Anomi nedir?

Bir toplumdaki mevcut kültürel değer ve sosyal amaçlar ile o toplumda yaşayan bireylerin söz konusu amaç, değer ve kurallara uygun olarak davranma ve yaşama istekleri arasında belirgin bir farklılaşmasının ortaya çıkması sonucu, toplumsal ilişkileri düzenleyen kural ve değerlerin aşınmasının doğurduğu karmaşa ve kuralsızlık durumuna anomi denir.

Etimolojik olarak anomos (yasasız, yasası olmayan) ve türevi anomia sözcüklerinden gelen anomi kavramı, sözcük anlamıyla normsuz, yasasız olma durumunu ifade etmektedir. Ancak sosyologlar, anominin kavramlaştırılmasında farklı bakış açıları sergilemektedir: Hangi yasa ve normların söz konusu olduğu, yasa ve normların salt yokluğunun mu yoksa saygınlığının azalmasının ve karşı çıkılmasının mı söz konusu olduğu, tek bir anominin mi olduğu yoksa pek çok anomiden mi söz edilebileceği gibi hususlarda farklılıklar gözlenmektedir

Yine anomi çerçevesinde ele alınan olgularda da büyük bir çeşitlilik görülmektedir. Örneğin, kolektif şiddet hareketlerinde, bireysel pasiflik ve ilgisizlikte, sınırsız istek ve tutkularda, geleceğe yönelik umutların kaybında, farklı normlar arası çatışmalarda, toplumda ve kurumlarında normatif sistemin yıkılmasında, eylem hedef ve amaçlarının belirsizliğinde anomiden söz edilmiştir.

Anomi konusuna eğilen teorisyenlerden Durkheim’a göre anomi kavramı, genel bir deyişle bireylerin, belirli bir toplumda insan davranışlarını düzenleyen ve idealleri yansıtan sosyal değerlerle ilişkisinin zayıflaması veya kopmasını ifade etmektedir. Merton gibi diğer bazı sosyologlara göre ise toplumda entegrasyon aygıtları işlemediğinde, anomi belirir.

Anomi durumu, sosyal normlardan sapma durumudur. Toplumun bireye önerdiği amaçlar ile bireyin bu amaçlara ulaşma konusunda, genellikle sosyal statüsüne göre sahip olduğu meşru imkanlar birbiriyle uyuşmadığında, anomi eğilimi güçlenir. Toplumda anominin yaygınlaşması ile toplumsal kurumların işlevleri arasında da bir ilişki vardır. Toplumsal kurumların işlevini yitirmesi söz konusudur. Başta aile ve eğitim kurumlarının çocukların toplumsallaşmasındaki olumlu işlevleri ortadan kalkmıştır.

Aile ve eğitim kurumları çocukların erdemli, saygılı, sevgi dolu, merhametli, başkasını düşünen, yardımlaşmayı seven, paylaşımcı, çevreye karşı duyarlı, başkalarıyla empati kurmasını bilen bireyler olmaları yönünde yetiştirmemektedir. Günümüzün kapitalist toplumlarında bireyler “en iyisi” olmaya programlanmaktadırlar.

Kapitalist toplumların temel kurumlarından biri olan formel eğitim kurumları da bireylerin en zekisini, en çalışkanını, soruları herkesten önce cevaplayanını, puanları en yüksek olan üniversitelere gideni, en iyi akademik performansı göstereni kutsanmaktadır. En ahlaklı, en dürüst, en yardımsever, en merhametli, en erdemli, en saygılı olmaya yönelik duyarlılıklar ikinci plana itilmektedir. Çünkü bütün bu olumlu meziyetlerin ekonomik değeri yoktur.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç