güney Victoria arazisinde kömür yataklarına, George kıyısında demir ve altın madenlerine, Graham arazisinde de kükürt, manganez ve uranyum cevherlerine rastlandı. Bu kaynaklardan yararlanmak için uzun yılların geçmesi gerektiği göz önüne alınırsa bugün kıtanın biricik «ihracat ürünü» nün bilimsel araştırmalar olduğu ortaya çıkar. Gerçekten de Antarktika uzun süren keşiflere sahne olmuştur, bugün de olmaktadır. İlk olarak Fransızlar 18. yüzyılda Antarktika açıklarında birkaç ada keşfettiler. Sonra İngiliz gemicisi Kaptan Cook 70. paraleli geçmiş, 1821'de Bellinghausen başkanlığındaki Rus araştırmacıları daha da güneye sokulmuşlardır. 1911'de Norveçli Amundsen ve 1912'de de İngiliz Scott Güney Kutup Noktası'na ulaştılar.

Antarktika kıtası bugün uluslararası bir kimliğe sahiptir. Kıta İle ilgili devletler, Büyük Britanya, Norveç, Avustralya, Fransa, Yeni Zelanda'dır. Bunlar 1.12.1959dan itibaren 60. enlem dairesi içinde kalan bölgeler üzerindeki iddialarından vazgeçtiler. Güney kutbunda ilk araştırmalar 1772-1775 seneleri arasında Kaptan James Cook komutasında bir İngiliz ekibi tarafından yapılmıştır. Daha sonra 1819’da İngiliz William Smith güney Shetland adalarını keşfetti. Amerikalı N. Brown Palmer, Ozleans geçidini ve daha sonra yarımada olduğu anlaşılarak, Palmer adını alan kuzeybatı sahilini buldu.

1820 ile 1830 yılları arasında Antarktika’nın araştırılması için daha çok çalışma yapıldı. Fabian von Bellngshausen adlı bir Rus araştırmacı kıtayı dolaşmış ve 1821 yılında bir çok ada keşfetmiştir. 1823’te İngiliz gemicisi James Weddell kendi adı ile anılan denizi buldu. Fransız araştırmacı Dumont d’Urville 1840’da Adelie Sahili’nin haritasını çizdi. ABD deniz yüzbaşısı Charles Wilkes, 1838-1842 yılları arasında yaptığı araştırma sonucunda Antarktika’nın bir kıta olduğunu ortaya koydu. Kıt’anın Hint Okyanusu kıyısında gördüğü kıyıya onun adı verildi. Sir James Clark Ross, 1839-1843 tarihleri arasında kendi adıyla anılan, buzlardan tamamen arınmış, bir su kütlesi buldu. Daha sonra yoluna devam ederek Victoria toprağına ulaştı. Ancak Ross, karaya hiç ayak basmamıştır. 1895 yılında Norveçli Leonand Kristensen, Ceupe adası yakınında sahile bir ekip çıkardı ve bu ekip bir kış kıt’ada kalarak geri döndü.

On dokuzuncu yüzyılın son on yılından itibaren kıt’aya yapılan keşif gezileri artırıldı. Kaptan Robert Falcon Scott, İsviçreli Nils Ofto Gustar, Ernest Henry Shacleton ve Jean Charcot gibi bir çok araştırmacı kıt’anın bir çok yerlerini keşfettiler. 1911’de Norveçli Roald Amundsen, Alman Wilhelm Filcner, İngiliz Robert Scott, Avurturyalı Dauglas Mawon ve Japon It Nobu Shiruse’den meydana gelen bir ekip kıt’aya çıktılar. Hepsinin hedefi Güney Kutbu idi. Kutba ilk defa Amundsen ulaştı. Arkasından mc Murdo Sound da kutba vardı. Ancak dönüşte yiyeceklerin bitmesi ve hayvanların yorulması yüzünden donarak öldüler.

Uçakların kullanılması Arktik ve Antarktika'nın keşfinde yeni bir devir açmıştır. Sir Hubert Wilkins ilk defa Antarktika üzerinde başarılı uçuşlar yaptı. 1928-30 yılları arasında Richard E. Byrd keşif uçakları ile seferler yapmış ve Amundsen’in üs kurduğu yere yakın bir yerde "Küçük Amerika Üssünü" kurmuştur. Kendi adıyla anılan, kıt’anın doğuya doğru olan kısımlarını keşfeden Byrd, müteaddid defalar uçak ve gemi ile kıt’aya seferler yaptı. 1926’dan 1937’ye kadar Norveçliler de çeşitli kısımların haritalarını yapmak için çalışmalarda bulundular. Queen Mand arazisinin detaylı haritasının yapılmasından sonra kayalık sahil boyunca buzlu olmayan göller bulundu. Bunlar yaz güneşinin yeter derecede buzlanmayı önlediği sahil boyundaki çöküntülere akan, eriyen karların sebep olduğu göllerdir.

1923’ten 1939’a kadar kıtada yeni yeni, geniş yerler bulundu. 1935’ten itibaren Ellworth çeşitli uçuşlar yapdı ve bu uçuşlar esnasında kendi adı ile anılan bölgeyi buldu. İngilizler bölgede çeşitli araştırmalara devam ettiler. Bu çalışmalar İkinci Dünya Harbi sırasında bir durgunluğa girdi. Amerikalı Richard H. Cruzen askerlerle birlikte kıtaya gitti. Antarktik Yarımadası ve Wedali Denizi kısmı dışında bütün Antarktik sahillerini içine alan sahanın havadan haritasını çizdi. Daha sonra İngilizler, Norveçliler, İsveçliler, Fransızlar çeşitli araştırmalar yaptılar ve Antarktik’te çeşitli üsler kurdular. Uluslararası Jeofizik Yılı münasebetiyle yapılan toplantılarda araştırma ekiplerinin kurulması teklif edilerek bu ekipler için bir çalışma programı hazırlandı.

Kurulan ekiplerde çeşitli devletlerden ilim adamları katıldı ve kıt’anın bir çok yerleri keşfedildi. Programın 31 Aralık 1958’de başarıyla bitmesinden sonra, ilmi araştırmaların devam ettirilmesi için "Antarktika’yı Araştırma Özel Komitesi" (SCAR) denilen milletlerarası bir komisyon kuruldu. Antarktika Antlaşması döneminde, uluslararası işbirliğiyle düzenlenen ilmi projeler artmıştır. Ayrıca ülkeler tek tek düzenledikleri projelerle araştırmalarını sürdürmektedirler. Kıta kıyılarında yaşayan hayvanları korumak için 1982 senesinde Antarktika Deniz Hayatını Koruma Konvansiyonu kuruldu. Günümüzde var olan antlaşmalar çerçevesinde, kıt’ada bulunan kaynaklardan düzenli biçimde faydalanmak için bazı çalışmalar yapılmaktadır.

Kar ve buz örtüsü dışındaki yerlerin ortalama yüksekliği diğer kıt’alara göre iki misli olup, ortalama 1830 metredir. karaların üzerindeki buz ve kar kütlesinin kalınlığı ortalama olarak 2000 m civarındadır. En yüksek nokta 4270 metreyi bulur. Antarktika dünyanın en soğuk bölgesidir. Sahil kenarları, iç kısımlara ve yükseklere göre daha sıcaktır. 1960 yılında 3962 metre yükseklikteki Vostok istasyonunda -88,3 derece okunarak dünya soğukluk rekoru tespit edilmiştir. En soğuk aylarda ortalama sıcaklık kıyıda -20°C ile -30°C, iç kesimde ise, -40°C ile -70°C arasında değişir. Yağışlar kar şeklindedir. Sıcaklık donma noktasının üstüne pek çıkmadığından bitki ve hayvan yönünden en kısır kıt’adır. Sadece kuzeye bakan, güneşe doğru olan kaya ve yamaçlar üzerinde son derece küçük bitki şekilleri bulunur. Botanikçiler kıt’anın kenarları boyunca ve dağların yakınlarında 400 kadar çeşitli yosun türüne rastlamışlardır.

Kıtanın 20° ve 80° boylamlarıyla Antarktika yarımadası ve Shetland arası İngiltere egemenliği; Ross Dependency bölgesi Yeni Zelanda egemenliği; Avustralya Antarktik Bölgesi, Macquarie Heard ve Mc Donald Avustralya egemenliği; Marion ve Prens Edward adaları Güney Afrika Cumhuriyeti egemenliği; Kerguden ile Crozet takımadası, yeni Amsterdan, Adelie arazisi Fransa egemenliği; Bouvet, S. Pierre adası Norveç egemenliği; Ross ve Falklanda arasındaki bölge ise ABD egemenliği altındadır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç