Adenom nedir?

Adenom, glandüler dokuya benzeyen ve epitelden (organları döşeyen hücre tabakasından) kaynaklanan kanser olmayan bir tümör veya kist türü bir oluşumdur.

Endokrin gland adenomları (pitüiter bez, tiroid bezi, adrenal bezler ve pankreas gibi) aşırı hormon üretimine neden olarak hastalığa yol açabilirler. Örneğin, pitüiter bezin adenomu akromegali ya da Cushing sendromu yapabilir.

Hipofiz adenoma

Hipofiz bezimiz kafa tabanımızda, burun kökümüzün bir kaç cm arkasında bir cm lik bir kemik çukura yerleşmiş, vücudumuzun hormonal yönetiminin merkezidir. Ön bölümü beynin aşağı sarkması, arka bölümü yutaktan yukarı gelişen girinti ile oluşur. Hem beynin için de hem de dışında olma özelliği ile istisna bir organımızdır.

İçinde hormon salgılayan ve salgılamayan hücreler bulunur Salgıladıkları hormonun vücutta yaptığı yana etki ile , ya da oluşan kitlenin etrafa basısı ile belirtiler oluştururlar. Bir cm den küçüklerine “mikro”, büyüklerine “makro” adenom denir. Hormon salanlara “endokrin aktif”, salmayanlara “endokrin inaktif” adenoma denir. Beyin aksı dışında iyi huylu tümörlerdir, nadiren habis özellikler de gösterebilirler.

Hipofiz bezi tümörleri vücutta iki şekilde zararlı etki yapmaktadır. Birinci zararlı etkisini normal boyutunu geçmesi ile çevresindeki yapıları sıkıştırarak ortaya çıkarmaktadır. Bu durumda özellikle bezin yakınındaki görme siniri etkilenip hastada görme azalması veya görme kaybı oluşmaktadır. Tümör daha fazla büyürse göz hareketlerini yaptıran sinirlerin işlev kaybı da oluşabilmektedir. ü

Hipofiz bezi böyle büyük boyutlara ulaştığında normal hipofiz dokusu işlevini kaybedeceğinden hipofizden salgılanan çeşitli hormonlarda eksiklik te görülebilmektedir. Birinci etkiyi oluşturan tümörlere makroadenom denilmektedir. Tümör ikinci zararlı etkisini ise, hipofiz bezini aşırı büyüterek veya büyütmeden bazı hormanların aşırı miktarda salgılanması ile göstermektedir. Hipofiz bezi 1 cm yi geçmeyecek kadar büyümüşse bu tümörlere mikroadenom denilmektedir.

Hipofiz bezi; ön hipofiz ve arka hipofiz olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Hipofiz bezi tümörleri esas olarak ön hipofize ait tümörlerdir. Hipofiz tümörlerinin tedavisinde üç yaklaşım vardır: İlaç kullanımı, ameliyat ve ışın tedavisi. İlaç tedavisiyle aşırı hormon salgılanmasını kontrol etmek mümkündür. Ancak ilaç kesildiğinde çoğu hastada hormon salgılanması tekrar eski düzeyine yükselir.

Örneğin aşırı prolaktin salgılayan bir tümörde hasta gebe kalmak istiyorsa ilacın, doğacak bebeğe yan etkileri olacağından kesilmesi gerekir. Bu da tümörün tekrar büyümesini kolaylaştırır. Hastanın ilacı tüm yaşamı boyunca kullanması gerekebilir.  Cerrahi tedavinin amaçları şunlardır: Tümörün çevre dokulara, örneğin görme sinirlerine yaptığı baskıyı kaldırmak, tümör kitlesini küçülterek ilaçla tedaviye daha iyi yanıt alınmasını sağlamak.

İlaca cevap vermeyen tümörlerde de cerrahi tedavi uygulamak gerekir. Ani görme kaybına neden olan makroadenom veya tümör içine kanama gibi durumlarda hiç zaman geçirmeden ameliyat yapılmalıdır. Cerrahi tedavi başlıca iki yolla yapılır. Birincisi transsfenoidal denilen burun yolu, ikincisi ise kafatası kemiğini yukarıdan açarak hipofiz tümörünü çıkartmak şeklinde özetlenebilir.

Işın tedavisi, ilaç tedavisi ve ameliyat ile kontrol altına alınamayan veya ameliyat ile ulaşılması riskli yere uzanan hipofiz tümörlerinde tercih edilir. Günümüzde hipofiz tümörlerinin cerrahi tedavisinde transsfenoidal yol tercih edilmektedir. Transsfenoidal cerrahiye bağlı olarak hastanın karşılaşabileceği komplikasyonların oranları aşağıda verilmiştir:

• Anestezi komplikasyonları %2.8 
• Karotis arter yırtılması %1.1 
• Beyin dokusunda hasar %1.3 
• Tam çıkarılamayan tümör dokusunun içinde hematom %2.9 
• Görme kaybı %1.8 
• Göz hareketlerinde felç %1.4 
• Beyin omurilik sıvısı kaçağı %3.9 
• Menenjit %1.5 
• Burun içindeki septumun delinmesi %6.7 
• Burun kanaması %3.4 
• Sinüzit %8.5 
• Ön hipofiz hormon yetmezliği %19.4 
• İnsipit diyabet %17.8 
• Ölüm %0.9

Hipofiz adenoma belirtileri nelerdir?

Hormon salanlar boyutları ne olursa olsun saldıkları hormonun vücutta oluşturduğu yan etkiyle kendilerini gösterirler. Örneğin lohusalarda memede süt oluşumunu sağlayan prolaktini yapan hücrelerin aenomu , saldığı fazla hormonal, memede yersiz süt salımına, menopoz öncesi kadında adet düzensizliklerine yol açar.

Kortizol yapan hücrelerin adenomu, oluşturduğu fazla kortizonla Cushing hastalığına ( aydede yüz, şişmanlık, şeker hastalığı, hipertansiyon vs.) neden olur. Büyüme hormonu salgılayan hücrelerin adenomu , hasta büyüme çağı öncesi ise dev insan gelişimine (gigantism), erişkinde ise ellerin ve ayakların uzmasına, kalp yetmezliğine, şeker hastalığına vs. sebep olur.

Daha nadiren tiroid hormonu salgılatan hücrelerin adenomu tiroid bezi yetmezliği ya da fazlalığına ait belirtiler yapar. Hormon salgılamayanlar ise oluşturduklar kitlenin hipofiz bezine bası yaparak , hipofiz bezinin görevini yapamaması sonucu hormon eksikliklerine, erkekte ve kadında cinsel fonksiyon bozukluklarına, kısırlığa , çok idrar çıkarmaya, görme sinirine basarsa yarım yada tam körlüğe, neden olur.

Büyük hacimli endokrin aktif tümörlerde diğerleri gibi bası belirtilerini aynen yapabilir. Daha nadiren çok büyüyen ve büyüme hızı fazla olan, habaset özelliği gösterenler kafa içi basıncını artıran belirtilerle de görülür.

Tedaviyi belirleyen faktörler

1. Eğer varsa tümörün hormon üretimi
2. Tümörün boyutu
3. Tümörün komşu yapılara yayılıp yayılmadığı
4. Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu.

Medikal tedavi

Hormon salgılayan tümörler bir endokrinolog ile birlikte tedavi edilmelidir. Prolaktinomlar sıklıkla sadece medikal tedavi gerektirir. Medikal tedavi akromegali ve cushing hastalığında önemli rol oynar. Cerrahi öncesi mevcutsa hipofiz yetmezliğinin tedavisi önemlidir. Yetersiz kortizol veya tiroid düzeyi yaşamsal önemde olduğundan tedavi edilmelidir.

Cerrahi tedavi

Hipofiz adenomlarının büyük çoğunluğu burundan endoskopik ve mikrotekniklerle en iyi şekilde çıkarılabilir.

Radyoterapi

Stereotaktik radyoterapide tümöre yüksek doz radyasyon verilirken normal hipofiz bezi hariç çevre beyin dokusu sadece bir miktar radyasyon alır. Bu nedenle radyoterapinin ana sakıncalarından birisi geç dönemde hipofiz yetmezliğine yol açmasıdır. Tipik olarak bu durum tedaviden yıllar sonra olur ve eksik hormonların yerine konmasını gerektirir. Radyoterapi cerrahi olarak kür elde edilemeyen ve ilaç tedavisi ile kontrol altına alınamayan tümörler için yedekte tutulmalıdır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç